Maden dekapaj işi sözleşmesinin feshi, haksız fesih tazminatı, vekaletsiz iş görme alacağı ve teminat mektubu taleplerine dair ticaret mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bir maden ocağı dekapaj işi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta, yüklenici taraf haksız sözleşme feshini, yapılan ek işlerin bedelini ve ödenmemiş hakediş alacaklarını talep ederken; işveren idare, yüklenicinin iş programına uymadığı gerekçesiyle sözleşmenin haklı feshedildiğini, teminat mektuplarının irat kaydedilmesinin yasal olduğunu ve yeniden ihale sürecinden doğan zararının tazminini savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise yüklenicinin 5.000 TL hakediş alacağı ile idarenin 1.124.418,35 TL tutarındaki menfi zarar taleplerini faizleriyle birlikte kabul etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/1111 E.  ,  2025/3819 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2019/524 E., 2024/535 K.
BİRLEŞEN 2013/398 ESAS SAYILI DOSYADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davacı-birleşen davada davalı .... vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davada-davacı ... vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 12.11.2010 tarihli ... Maden Genel Müdürlüğü, ... İşletme Müdürlüğü ... Ocağı 12.500.00 ton dekapaj işine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının imzalanan bu sözleşmeyi 11.02.2011 günü sona erdirdiğini, ancak feshin akabinde işi kaldığı yerden müvekkilinin yapmasını istediğini, 11.03.2011 tarihinden sonra yapılan imalatların sözleşme kapsamında olmadığını, vekaletsiz iş görme kapsamında değerlendirilerek alacaklarının belirlenmesi gerektiğini, işin 7.000.000 tonluk kısmını tamamladığını ve 29.05.2012 tarihli tutanakla davalı idareye teslim edildiğini, 2012 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayında iş sahasının bulunduğu bölgede mevsim normallerinin çok üzerinde yağmur yağdığını, yağışlar nedeniyle çalışmanın fiilen imkansız hale geldiğini, işe başlamak için bir süre beklemek gerektiğini, 2012 yılı Temmuz ayı ortalarına kadar müvekkile ait makine ve ekipmanların maden sahasının çalışmaya elverişli hale gelmesini beklediğini, bu esnada davalı idarenin 21.06.2012 tarihli yazı ile müvekkili şirketi uyardığını, daha sonra uyarı konusu eksikliklerle ilgili inceleme yapmadan ve inşaat sahasında yeterli makine ve personel bulunmasına rağmen sözleşmenin tek taraflı olarak idarece feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin hukuka aykırı olarak feshedildiğinin tespitini, 11.03.2011 tarihinden sonra yapılan imalatlar için vekaletsiz iş görme hükümleri gereğince şimdilik 5.000,00 TL'nin avans faiziyle davalıdan tahsilini, teminat mektubunun irat kaydedilemeyeceğinin tespiti ile iadesini, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlar için fesih tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini, sözleşme dışı yaptırılan imalatların tespiti ile avans faiziyle davalıdan tahsilini ve bugüne kadar ödenmeyen hakediş bedellerinden şimdilik 5.000,00 TL'nin avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın çalışmalarının iş programını yakalamaya yetmemesi üzerine işi yetiştiremeyeceğinin anlaşılmasıyla davacıya 20 günlük ek süre verilerek iş programına uygun çalışmaya başlaması, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, bu süreye rağmen yine iş programına uygun halde işin yapılmadığını, bunun üzerine sözleşmenin fesih işlemi ile birlikte teminat mektuplarının sözleşme gereği cezai koşul olarak gelir kaydedildiğini, kalan işi de içine alacak şekilde çıkılan yeni ihale sonucu dava dışı bir firma ile imzalanan sözleşmedeki birim fiyatın davacı ile imzalanmış olan sözleşmeye esas birim fiyattan yüksek olması nedeniyle ortaya çıkan zararın davacı yandan istendiğini, ancak davacı yanın ödeme yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının iş programını yakalayamaması nedeniyle uyarıldığını, sonrasında davacının sözleşmeyi feshettiğini, fesih işlemi ile birlikte davalının iki ayrı banka teminat mektubunun gelir kaydedildiğini, işin yeniden ihaleye çıkartıldığını, ihale sonucunda 3. bir şirket ile 12.03.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 1.124.418,35 TL menfi zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.04.2017 tarihli ve 2013/714 Esas, 2017/306 Karar sayılı kararı ile asıl davada davanın kısmen kabulü ile; talep ile bağlı kalınarak dava konusu 5.000,00 TL hakediş bedelinin dava tarihi olan 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/398 Esas sayılı dosyası yönünden ise davanın kabulü ile; dava konusu 1.124.418,35 TL alacağın dava tarihi olan 06.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 12.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) Yüksek 15. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2019 tarihli ve 2018/4116 Esas, 2019/3154 Karar sayılı kararı ile asıl davada teminat mektubunun iadesi talebinin para ile değerlendirilebilen işlerden olduğu halde harçlandırılmadığı ve mahkemece eksik harç ikmal ettirilmeden yargılama yapılıp hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idarenin ihtarlarına rağmen sözleşmenin eki olan iş programına uygun şekilde davacı tarafından süresinde sözleşme konusu işin ifasına başlanılmadığı, bu nedenle de davalı idare tarafından sözleşmenin 25. maddesine istinaden yüklenicinin iş programını aksatması veya işin süresinde bitirilmemesi gerekçelerine dayanılarak ve ihtaren sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği, kalan süre dikkate alındığında işin zamanında bitirilmesinin olanaksız olduğu, davalı idarenin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, bu nedenle asıl davada davacı yüklenicinin yasal koşulları oluşmayan kâr mahrumiyeti talebinin reddi gerektiği, banka teminat mektuplarının haklı fesih nedeni ile irat kaydedilmesinin sözleşme hükümlerine ve hukuka uygun olduğu, fazla imalat iddiasının usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında davacının160.942,69 TL hakediş alacağının bulunduğu, asıl davada davacı yüklenici şirket lehine sözkonusu talep kaleminden 5.000,00 TL'lik kısmının (bakiye kısım birleşen davada davacı idarenin alacağından tenzil edilmek üzere) işbu davada asıl davacı lehine hüküm altına alınması gerektiği, birleşen davada davalı sözleşmenin feshine sebep olduğundan davacı idarenin uğradığı menfi zararın, kesin teminat mektubu bedel farkı ile davalı yükleniciye verilen akaryakıt ve elektrik bedelinin davalı yükleniciden tahsili gerektiği belirtilerek, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davadanın kabulü ile davalı yüklenicinin asıl davada lehine hüküm altına alınan 5.000,00 TL haricindeki hakediş alacağının birleşen davacı alacağından tenzili sonrasında bulunan 1.124.418,35 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı idare tarafından yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılmasının idarenin sözleşmenin daha başından “dürüstlük kuralları” na aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, Danıştay tarafından yürütülmesinin durdurulması kararı verildiğinden yapılan sözleşmelerin hukuki dayanaktan yoksun bırakıldığını, sözleşmenin dayanağı kalmadığından somut olayda geçerli bir sözleşme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ibraz edilen hukuki mütalaanın mahkemece değerlendirilmediğini, davalı idare tarafından da sözleşmenin sonlandırıldığının açıkça ikrar edildiğini, ikinci feshin dahi sözleşmenin 26. maddesine uyulmadığından geçersiz olduğunu, sözleşmenin programında meydana gelen aksama veya gecikme nedeniyle sözleşmenin sona erdirilebilmesi için öncelikle sözleşme ile öngörülen sürenin dolması şartının gerçekleşmesi gerektiğini, ayrıca sözleşme konusu işin süresinde bitirilmemesi halinin davalı idareye sözleşmeyi “derhal fesih hakkı” da tanımadığını, işin süresinde bitirilmemesi halinde 90 (doksan) gün süreli yazılı ihtar yapılması gerektiğini beyan etmektedir.
2- Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davayı açarken davalının tüm alacağının mahsup edildiği gözardı edilerek, asıl davadaki 5.000,00 TL'nin bu mahsuplaşmanın dışında bırakılmasının hatalı olduğunu, mahsuplaşma sonucu oluşan alacaklarının idare yazısının tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi için 25.03.2013 tarih, 8115 sayılı yazı ile davalıya başvurulduğunu, söz konusu yazının 29.03.2013 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen davalarda uyşmazlık, eser sözleşmesine dayalı haksız feshin tespiti, bakiye iş ve fazla imalat bedellerinin tahsili, teminat mektubunun iadesi ile menfi zararların giderilmesi istemlerine ilişkindir.
1. Asıl davada davalı vekilinin temyiz başvurusu yönünden;
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 ncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 4 27... nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre asıl davada kabul edilen ve asıl davada davalının temyiz dilekçesine konu toplam miktar 5.000,00 TL olup, Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 20.520,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz başvurusu yönünden;
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Asıl davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine,
Asıl davada davalı-birleşen davada-davacı ...' peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalı ....'ne yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.