7. Ceza Dairesi, 5607 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçunda Eksik Ceza ve Etkin Pişmanlık İhtarı Eksikliğiyle Mahkûmiyet Hükmünü Bozarken Nakil Aracı İadesini Onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, kaçakçılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, sanık hakkında temel cezanın eksik belirlenmesi, etkin pişmanlık hükümlerine dair usulüne uygun ihtar yapılmayarak savunma hakkının kısıtlanması, takdiri indirim maddesinin hatalı gösterilmesi ve suç tarihinin yanlış belirtilmesi gibi usul ve esas yönünden tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle bozarken; suçta kullanılan nakil aracının ve sanıkta ele geçen paranın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararını, katılan gümrük idaresinin itirazlarına rağmen oy çokluğuyla onamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/161 E. 2021/386 K.SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracın müsadere talebinin reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Mahkûmiyet hükmü yönünden bozma, nakil aracı ile paranın iadesi hükümleri yönünden onamaSanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, suçtan zarar gören Gümrük İdaresinin davaya katılma talebinde bulunmasına rağmen Mahkemece katılma talebi hakkında bir karar verilmemiş ise de, 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesi uyarınca katılma talebinin kabulüyle davaya katılmasına karar verilerek katılan ... İdaresi vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I-Suçta Kullanılan Nakil Aracının ve Sanıkta Ele Geçen Paranın İadesine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesindeYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının ve paranın iadesine ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, II-Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesindeOlayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1.Sanığın eyleminin, suç tarihi ve ele geçirilen eşyanın niteliği itibarıyla suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/5. maddesi kapsamında kaldığı ve bu suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırı 1 yıl olduğu halde, sanık hakkında temel cezanın 6 aydan başlatılması suretiyle eksik ceza tayini,2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesinin "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" hükmünü içermesi karşısında, soruşturma aşamasında ihtarat yapılmayan sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca dosya kapsamındaki eylemlerinde suça konu eşyaların gümrüklenmiş değerlerinin toplamının iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağı ihtar edilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken, 7242 sayılı Kanun'un ile 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerden sonra sanığa etkin pişmanlık hükmünün mahiyetini içeren usulüne uygun kanuni ihtarat yapılmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,3.Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. maddesi yerine 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,4.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 06.09.2014 yerine 2014 olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.KISMİ KARŞI DÜŞÜNCESanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanması dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;Yerel Mahkemenin 08.07.2021 tarih ve 2021/386 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.03.11.2025