Yurt dışı işçilik alacakları davasında bozma sonrası yabancı hukuk uygulaması, ıslah zamanaşımı, kamu düzeni ve anayasa mahkemesi iptalinin Türk hukuku üzerindeki etkileri.
Özet: Dava, davacının yurt dışındaki işyerinde haksız fesihle sona eren iş sözleşmesi nedeniyle kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarının tahsili talebiyle açılmış; ilk derece mahkemesinin yabancı hukuk uygulayarak davayı kısmen kabul etmesi ve istinaf tarafından onanması üzerine Yargıtay, kısmi dava olarak açılıp ıslah edilen taleplerde davalının ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı definin dikkate alınmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur; bozma sonrası ilk derece mahkemesi, zamanaşımı defini gözeterek taleplerin bir kısmının zamanaşımına uğradığını belirterek davayı tekrar kısmen kabul etmiş, davacı vekili ise yabancı hukuk uygulaması ve ıslah zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı olduğunu iddia ederek bu son kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/8375 E.  ,  2025/9216 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI: 2025/2 E., 2025/308 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2001-2015 tarihleri arasında yurt dışında bulunan işyerinde ince işler ustası olarak, saatlik net 4,30 USD ücret karşılığında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının yurt dışında çalışması sebebiyle uyuşmazlığın çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararı ile uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu ve PolNet kayıtlarına göre davacının toplam 8 yıl 6 ay 5 gün hizmet süresinin bulunduğu, son brüt ücretinin 967,50 USD olduğu, davcının iş sözleşmesine davalı tarafça son verildiği, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, hizmet süresine göre yıllık ücretli izin alacağı hesabı yapılarak taleple bağlı olarak hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararı ile davacı işçinin davalıya ait ... ülkesinde bulunan işyerinde 08.07.2002–10.12.2015 tarihleri arasında kesintili olacak şekilde çalışma yaptığı, son Yargıtay içtihatları gereğince uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu hükümleri gereği iş ilişkisinin sona erdiği (10.12.2015) ve davanın açıldığı (19.02.2016) tarihler gözetildiğinde, davanın yasal süresi içerisinde açıldığının tespit edildiği, Mahkeme kararının hak ihlaline sebebiyet vermeyecek derecede yasal ve yeterli gerekçe içerdiği, Yargıtay ve istinaf incelemesinden geçen emsal dosyalar gereğince davalı tarafa husumet ve sorumluluk yüklenmesinin isabetli olduğu, hizmet süresinin yurda giriş-çıkış kayıtlarına göre tespit edilmesinde hatalı yön bulunmadığı, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına çalışmanın gerçekleştiği yer ile işin niteliği uyarınca değer verilmesinin doğru olduğu, tatbik edilen ... Federasyonu İş Kanunu gereğince davacının tazminata hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu ve hesaplamaya esas alınan unsurların isabetli şekilde tespit edildiği ayrıca talebe uygun karar verildiği, davalı yararına hükmedilen vekâlet ücreti açısından da hata bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilerek, davanın kısmi dava olarak açıldığı, 19.02.2016 olan dava tarihi itibarıyla 3 aylık zamanaşımı süresi dolmadığı, ne var ki davacı vekili, 20.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taleplerini miktar itibarıyla artırdığı; davalı vekilinin ise 31.12.2019 havale tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu, dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarları da gözetildiğinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları yönünden davalı tarafın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiği, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alındığı, davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alındığında dava dilekçesindeki talepler dışındaki miktarların zamanaşımına uğradığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Yabancı hukuk uygulamasının dayanağı olan maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini,
2. Rus iş mevzuatı kapsamında ıslah zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacağını,
3. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
4. Hukuki güvenlik ilkesi ve belirlilik ilkeleri gereğince hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtıhatlara tamamen aykırı ve sürpriz sayılacak şekılde karar verilemeyeceğini,
5. Yabancı iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyeti kısıtladığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınıp alınmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.