İşçinin gerçek ücreti üzerinden sigorta primlerinin yatırılmaması sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları davasında Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı işçinin sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden değil, asgari ücret üzerinden yatırılması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi üzerine açtığı kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ulusal bayram/genel tatil ücreti alacakları davasında; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından, işçinin gerçek ücretinin yaptığı iş, mesleki kıdemi ve emsal ücret araştırması dikkate alınarak belirlendiği, feshin haklı olduğu ve alacakların kısmen hüküm altına alındığı kararları verilmiştir. Davalı işverenin, prim usulü çalışma ispatı, tanık beyanlarının yetersizliği ve imzalı bordroların kesin delil olduğu yönündeki temyiz itirazları, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1038 E., 2025/1180 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. İş MahkemesiSAYISI : 2020/75 E., 2022/79 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.09.2014-01.06.2020 tarihleri arasında davalı Şirkette pazarlama ve tahsilat personeli olarak çalıştığını, asgari geçim indirimi ile birlikte 5.220,00 TL net ücret aldığını, bazı aylar ücretinin net 6.000,00 TL'yi bulduğunu, ancak sigorta primlerinin asgari ücretten yatırılması sebebiyle iş sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 21.10.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, çalıştığı günden beri işyeri kuralları ve işleyişine hiçbir zaman riayet etmediği gibi üzerine düşen yükümlülükleri de yerine getirmediğini, davacının almış olduğu ücretin banka kanalıyla yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.10.2014-01.06.2020 tarihleri arasında toplam 5 yıl 7 ay 11 gün çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacının haftalık 9 saat fazla çalışma yaptığının kabul edildiği, dinî bayram dışındaki genel tatillerde çalışma yapıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporu doğrultusunda fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin hüküm altına alındığı, bu alacaklara makul oranda indirim yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, ücretin miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmakla birlikte davacının yaptığı iş, mesleki kıdemi ve emsal ücret araştırması dikkate alındığında, davalının iddia ettiği gibi asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Mahkemenin kabul ettiği miktarın yerinde olduğu, buna göre primlerin eksik ödendiği ve bu nedenle davacı feshinin haklı olduğu, bordrolarda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil tahakkuku bulunmadığı görülmekle taraf tanıklarının beyanları doğrultusunda belirlenen çalışma düzeninin yapılan işin niteliğine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Prim usulü çalışmanın mantığının, işçinin yapmış olduğu satışlar ve bu satışların tahsilatını yapması ile hak kazandığı ücret olduğunu, davacının asgari ücrete ek olarak prim aldığını iddia ediyor ise bu durumu somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, davalı tanığının prim alıyor olmasının davacının da aldığı anlamına gelmediğini, davalı tanıkları, davacı tanığı ya da herhangi bir işçinin aldığı prim ile davacının priminin aynı olamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı tanığının beyanlarına itibar ederek davacının prim alacağının 4.500,00 TL olarak kabulünün hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, 2. Davacının pazarlamacı olarak çalışması nedeniyle tanıkların davacının mesaisini bilebilecek durumda olmadığını, 3. İmzalı ücret bordrolarının sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğunu, tanık beyanları ile sonuca gidilemeyeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ile fazla çalışma alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.