Uluslararası iş uyuşmazlığında yurt dışı şantiyede çalışan işçinin kıdem/ihbar tazminatı talebinde Rusya hukuku zamanaşımının niteliği ve uygulanacak hukuk tartışması.
Özet: Yurt dışında çalışan davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açtığı davada, tarafların hukuk seçimi uyarınca Rus hukukunun uygulanması benimsenmiştir. İlk derece mahkemesi talepleri kabul ederken, bölge adliye mahkemesi Rus İş Kanununun 392. maddesindeki dava açma süresini hak düşürücü süre kabul ederek davayı reddetmiştir. Temyiz incelemesinde Yüksek Mahkeme, zamanaşımının uyuşmazlığa uygulanan hukuka tabi olduğu ilkesi gereği Rus hukukunun uygulanmasının yerinde olduğunu belirtmiş; önceki içtihatlardan dönerek, Rus İş Kanununun bireysel iş uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurma sürelerini düzenleyen 392. maddesindeki sürelerin hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresi niteliğinde olduğuna yeniden değerlendirme yaparak karar vermiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1188 E., 2025/1027 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş MahkemesiSAYISI : 2022/589 E., 2023/645 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyelerde 15.06.2012- 27.07.2013 tarihleri arasında elektrik mühendisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının yurt dışında çalıştığını ve dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiği, ... Federasyonu İş Kanunu'nda kıdem tazminatı bulunmadığı ancak bu mahiyette değerlendirilebilecek bir başka tazminat çeşidi olduğu, bu tazminatın hesabı bakımından 12 aylık bordro olmadığından aylık ortalama kazanç hesaplama yöntemi ve işten çıkarılma tarihi ne olursa olsun, tazminatı çalışanın ücretinden az olmayacağı, kıdem tazminatına esas ücretin aylık ücreti olarak dikkate alındığı, ihbar tazminatı yönünden de davacıya bildirim yapıldığının ispatlanmadığı gerekçeleri ile resen yapılan hesap doğrultusunda taleple bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesi ile ... hukukunun seçilmiş olduğu ve mutad işyeri hukukunun da ... olması nedeniyle somut olayda ... hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde yer alan sürenin Yargıtay tarafından zamanaşımı süresi olarak değerlendirildiği, davacının çalışma döneminin sona ermesinden itibaren gerek 3 aylık gerekse 1 yıllık süre geçtikten çok sonra 24.10.2022 tarihinde dava açıldığı, davacının taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Yabancı hukuk uygulamasının dayanağı olan maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, 2. Rus iş mevzuatı kapsamında ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirmesi yapılamayacağını, 3. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 4. Hukuki güvenlik ve huukuki belirlilik ilkeleri gereğince hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtıhatlara tamamen aykırı ve sürpriz sayılacak şekilde karar verilemeyeceğini, 5. Yabancı iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyetini kısıtladığını, 6. Davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığına ve yargılama gideri ile vekâlet ücretine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir. ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Dava tarihi itibarıyla Kanun'da yer alan zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle" ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.