**Yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçinin işçilik alacakları davasında zamanaşımı ve yabancı hukuk uygulamasına yönelik Yargıtay kararı.**
Özet: Dava, davacının davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde kaynakçı olarak çalışması sonucu iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram/genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarının tahsili talebinden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesi kısmen kabul kararı vermiş, istinaf bu kararı onamış, ancak Yargıtay davalı tarafın zamanaşımı defi ve uygulanacak yabancı hukuk (Rus hukuku) çerçevesinde alacakların hesaplanması noktasında yanılgılı değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyularak verilen kısmen kabul kararının taraflarca yeniden temyiz edilmesi üzerine, uyuşmazlık Rusya Federasyonu İş Kanununda yer alan zamanaşımı süreleri dikkate alınarak alacakların hesaplanması ve vekalet ücreti konularında yoğunlaşmaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2025/8170 E.  ,  2025/9203 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/3 E., 2025/244 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017-2020 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde kaynakçı olarak saat başı net 7,00 USD ücret karşılığında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanamayacağını, talep konusu alacakların ... hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde yer alan hayatın olağan akışına aykırı çalışma iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; somut uyuşmazlıkta davacının ... hukukuna tâbi çalışma döneminin 05.10.2020 tarihinde sona erdiği, davanın 29.12.2020 tarihinde açıldığı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih itibarıyla uyuşmazlıkta 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davalı tarafın cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunduğu dikkate alındığında iş sözleşmesinn sona ermesine bağlı olmayan alacaklar bakımından (hafta tatili ve genel tatil ücretleri) zamanaşımı def'ine değer verilerek alacakların hesaplatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden kısmi dava türünde açıldığı anlaşılan işbu davada davalı tarafın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Reddedilen kısım yönünden karşı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
b.Yabancı hukuk uygulamasının dayanağı olan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27/1 hükmünün Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarih kararı ile iptal edildiğini,
c. ... iş mevzuatı kapsamında ıslaha karşı zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacağını,
d. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
e. ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince geçerli sebeplerden dolayı sürelerin dolması nedeniyle sürenin mahkeme tarafından yenilenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın tamamen zamanaşımına uğradığını,
b.Yargıtay kararıyla da sabit olduğu üzere hukuk seçimi anlaşması bulunmayan döneme mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini,
c. Yargılama konusu davada müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini,
d. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
e. Davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ... Federasyonu İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı süresi dikkate alınarak dava konusu alacakların hesaplanması ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince; hafta tatili ücreti alacağı olarak net 1.008,00 USD'nin hüküm altına alınması gerekirken net 604,80,USD'nin hüküm altına alınması, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olarak net 604,80, USD'nin hüküm altına alınması gerekirken net 1.008,00 USD'nin hüküm altına alınması hatalıdır.
3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 29.12.2020 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Tarafların İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (ç) alt bendinde yer alan "1.008,00 USD" ibaresinin çıkartılarak yerine "604,80 USD" ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (d) alt bendinde yer "604,80 USD" ibaresinin çıkartılarak yerine "1.008,00 USD" ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (6) ve (7) numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine sırasıyla;
"6- Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,"
"7- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.