9. Hukuk Dairesi, işçinin fazla çalışma, kıdem, ihbar ve sair alacak taleplerinde ispat yükümlülüğü ile imzalı ücret bordrolarının hukuki niteliğine dair emsal içtihat.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, işvereninin şantiyelerinde belirli bir dönemde kesintisiz çalıştığını, mesai fazlası, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri ile yıllık izin alacaklarının ödenmediğini, haksız fesih ve eksik ücret ödemesi yapıldığını iddia ederek kıdem, ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiş; davalı ise davacının çalışan olmadığını ve iddiaların zamanaşımına uğradığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davacının iddialarını kabul ederek davanın lehine sonuçlanmasına karar vermiş olup, temyiz incelemesinde davalının temyiz itirazlarının çoğunun reddedildiği, ancak fazla çalışma alacağının ispat yüküne ilişkin özel bir değerlendirme yapılacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2025/7692 E.  ,  2025/9189 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/196 E., 2025/968 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/607 E., 2022/928 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.2017-20.06.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işyerine ait şantiyelerde haftanın 6 günü 07.00-17.00 saatleri arasında ayda 2 pazar günü de 07.00-17.00 arasında çalıştığını, haftada 2 gün de iş yoğunluğu sebebiyle 17.00'de bitmesi gereken mesaisinin saat 20.00'ye kadar uzadığını, davacının dinî bayramların 1. günü hariç tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, işverenin davacıya servis desteğinde bulunduğunu, davacının emekli olduğunu, ücretini elden ve haftalık olarak aldığını, son aldığı günlük yevmiyesinin 145,00 TL net olduğunu, çalıştığı döneme ilişkin olarak kendisine bir gün dahi yıllık ücretli izin kullandırılmadığını ve bu günlere ilişkin alacaklarının kendisine ödenmediğini, haksız olarak işten çıkarıldığını ve ücret alacağının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işverenin çalışanı olmadığını, emekli aylığı yetmeyen davacıyı ara ara bazı binaların sıva-boya işlerinin yapılması için ücreti mukabilinde çalıştırdıklarını, bu çalışmaların ücretlerinin de elden ödendiğini ve davacının bunu ikrar ettiğini yine iş oldukça çalıştırıldığına ilişkin dava dilekçesinde ikrarın bulunduğunu ve bu sebeple hiçbir alacağının bulunmadığını, alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık anlatımları, davacı tarafın beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının çalışmasının 01.04.2017-20.06.2020 tarihleri arasında (1.176 gün) olduğu, ücretin net 145,00 TL olduğu, davalı tarafından davanın iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, tanık beyanlarına göre haftalık 10 saat fazla çalışma yaptığı, ayda 2 hafta tatilinde ve dinî bayramların 1. günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, yıllık ücretli izin kullandırıldığının işverence ispat edilemediği, eksik ödenen ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Tanık beyanlarına karşı beyanda bulunmak için süre verilmesine rağmen beklenilmeksizin dosyanın bilirkişiye verildiğini,
2. Davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, mesainin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, 07.00'de işe başladığının hatalı olduğunu, hafta tatilinde ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına yönelik kabulün hatalı olduğunu,
3. Davacının 01.04.2017-20.06.2020 tarihleri arasında çalıştığı kabulünün hatalı olduğunu, davacının çalışma süresine göre kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izne hak kazanamadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücret miktarı ile talep edilen alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 66. maddesi gereğince madenlerde, taş ocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler, işçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri hâlinde yolda geçen süreler, demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır. Aynı maddenin son fıkrasına göre ise, işin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süreler çalışma süresinden sayılmaz.
Dosya içeriğine göre Mahkemece; işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarına başkaca deliller ile desteklenmesi durumunda itibar edilebileceği, davalı tarafın tanık beyanları da dikkate alındığında şantiyedeki çalışmanın haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında olduğu; ancak davacının yaptığı işe göre evinden çalışacağı yere doğrudan işverence götürülmeyip işyerinde belli saatte işe hazır edilip çalışılan mevkilere gittikleri, 07.00 saati itibarıyla işverenin emri altında olduğundan 08.00'de şantiyede işe başlamasının 07.00'de fiilî çalışmasına engel olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki Mahkemenin 2021/116 Esas sayılı dava dosyasında davalı tanığı A.B'nin 07.30'da mesainin başladığını söylediği, dolayısıyla mesai başlangıcının 07.00 olduğu hususunun yapılan somut işe uygun olduğu gerekçesiyle 08.00'de mesainin başladığı yönündeki itirazlar dikkate alınmaksızın davacının mesaisinin 07.00'de başladığı kabul edilmiştir. Ne var ki varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tanıkları saat 07.00'de evlerinden alındıklarını daha sonra malzeme deposuna götürüldüklerini ve depodan şantiyelerine dağıtıldıklarını ifade etmişler, emsal alınan dosyada ise davalı tanığı A.B. 07.30'da mesainin başladığını beyan etmiştir. Tanıkların sözü edilen beyanları dâhil dosya kapsamı 4857 sayılı Kanun'un 66. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde; işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla malzeme deposuna götürülme esnasında servis aracında geçen süre çalışma süresinden sayılmayacağına göre davacının malzeme deposuna götürüldüğü yarım saatlik sürenin çalışma süresinden sayılması doğru olmamıştır. Buna göre davacının mesaisinin 07.30'da başladığı kabul edilerek fazla çalışmasının hesaplanması yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.