Yabancı uyruklu işçinin haksız fesih, sigortasız çalışma, eksik ücret, fazla mesai, prim ve manevi tazminat ile boş senet baskısı iddialı işçilik alacakları davası.
Özet: İran vatandaşı davacı işçi, iki dönem çalıştığı işyerinde sigortasız çalışma, 2000 USD olarak kararlaştırılan ücretinin elden ödenen kısmının veya primlerin ödenmemesi, ücretlerin geri alınması, boş senet imzalatılması, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacaklarının kullandırılmaması, haksız fesih ve Türk vatandaşlığı konusunda baskı iddialarıyla kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ubgt, prim ve manevi tazminat talep etmiş; davalı işveren ise zamanaşımı, asgari ücretle çalışma ve tüm iddiaların asılsız olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise davacının iki dönem çalıştığını, ilk istifasının geçersiz sayılarak çalışma dönemlerinin birleştirilmesi gerektiğini ve işverenin ispat yükünü yerine getiremediğini tespit ederek davacının işçilik alacakları yönünden davasını kısmen kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/238 E., 2025/1945 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. İş MahkemesiSAYISI : 2021/215 E., 2024/268 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İran vatandaşı olduğunu, 18.04.2011-20.02.2016 tarihleri ve 12.12.2017-30.11.2020 tarihleri arasında iki ayrı dönemde işveren bünyesinde çalıştığını, ilk çalışma döneminde 1 yıl sigortasız olarak çalıştırıldığını, sigorta kaydının 18.04.2012 tarihinde başlatıldığını, ilk çalışma dönemine ilişkin tazminatlarının ödenmediğini, davacının, davalı Şirketin İran satış ve pazarlama işlerini yürüttüğünü, davacının aylık ücretinin ciro bazlı primler ile birlikte ortalama 2.000,00 Amerikan doları (USD) olarak kararlaştırıldığını, aylık ücretinin bir kısmını banka kanalı ile bir kısmını da elden aldığını, davacıdan önceki çalışmaları sırasında Şirkette zarar vermesi hâlinde, zararın karşılanmasına yönelik elinden boş senet alındığını, zamanla ücret ödemelerinde sıkıntı yaşamaya başladığını, işverenin baskılarının arttığını, zaman zaman yapılan ödemelerin dahi geri alınmaya başlandığını, Türk vatandaşlığı aldırılmayacağı hususunda baskıya maruz kaldığını, fazla çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arasında olduğunu, hemen hemen her gün en az 2 saat işyerinden geç çıktığını, ayrıca her gün evinden de telefon ve bilgisayar üzerinden çalışmasına devam ettiğini, 10-15 dakika içinde yemeğini yediğini, fazla çalışma alacaklarının ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştırıldığını, yıllık ücretli izin hakkının kullandırılmadığını, ikinci çalışma döneminde ücretinin asgari ücret dışında elden verilen aylık ücret ve primlerinin ödenmemeye, banka yolu ile yatırılan aylık ücretlerinin dâhi geri alınmaya, zorla asılsız bordro, izin belgesi imzalatılmaya başlandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim ödemelerinde usulsüzlük yapıldığını, davacının 2020 yılı salgın sürecinde ücretsiz izne çıkarıldığını, ücret alacaklarını alamayan davacının, kendisine imzalatılan boş senet nedeni ile korku yaşadığını, son olarak davacının 27.11.2020 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesini işverene çektiğini, davacının çalışma izninin sonlandığını, 4,5 yıllık çalışma belgesinin boşa çıktığını, Türk vatandaşı olamadığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, prim alacakları ile manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının asıl amacının Türk vatandaşlığına hak kazanmak olduğunu bilmeyen müvekkilinin, davacının İran vatandaşı olması ve İranlı olan müşteriler ile ilişkiler kurabileceği ve İran pazarına girebileceği düşüncesi ile iş başvurusunu kabul ettiğini, müvekkili Şirket tarafından davacının SGK ya bildirilmeyen çalışma dönemi olmadığını, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu, prim ödemesi bulunmadığını, davacının ilgili kuruma yapılan başvuruda da kendisinin ortaokul mezunu olduğunu belirttiğini, bu nedenle davacının ücretinin 2.000,00 USD olduğunun kabul edilemez olduğunu, davacının hiçbir şekilde fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması yapmadığını, yıllık ücretli iznini kullandığını ve izinde İran'a gittiğini, manevi tazminat koşulları bulunmadığını, ikinci çalışma döneminin çalışma izin süresinin bitmesi sebebi ile son bulduğunu, salgın nedeniyle 2020 Nisan ayı itibarıyla kısa çalışma ödeneğinden faydalandığını, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının SGK kayıtlarında olduğu gibi iki dönem hâlinde işyerinde çalıştığı, ilk dönem istifa dilekçesi mevcut ise de gerçek iradesinin istifa yönünde olmadığı, işverenin talimatı üzerine bu belgeleri yazdığı, yine beyanıyla örtüşür şekilde daha sonra yeniden işe girdiği anlaşıldığından ilk çalışma döneminin tasfiye edilmediği ve ikinci çalışma dönemi ile birleştirilerek değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat davasının tam eda davası olduğu, diğer talepler yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının hizmet süresi ve temel ücreti tartışma konusu olduğundan işçilik alacakları bakımından belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunduğu, davalı işverenin ispat yükünü yerine getiremediği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, bakiye 29 gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram ve genel tatillerin bir kısmında çalıştığı, ispatlanamayan prim, hafta tatili ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ispat edildiği hâlde manevi tazminat ve prim alacağı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile sona erdiğini, irade fesadı iddiasının dinlenemeyeceğini, b. Çalışma süresinin ve ücretin hatalı tespit edildiğini, c. Belirli süreli sözleşme ile çalıştığından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, ödenmeyen ücret, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi, kıdem süresi, ücreti ve talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanamadığı ve ispatı ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.. 2. Belirsiz alacak davasına yönelik Daire ilkeleri 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararda açıklanmıştır. Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları). İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/5 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup davacı; çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, hak kazandığı hâlde kullandırılmayan yıllık ücretli izin süresini, çalışma süresine göre tanınması gereken ihbar öneli süresini belirleyebilecek durumdadır. Davacı tarafından kıdem ve ihbar tazminatları hesabına esas giydirilmiş ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken ayni olarak sağlanan bir sosyal menfaatin varlığı da iddia edilmiş değildir. Dolayısıyla davaya konu edilen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının gerçekte belirlenebilir alacak olduğu ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden davacının çalışma süresi ve ücreti ihtilaflı olduğu gerekçesiyle sözü edilen talepler yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceğinin kabul edilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ve ücret alacakları bakımından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.