İşçinin haksız fesih, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti talepleri ile işverenin zimmet ve sadakatsizlik iddialarını içeren iş davası.
Özet: Satış temsilcisi olarak çalışan davacı, sağlık raporu sonrası işveren tarafından istifaya zorlandığını, haksız yere işten çıkarıldığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ve bordro hilesi yapıldığını iddia ederek kıdem, ihbar ve fazla çalışma alacaklarını talep etmiş; davalı işveren ise davacının sadakat borcuna aykırı davrandığını, müşterilerden nakit tahsilatları kendi hesabına geçirdiğini, zam öncesi sigaraları zamlı fiyattan satarak haksız kazanç elde ettiğini belirterek iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fazla mesailerinin ödendiğini ve davanın reddini savunmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/104 E., 2025/642 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 32. İş MahkemesiSAYISI : 2019/276 E., 2021/338 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını son olarak ... bölge sorumlusu olarak çalıştığını, davacının geçirmiş olduğu rahatsızlık nedeni ile 22.01.2019 tarihli, uzun süre ayakta kalmaması ve ağır kaldırmaması gereken bir bölümde çalışması gerektiği sonuçlu rapor verildiğini, davalı Firmanın davacıya uygun başka bir görev sağlamak yerine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/1-(a) hükmü gereğince kıdem tazminatını alarak istifa etmesini istediğini, ancak davacının bunu kabul etmediğini, akabinde gelişen 6 aylık süreç boyunca sürekli olarak davacıya istifa etmesi için baskı yapıldığını, amirleri tarafından saygısız bir tutum içerisine girildiğini, pek çok defa "Sen kendin yazıyı imzala ayrıl, yoksa seni tazminatsız işten çıkarırlar." uyarısı ve tehdidi yapıldığını, 02.09.2019 tarihinde haksız iddialarla davacının iki defa savunmasının istendiğini ve aynı gün 02.09.2019 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumundan iş sözleşmesinin feshinin bildirildiğine dair davacıya kısa mesaj geldiğini, davalının tek taraflı tutanak tuttuğunu ve savunma dahi almadan haksız olarak iş sözleşmesini feshettiğini, davalı işyerinde haftanın 6 günü saat 06.30'da işbaşı yapan davacının akşam ortalama saat 20.30'a kadar çalıştığını, bazen saat 21.00, 23. 00... .00'e kadar çalıştığını, kendisine fazla çalışma ücreti ödenmediğini, davacının işe başlarken davalı ile asgari ücretin %10 fazlası + prim usulü ile anlaştığını ancak davalı işverenin bordro hilesi yaptığını, çalışanlara asgari ücret seviyesinde aylık ücret verdiğini ve her ay fazla çalışma tahakkuku yaparak aylık ücretlerin asgari ücretin %10 fazlasına denk getirilerek ödeme yapıldığını, davalı Şirketin bordro hilesi ile çalışanların fazla çalışma davası açmasını önlemeye çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, sigara üreticisi olan ... Firmasının ... bölge distribütörü olduğunu, davacının 04.06.2010-02.09.2019 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak en son brüt 2.029,50 TL + prim sistemi ile çalıştığını, değişen oranlarla prim aldığını, servis hizmeti bulunmadığını, davacının Şirkete iletmiş olduğu 22.01.2019 tarihli hastane raporu sonucu 18.02.2019 tarihinden itibaren maddi ve sosyal hakları aynen muhafaza edilerek uzun süre ayakta kalmayacağı, ağır yük kaldıramayacağı sadece kendisine tahsis edilen aracın sevk ve idaresinden sorumlu olacağı bir iş ile görevlendirildiğini, bu görevlendirmesinin .... Noterliğinin 19.02.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, Şirket çalışanları tarafından 29.08.2019 tarihinde Şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler ve müşterilerle yapılan görüşmeler neticesinde davacının müşterilerden tahsil ettiği nakit tutarları kendi nam ve hesabına kullandığını, davalı Şirketin hesabına 3. kişilerin kredi kartları ile ödeme yaptığını, davalı Şirketin davacının bu işlemleri sonucu nakit olarak tahsil edilen parayı ancak 30... gün sonra ilgili banka tarafından komisyon kesilerek Şirket hesabına geçtiğini, davacının sadakat borcuna aykırı davrandığını, davacının zam döneminde araçlardan sigara toplayarak zam sonrası bu sigaraları zamlı fiyat üzerinden davalı Şirket müşterilerine satarak zamdan kaynaklanan fiyat farkını aldığını, davacının davalı Şirketin zararına yol açtığını ve pazar payını düşürdüğünü, davacının banka hesaplarına bakıldığında hesaplarda yüksek miktar para hareketliliğinin olduğunun tespit edileceğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, yapmış olduğu fazla çalışmalarının karşılığının ücret bordrolarına tahakkuk ettirilip ödendiğini, çalışma süresinin dağılımını kendisinin belirlediğini, davacıyı denetleyen bir amirin olmadığını, Şirket prensipleri nedeni ile fazla çalışma uygulamasının bulunmadığını ancak fazla çalışma bulunduğu takdirde ücret bordrosuna yansıtılıp ödendiğini, davacıya çalışması karşılığında ücret + prim ödenmiş olması nedeni ile davacının fazla çalışma ücreti ödenmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, bordrolarda davacının almış olduğu ücretlerin tam olarak gösterildiğini ve ödendiğini, zamanaşımı def'ilerinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, işyerinde çalışırken müşteriden tahsil ettiği nakit bedeli işyerine vermek yerine müşterinin alışveriş tutarını başkasına ait kredi kartını kullanmak suretiyle ödemesi şeklinde gelişen eyleminin doğruluk ve bağlılığa aykırı olduğu, davacının iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa aykırı hareketi nedeni ile davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, tanık beyanları dikkate alındığında ödenmeyen fazla çalışma ücreti bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi'nce delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. İlk Derece Mahkemesince davacı tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, davalının ispat yükünü yerine getirmediğini, 2. Soruşturma evraklarının dosyada bulunmadığını, tutanak tanıklarının dinlenmediğini, davalı Şirkette 2019 yılına kadar bayinin kendi kredi kartının kullanılması zorunluluğunun bulunmadığını, davacının kullandığı iddia edilen kartın sahibinin duruşmada davacıyı tanımadığını, kartı ... Kuruyemiş firmasının sahibi O. Bey'e verdiğini ifade ettiğini, kartın davacıya verilmediğini, davacı gibi satış temsilcilerinin esnaf tarafından verilen kartı kabul etme zorunluluğunun bulunduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan diğer işçi beyanlarının tanık olarak dinletilmemesi nedeniyle hükme esas alınamayacağını, 3. Feshin 6 günlük sürede yapılmadığını, geçerli fesih durumunda kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, 4. Bordro hilesinin davalı tanık beyanlarıyla kanıtlandığını davanın tüm alacaklar yönünden kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı ile davacının ücretinin belirlenmesi ve buna göre yapılan alacak hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.