Trafik kazasında yaralanan motosiklet sürücüsünün maddi ve manevi tazminat talepli davasında, ilk derece mahkemesinin kusur bulmaması üzerine temyiz edilen ve bozma kararı ile sonuçlanan yargılama süreci.
Özet: Bu hukuki evrakta, motosiklet sürücüsü davacının 2008 yılında karıştığı zincirleme trafik kazası sonucu yaşadığı yaralanmalar nedeniyle, başlangıçta 1.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat talep ettiği, sonradan ek dava ile maluliyet, tedavi ve bakıcı giderleri kapsamında 163.799 TL ek maddi ile 25.000 TL ek manevi tazminat talep ederek davalı araç sürücüleri ve sigorta şirketlerine karşı açtığı tazminat davası incelenmiş olup; davalıların sorumluluk, kusur ve zamanaşımı itirazlarına rağmen, ilk derece mahkemesi davacının kendi beyanı ve bilirkişi raporları doğrultusunda davalıların kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ve bu karar temyize konu olmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/203 E., 2024/357 K. Mahkeme kararı davacı ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı tarafından istenilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldi. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.10.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan davacıya, 22.04.2008 tarihinde davalı ...'nin sürücüsü ve davalı ... AŞ'nin sigortacısı olduğu aracın arkadan çarpması, davacıya çarpan araca da davalı ...'nin kullandığı ve ... AŞ'ye sigortalı aracın çarpması neticesinde davacının yaralandığını, kapıcı olarak çalışan davacının uzun süre tedavi gördüğünü ancak iyileşmenin sağlanıp sağlanmayacağının belli olmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline talep etmiştir.2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan davacıya, 22.04.2008 tarihinde davalı ...'nin sürücüsü ve davalı ... AŞ'nin sigortacısı olduğu aracın arkadan çarpması, davacıya çarpan araca da davalı ...'nin kullandığı ve ... AŞ'ye sigortalı aracın çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını, asıl dava dosyasında davacının 157.890,00 TL maluliyet tazminatı ve 5.909,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 164.799,00 TL maddi tazminatının belirlendiğini, mahkeme tarafından ek dava açılması için kendilerine süre verildiğini, asıl dava dosyasındaki 1.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 164.799,00 TL maddi tazminatı talep ettiklerini, ayrıca asıl dava dosyasında 25.000,00 TL manevi tazminat istediklerini, 50.000,00 TL manevi tazminat istemlerinden 25.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.000,00 TL manevi tazminat talepleri olduğunu, ayrıca olay tarihinden iş bu dava tarihi ile arasında geçen 90 aylık süre için 70.000,00 TL bakıcı gideri talepleri ile kendi başına hayatını idame ettirememesi nedeni ile bakıcı ücreti talebi olduğunu beyanla, 163.799,00 TL maddi tazminatın davalılar ... Sigorta AŞ ve ...'den, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 70.000,00 TL bakıcı giderinin davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini, faiz talebini kabul etmediklerini, öncelikle kusurun ispat edilmesi gerektiğini, davacının kaza nedeni ile malul kaldığının ispatını talep ettiklerini, ayrıca elde edilen gelirlerin de mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kendilerine başvuru yapılmadığını, temerrüt oluşmadığını, manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiş, ıslaha karşı cevap dilekçesinde ise ek davada ıslah edilen tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını ve reddi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.03.2011 tarihli ve 2009/45 Esas, 2011/210 Karar sayılı kararıyla; davacının 22.04.2008 tarihinde meydana gelen kazada yaralanması nedeni ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla dosyaya alınan bilirkişi raporlarının alternatifli olarak verildiği, davacı sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesi yere düştüğü, geriden gelen aracın çarpması ile kazanın meydana geldiğinin tespit edildiği, hazırlık aşamasında davacının verdiği beyanda, direksiyon hakimiyetini kaybederek yere düştüğü ve arkadan gelen aracın çarptığını beyan etmesi, dosyadaki tüm deliler ve ifadeler dikkate alındığında davalı ...'nin kazada kusurunun olmadığı, diğer davalı ...'nin ise kusur raporunda her iki alternatifte de kazada kusurunun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma KararıMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarihli ve 20142/14951 Esas, 2012/13107 Karar sayılı ilamıyla; "...Mahkemece kusurun tespiti yönünden 20.10.2009, 15.01.20 10... .09.2010 tarihli üç ayrı rapor alınmıştır. 20.10.2009 tarihli raporda, 34... plakalı araç sürücüsü ...'nin %50, davacı ...'ın %50 oranında kusurlu oldukları, davalı ...'nin ise önünde kaza yapıp ... ...'nin aracına arkadan çarpmak suretiyle maddi hasara sebebiyet verdiği ancak davacının yaralanması olayı ile ilgisinin bulunmadığı bildirilmiştir. Trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen 15.01.2010 ve ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 13.09.2010 tarihli raporlarda da, davalı ...'nin önünde seyreden kamyonetin motosiklete çarpmasını müteakip aniden fren yapması üzerine duramayarak önündeki kamyonete arkadan çarpması neticesinde maddi hasarlı kazaya karıştığı ancak davacının yaralanması olayında bir etkenliğinin olmadığı, bu nedenle olayda kusurunun bulunmadığı, davacı ile davalı ... açısından olasılıklı değerlendirme yapılarak, davalı ...'nin kamyoneti ile motosiklete arkadan çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde davalı ...'nin tamamen kusurlu, davacı ...'ın kusursuz olduğu, davacı ...'ın motosiklet ile seyir halinde iken hakimiyetini kaybederek arkasından gelen aracın hareket alanı içerisine düşmesi neticesinde kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde ise, davacı ...'ın tamamen kusurlu, davalı ...'nin kusursuz olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece, davacının kazadan sonra şuurunun yerinde olduğu halde verdiği, plakasını alamadığı kırmızı renkli bir aracın kendisinin kullandığı motosikletin tekerleğine hafiften çarpması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve motosikletten düştüğü yönündeki ifadesine itibar edilerek, kazada davalı ... kusursuz, davacı tam kusurlu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki somut olayda, kusur durumu kesin olarak tespit edilmeksizin karar verilmiş olması isabetli değildir. Bu durumda, davacı ve davalıların soruşturma aşamasında verdikleri ifadeler de değerlendirilerek, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Trafik Heyeti gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi kurulundan kusurun tespiti yönünden rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usul ilkelerine aykırı biçimde eksik inceleme ile yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bzoulmasına karar bozulmuştur.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci KararKüçükçekmece 10 Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/24 Esas, 2021/64 Karar sayılı kararı ile "22.04.2008 tarihli kazada yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı sürücünün kusurunun olmadığından bahisle reddedilen davada Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin verdiği bozma kararı sonrasında alınan kusur raporu ile kazada davacının %35 oranında, davalı ...'nin ise %65 oranında kusurunun olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Dairesinin verdiği rapor ile davacının %60 oranında maluliyetinin olduğunun belirlendiği, akabinde aktüer bilirkişiden alınan rapor ile davalının kusuru oranında sorumlu olduğu tutarın 508.294,00 TL olarak hesaplandığı, davacının ıslah ile taleplerini 508.294,00 TL olarak ıslah ettiği, tekrar alınan hesap raporu ile bu kez zararın 580.348,00 TL olarak belirlenmiş ise de ıslahtan sonra tekrar bedel artırımının mümkün olmadığı, davalı ...'nin kazada kusurunun olmadığı bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 508.294,00 TL tazminatın davalı ... ve davalı ... AŞ 'den poliçe limiti ile sınırlı kalmak üzere tahsiline, davalı ... yönünden 508.294,00 TL'nin olay tarihi olan 22.04.2008'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...Ş. yönünden ise 100.000,00 TL'nin 5.000,00 TL'sine dava tarihi olan 12.07.2011 tarihinden, 95.000,00 TL'sine ise ek dava tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi le birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... kusursuz olduğundan bu davalı hakkında davanın reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın kabulü ile davalı ...'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.Küçükçekmece 10 Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli ve 2021/24 Esas, 2021/64 Karar sayılı ek kararı ile alınan kusur raporu ile davalı ...'nin kazada kusurunun bulunmadığının belirlendiği, bu davalı ve sigortası olan ... A.Ş. yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesi ile davalı ... A.Ş. ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma KararıMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ..., davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 23.11.2022 tarihli 2022/2083 Esas, 2022/15312 Karar sayılı ilamıyla; "... ek davada ıslaha karşı zamanaşımı def’i yönünden mahkemece olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu husus hiç değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir...Davalı ... Sigortanın kazaya karışan aracın trafik sigortacısı sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu; bu davalının düzenlediği ZMSS poliçesi kişi başı bedeni sakatlık teminat limitinin 100.000,00 TL olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Hal böyle iken 100.000,00 TL ile sorumluluğu sınırlı olan davalı ... şirketinin harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından da bu miktara tekabül edecek şekilde sorumlu olduğu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken ve manevi tazminata yönelik davalı şirketin sorumluluğu olmadığı ve bu talebe ilişkin davacı lehine verilen vekalet ücretinden de sorumlu olmadığı hususu gözardı edilerek karar verilmesi hatalıdır..." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü KararMahkemece, 07.09.2023 tarihli, 2023/222-287 sayılı karar ile talebin 22.04.2008 tarihli kazada yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 29.03.2011 tarihli kararda davalıların kazada kusurunun olmaması nedeni ile verilen red kararın bozulduğu, alınan kusur raporu ile davacının kazada %35, davalı ...'nin %65 oranında kusurunun olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin verdiği rapor ile davacının %60 oranında maluliyetinin olduğunun belirlendiği, akabinde aktüer bilirkişiden alınan rapor ile davalının kusuru oranında sorumlu olduğu tutarın 508.294,00 TL olarak hesaplandığı, davacının ıslah ile taleplerini 508.294,00 TL olarak ıslah ettiği, tekrar alınan hesap raporu ile bu kez zarar 580.348,00 TL olarak belirlenmiş ise de ıslahtan sonra tekrar bedel artırımının mümkün olmadığı, davalı ... ve ... Sigorta AŞ'nin ise teminat limiti ile sorumlu olmak üzere 508.294,00 TL tazminata ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin verdiği bozma kararı ile davalı ...'nin ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmediği ve davalı ... AŞ'nin poliçe limiti ile sınırlı şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde kararın bozulduğu, davacının 19.10.2015 tarihinde taleplerini ıslah ettiği, mahkemenin ise 16.11.2015 tarihinde usulüne uygun olmayan ıslah talebinin reddine karar verdiği, birleşen dosya kapsamındaki ıslah dilekçesinin ise 09.05.2018 tarihinde verdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 60 ıncı maddesi uyarınca ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 109 uncu maddesi uyarınca 10 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu dikkate alınarak davalı ...'nin birleşen dosyadaki ıslaha karşı zamanaşımı def'inin yerinde olduğu gerekçesi ile davalı ...'nin kazada kusursuz olması nedeni ile bu davalı açısından davanın reddine, asıl ve birleşen davalar yönünden 164.799,00 TL maddi tazminatın davalı ... ve teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere davalı ... AŞ yönünden kabulü ile 164.799,00 TL'nin olay tarihi olan 22.04.2008'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...Ş. yönünden ise 100.000,00 TL'nin 5.000,00 TL'sine ilk dava tarihi olan 21.01.2009 tarihinden, 95.000,00 TL'sine ise ek dava tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiz uygulanmasına, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma KararıMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairenin 27.12.2023 tarihli 2023/12213 Esas, 2023/14210 Karar sayılı ilamıyla,"... 22.04.2008 tarihli kaza nedeni ile malul kalan davacı, 21.01.2009 tarihli dava ile 1.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, alınan hesap raporu neticesinde 19.10.2015 tarihinde maddi tazminat istemini 164.799,00 TL olarak ıslah etmiştir. Mahkemece 16.11.2015 tarihli celsede bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslah isteminin reddine karar verilmesi üzerine 28.12.2015 tarihli ek dava ile davacı vekili bakiye 163.799,00 TL maddi tazminat, 25.000,00 TL manevi tazminat ile olay tarihi ve ek dava tarihi arasında geçen 90 aylık süre için şimdilik 70.000,00 TL bakıcı gideri ile sınırlı hareket kabiliyeti nedeni ile bakıcı ücreti talebinde bulunmuştur. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu sonrasında 09.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile bakıcı gideri talebi 508.294,00 TL olarak artırılmış, davalı ... vekili 09.05.2018 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de mahkeme tarafından 508.294,00 TL bakıcı giderine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairenin 23.11.2022 tarihli 2022/2083 Esas, 2022/15312 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi yönünde bozma kararı verilmiştir. Bozma kararı sonrasında mahkemece ek dava ile istenen bakıcı giderinin tamamının reddine karar verilmiştir. 22.04.2008 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, Adli Tıp Kurumundan alınan 01.03.2018 tarihli rapor uyarınca başka birinin bakımına muhtaç durumda kaldığı anlaşılan davacı tarafından zamanaşımı süresi içinde 28.12.2015 tarihinde açılan ek dava ile 70.000,00 TL bakıcı gideri talebinde bulunulmuş, 09.05.2018 tarihinde dava ıslah edilmiştir. Dava dilekçesi ile talep edilen 700.000,00 TL bakımından dava tarihi itibariyle dava zamanaşımına uğramamışken talebin tümden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur ... Bozma kararı öncesinde davalılar ... ve ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilerek karar tarihi itibari ile davalılar lehine 5.100,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmiştir. Ret kararı usul ve yasaya uygun ise de bozma kararı sonrasında kararı temyiz etmeyen bu davalılar yönünden davacı aleyhine olacak şekilde karar tarihi itibari ile geçerli olan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmesi hatalıdır. .. Birleşen davada 09.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile istenen 508.294,00 TL bakıcı giderinin reddine karar verilmiştir. Red miktarı nedeni ile mahkeme tarafından davalı ... lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinde yer verilen "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı lehine belirlenen ücreti geçemez" düzenlemesi karşısında dava konusunun paraya ilişkin olduğunun, davada talep edilen ve ıslahla artırılan miktarın da reddedildiğinin anlaşılması karşısında vekille temsil olunan davalı lehine Tarifenin 13/3 üncü maddesinde belirtildiği üzere davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretini de geçmemek üzere yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekâlet ücreti tayin edilmesi gerekeceğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır..", gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü KararMahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada davalı ... ve ... A.Ş. bakımından dosya kapsamında aldırılan raporlarda davalı ...'nin kusursuz olduğunun anlaşılması nedeniyle bu davalılar yönünden açılan davanın reddine dair ikinci karar Yargıtay'ın 23.11.2022 tarihli ilamı öncesinde kesinleşmiş olduğundan yeniden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne, davacının ıslah talebi reddedilmiş olması nedeniyle fazlaya ilişkin talebinin reddine, bu tazminatın olay tarihi olan 22.04.2008'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... yönünden ise 1.000,00 TL'nin ilk dava tarihi olan 21.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davacının 163.799,00 TL maddi tazminat talebinin davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden kabulü ile (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden asıl davadan kalan teminat limiti olan 99.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 163.799,00 TL maddi tazminata davalı ... yönünden olay tarihi olan 22.04.2008'den itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı ... yönünden ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (Poliçe limiti ile sorumlu olduğu 99.000,00 TL'sine) birleşen dava tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, birleşen davada 70.000,00 TL bakıcı gideri talebinin kabulü ile davalı ... yönünden poliçe limitini aşması nedeniyle bu tazminatın davalı ...'den tahsili ile kazanın meydana geldiği 22.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, ıslah ile artırılan 438.294,00 TL bakıcı giderinin zamanaşımı nedeniyle reddine, asıl ve birleşen dosya bakımından bozma ilamı öncesi kararımız ile verilen manevi tazminat yönündeki hükum kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.V.TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davacının tedavi gideri talebi ve geçici işgöremezlik talebi yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken bu konuda hiçbir hüküm kurulmadığını, davalıların 2 kez cevap dilekçesini ıslah ettiği hususu dikkate alınmaksızın zamanaşımı define karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların süresinde cevap dilekçesi vermediğini ve savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, sürekli bakıcı gideri yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığını, davacının, sürekli bakım ihtiyacı zararını 27.04.2018 tarihli aktüer raporu ile öğrendiğini bu duurmda zamanaşımı süresinin dolmadığını, teminat limitinin hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini, sigorta şirketinin vekalet ve harçtan poliçe limiti ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, fazi türü ve başlangıcının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bütün alacak kalemleri maddi tazminat, bakıcı gideri ve manevi tazminat ile başkaca alacak kalemleri zamanaşımına uğramış olup reddi gerektiğini, dosyadaki taraf beyanları, bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporu birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nin aracını davacının kullanımındaki motosiklete çarpmadığının görüleceğini, davacının sonradan ifade değiştirdiğini, akli melekelerinde bir sorun olmadığını, olayda davalının kusuru bulunmadığını, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı ... 'nin sürücüsü olduğu ve diğer davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, motosiklet kullanan davacıya 22.04.2008 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, bakıcı gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre hükmün bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz olunan karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, 28.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'ye verilmesine,Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... A.Ş., ... Sigorta A.Ş ve ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ile davalı ...'ye yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.