Okul genel müdürünün, pandemi döneminde kesintisiz çalışmasına rağmen eksik bildirilen sigorta prim ve hizmet günlerinin tespiti davası.
Özet: Davacı, 02.02.2019 tarihinde başladığını iddia ettiği ve 31.12.2021de feshedilen iş akdine rağmen, işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna işe başlangıç tarihinin 09.08.2019 olarak eksik bildirildiği ve pandemi döneminde gerçekte kesintisiz çalışmasına karşın Mayıs 2020den itibaren kısmi çalışma veya ücretsiz izin gösterilerek hizmet ve prim günlerinin eksik raporlandığını ileri sürerek, tüm çalışma süresinin ve eksik bildirilen günlerin tespitini talep etmiş; davalı işveren ise davacının işe başlangıç tarihinin okulun açılışına paralel Temmuz/Ağustos 2019 olduğunu, sigorta girişinin kurstan okula aktarıldığını ve pandemi dönemindeki eksik bildirimlerin uzaktan eğitim ve devlet destekli kısa çalışma/ücretsiz izin imkanları kapsamında meşru olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2025 E., 2025/807 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş MahkemesiSAYISI : 2022/189 E., 2023/272 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösteren ... Eğitim Bilimleri okullarında öncelikle hazırlık kursu ve ortaokul müdürü sıfatıyla 02.02.2019 tarihinde işe başladığını ve daha sonra ise lise müdürü olarak devam ettiğini, 2021 yılı Eylül ayından itibaren ise .... Eğitim Bilimleri Okullarının genel müdürü olarak çalıştığını ve işveren tarafından iş akdi 31.12.2021 tarihinde feshedildiğini, Müvekkilinin 02.02.2019 tarihinden iş akdinin sonlandırıldığı 31.12.2021 tarihine kadar olan bu çalışması kesintisiz ve sürekli olarak devam ettiğini, İşveren tarafından iş akdinin sonlandırılması sonrasında işveren tarafından müvekkilin ... hesabına gerçek ücreti karşılığı olmayan kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılması sonrasında müvekkil tarafından yapılan araştırma ile sigorta hizmet cetvelinin incelendiğini ve iş yerinde kesintisiz çalışmaya devam etmesine rağmen hizmet ve prim gününün eksik gösterildiğini öğrendiğini, müvekkilinin yukarıda bilgileri verilen ve en son net 8.250,00 TL ücret ile çalıştığı iş yerindeki çalışmasının 02.02.2019 tarihinden itibaren iş akdinin feshedildiği 31.12.2021 tarihine kadar kesintisiz ve sürekli olmasına rağmen, hizmet döküm cetvelinde işe başlangıç tarihi olarak 09.08.2019 tarihinin bildirildiği ve yine 2020 Mayıs ayından başlamak üzere gerçeğe aykırı olarak kısmi çalışma, ücretsiz izin gibi sebeplerle hizmetinin ve prim gününün eksik bildirildiğini, her ne kadar pandemi sebebiyle işverenlerin çalışanlarını kısmi çalışma ve ücretsiz izin gibi haklardan istifade ettirmesi mümkün olmakla birlikte, davalı tarafından müvekkil, kısmi çalışma veya ücretsiz izin veya başkaca sebeplerle izinde gösterilmiş olsa da gerçekte çalışmaya hiç bir şekilde ara vermeden müvekkilinin çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiğini, müvekkilinin davalı şirkete ait okullarda idareci olması sebebiyle pandemi döneminde dahi hiç bir şekilde ara vermeden çalışmaya devam etmesine karşılık iş veren tarafından, Mayıs 2020 tarihinden sonraki dönemlerde gerçeğe aykırı bir şekilde çalışma prim günü eksik ve ilk işe giriş tarihi ise 6 ay 7 gün eksik bildirildiğini, bu nedenlerle müvekkilin 02.02.2019 tarihinden 31.12.2021 tarihine kadar kesintisiz ve sürekli olarak davalı işyerinde çalıştığının tespiti ile SGK’ya eksik bildirilen günlerinin diğer sigortalı hizmet süreleri ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAPDavalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasının haksız ve hukuken mesnetsiz iddialardan ibaret olduğunu ve davayı kabul etmediklerini, davacının taleplerini dayandırmakta olduğu tüm iddialar gerçek dışı olduğunu, haksız ve hukuken mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davacının davasını ve sunmuş olduğu delilleri kabul etmediklerin, müvekkil şirketin, Eğitim Bilimleri isimli eğitim kurumlarının ... için franchisingini alarak öncelikle ... ilinde bu kurumun kursunu açtığını, kurstan kazanılan birkaç yıllık tecrübe ile de ...'a Eğitim Bilimlerinin okullarını açmaya karar verdiğini, müvekkilinin bu süreçte 2019 yılı Temmuz ayında, açacağı okul için müdür olarak davacı ile görüştüğünü ve anlaştığını, okul açılana kadar davacının mağdur olmaması için de davacının sigorta girişini kurstan başlattığını, 2019 yılı Ağustos ayında okul açılır açılmaz da davacının sigortasını okula geçirdiğini, davacının sigortasının geç bildirilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, davacının 02.02.2019 tarihinde müvekkilinin nezdinde işe başladığı iddiası tamamen gerçek dışı olup bu husus gerek SGK kayıtlarıyla gerek bordro kayıtlarıyla sabit olduğu gibi okulun açılış vakti değerlendirildiğinde hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin okulunun açılmasının ardından 2020 yılı başından itibaren pandemi dolayısıyla 16.03.2020 tarihinden itibaren okullarda yüz yüze eğitime ara verildiğini ve eğitimin uzaktan eğitim ile devam etmesine karar verildiğini, bu sürecin 2021-2022 eğitim öğretim dönemine kadar sürdüğünü, Devlet tarafından da işletmelere, işçileri pandemi ücretsiz iznine ayırmaları yahut kısa çalışma ödeneği ile çalıştırmaları imkanı tanındığını, müvekkilinin okulu da online eğitime geçmiş ve ders saatleri azalmış olduğundan iş yerindeki eğitmenlerin kısa çalışma ödeneği kapsamına alındığını ve bu kişilere evlerinden online eğitmenlik yapma imkanı tanındığını, davacının idareci olması dolayısıyla Mayıs 2020 sonuna kadar çalışmaya devam ettiğini, ancak Haziran 2020'de pandemi için çıkarılan ücretsiz izne ayrıldığını, davacının SGK kayıtları ile davacının ıslak imzasını taşıyan ücret bordroları arasında herhangi bir çelişki bulunmadığını, davacının o ay kaç gün çalışması olduğunun davacının bizzat imzaladığı aylık ücret bordrolarında görüldüğünü, dolayısıyla aylık çalışma gün sayısı açıkça görülen bordroları itiraz etmeksizin imzalayan davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararına yapmış olduğu itirazlar ve taleplerin esastan reddine dair verilen kararın temyiz talebi doğrultusunda bozulması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine beyanda bulunan tanıkların husumetli tanıklar olduğunu, dinlenen tarafsız tanık beyanlarından davacının tam süreli kesintisiz çalışmasının olmadığının anlaşıldığını, imzasız bordroların davacının imza atmayı unuttuğu bodrolar olduğunu, imzasız bordroların da Kurum kayıtlarıyla uyumlu olduğunu, davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.3.Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yasal mevzuata aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden dosyanın temyiz incelemesinden geçerek yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekili, davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.