Hakaret suçunda, suç tarihindeki çarşı ve mahalle bekçisi kimlik sorma yetkisi ve usule uygun sorgu eksiklikleri gerekçeleriyle istinaf ret kararının bozulması.
Özet: Hakaret suçundan mahkûm olan sanık hakkındaki kararın temyiz incelemesinde, sanığın savunmasının usulüne uygun şekilde kayda alınmaması, suç tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkisinin bulunmaması ihtimali karşısında eylemin kamu görevlisine karşı işlenen hakaret olarak nitelendirilmesinin ve eylemin çıkış sebebinin yeterince tartışılmaması, ayrıca mağdur sayısı dikkate alındığında ceza artırımında hata yapılması gibi usuli ve esasa ilişkin gerekçelerle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1655 E., 2022/3626 K.SUÇ : HakaretHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık müdafiinin temyiz isteminin hakaret suçundan kurulan hükme yönelik olduğu, görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin temyizinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi; suç tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığına, bu kapsamda sanığın polis merkezine götürülmesinin hukuka aykırı olduğuna, tanık A. K.'nin mahkemede sanığın hakaret ettiğini duymadığını beyan ettiğine, sanığın cezalandırılmasına yeterli maddi delil bulunmadığına ve şüpheden sanığın yararlanacağına yöneliktir. III. GEREKÇE1. Savunmasının alınması amacıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan sanığın 10.02.2020 tarihinde yakalanarak İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.02.2020 tarihli ve 2020/54 D.İş sayısıyla sorgusunun yapıldığının belirtildiği ancak; UYAP üzerinde elektronik imzalı olarak bulunan sorgu zaptında sanığın savunmasının bulunmadığı, fiziki dosya arasında bulunan aynı tarih ve sayılı sorgu zaptında ise sanığın savunmasının mevcut olduğu, buna karşın zabıt üzerinde ıslak imza bulunmadığı anlaşılmakla; Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde varsa ıslak imzalı sorgu zaptının dosya arasına alınması, aksi durumda ise 5271 sayılı Kanun'un 193/2. maddesi uyarınca sanığın sorgusunun yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Kabule göre de;A. 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçunda mağdur kamu görevlisi olup kamu görevlisinin, anılan Kanun'un 6/1-c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının anılan maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. 11.06.2020 tarihinde kabul edilen, 18.06.2020 tarihli ve 31159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren 7245 sayılı ... ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerine durdurma, kimlik sorma ve benzer yetkilerin tanınması karşısında; suç tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığı; bu kapsamda, çarşı ve mahalle bekçilerinin durumundan şüphelendikleri sanıktan kimlik istemeleri ve sanığın kimliğini ibraz etmemesi üzerine polis merkezine getirilerek sanık hakkında katılan ve şikayetçi polis memurları tarafından emre aykırı davranış sebebiyle idari yaptırım tutanağı düzenlenmesi sırasında sanığın hakaret ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesinin sanık hakkında uygulanma olanağının tartışılmaması,B. Mağdur sayısı dikkate alındığında hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması sırasında artırım oranında alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesineDava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.10.2025 tarihinde karar verildi.