Yurt dışı inşaat projesinde çalışan işçinin alacakları davasında asıl işverenin sorumluluğu, haksız fesih ve uygulanacak hukuk ihtilafının Yargıtay tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Yurt dışı Cezayirdeki inşaat projesinde alt işverene bağlı çalışan işçinin, iş sözleşmesinin haksız ve ihbarsız feshedildiği iddiasıyla asıl işveren olan davalıdan ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarını talep ettiği davada; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davalının sorumluluğunu kabul ederek kısmen davanın kabulüne karar vermesi üzerine, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde kendisiyle iş ilişkisi bulunmadığını, Cezayir hukukunun uygulanması gerektiğini, bu hukukta ihbar tazminatı olmadığını ve alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmesi üzerine Yargıtay, uyuşmazlığın uygulanacak hukuk, zamanaşımı, husumet ve alacakların ispat ve hesabına ilişkin olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2671 E., 2025/1649 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 54. İş MahkemesiSAYISI : 2022/258 E., 2024/336 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının işveren olduğu yurt dışı inşaat projelerinde alt işverene bağlı olarak çalıştığını, bu nedenle hak etmiş olduğu işçilik alacaklarından davalının asıl işveren olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, iş sözleşmesinin gerekçe gösterilmeden haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini, fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının karşılığı ile bayram günlerindeki çalışma karşılığı olan ücretin ödenmediğini, barınma ve üç öğün yemeğin işveren tarafından sağlandığını iddia ederek ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, davacı ile aralarında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından bu davanın kendilerine yöneltilemeyeceğini, davacının ne Şirket nezdinde ne de Şirketin alt ... nezdinde bir çalışmasının bulunmadığını, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini; ayrıca zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının aldığını iddia ettiği ücretin fahiş olduğunu, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta seri dosyadaki belgelerin tamamı, özellikle tanık anlatımları ile davalının ihbar talebi birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı Şirketin Cezayir'de bulunan şantiyesinde çalıştığı dönemden doğrudan doğruya davalı işverenin sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ispat yükü davalıda olmasına rağmen davalı tarafça bu hususu ispatlar bir delil sunulmadığı, dinlenen tanık beyanlarında işin bitmesi nedeniyle işçilerin işten çıkarıldığı anlaşıldığından işveren tarafından yapılan feshin haksız olduğu kabul edilerek davacının ihbar tazminatının hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal ücret araştırma sonuçları ile davacının banka hesabına ödenen miktarlar davacının ücret iddiasını doğrular nitelikte olduğundan İlk Derece Mahkemesinin ücret kabulünün yerinde olduğu, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği hususunun ispatlanamaması karşısında davacının ihbar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tanık beyanları ile uyumlu olarak hukuka uygun belirlendiği, faiz türünde de hukuka aykırılık bulunmadığı ve zamanaşımına uğramış alacak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacı ile müvekkili Şirket arasında herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığını,2. Müvekkili Şirket ile davanın ihbar edildiği Cezayir kanunlarına göre kurulmuş olup Cezayir'de faaliyet gösteren ... Şirketi arasında hukuki bağ bulunduğunun kabulünün yerinde olmadığını,3. Davacının tüm taleplerinin Cezayir hukukuna göre zamanaşımına uğradığını,4. Yargıtay güncel kararları uyarınca işçinin mutad işyeri hukukunun da dava konusu talepler bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, mutad işyeri hukuku olan Cezayir hukukunda ihbar tazminatına ilişkin düzenleme bulunmadığından, kurulan hükümde ihbar tazminatına ilişkin alacak tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, husumet, dava konusu alacakların ispat ve hesabına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.