9. Hukuk Dairesi, temyiz kesinlik sınırı altında kalan miktar nedeniyle davalı temyiz dilekçesini reddederken, mali denetim sonrası fiilen çalıştırılmayan emekli banka müdürünün kıdem tazminatı faizi, makam tazminatı ve yıllık izin alacağı taleplerini inceleyen karar.
Özet: Bu hukuki evrakta, davalı vekilinin temyiz dilekçesi, temyiz kesinlik sınırının altında kalan 3.408,56 TLlik dava değeri nedeniyle reddedilmiş; davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise kabul edilerek, davacının bankadaki uzun hizmeti boyunca mali denetim sonrası fiilen çalıştırılmaması, makam tazminatının ödenmemesi, yıllık izin alacaklarının eksik kullandırılması ve emeklilik sonrası kıdem tazminatının geç ödenmesi sonucu oluşan faiz alacağı gibi iddialarının incelenmesine karar verilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7541 E.  ,  2025/9160 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/487 E., 2025/956 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/729 E., 2022/219 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 3.408,56 TL olup İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 5.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.01.1989-18.01.2016 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı Bankada çalıştığını, son olarak Genel Müdürlük emrinde müdür olarak görev aldığını ve son net ücretinin 7.675,00 TL olduğunu, Kurum içi mali bir denetim sebebiyle 17.07.2012 tarihinde ... İstanbul şubesinden Genel Müdürlük emrine müdür olarak tayin edilmiş ise de çalışma yeri gösterilmeyerek kendisine fiilen çalışma yaratılmadığını, emekli olduğu 18.01.2016 tarihine kadar çıplak ücreti ve ikramiyesi ödenerek müdür sıfatını koruduğunu, bu süre içerisinde görev yeri gösterilmesi ve Kurum içi denetime sebebiyet veren olayda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığına yönelik olarak verdiği dilekçelerine cevap alamadığını, 2015 yılı Aralık ayında verdiği emeklilik dilekçesi üzerine 18.01.2016 tarihinde emekliye ayrılmasına karar verildiğini, müvekkilinin emekliliği sonrasında mali denetimin 2 yıl sonra görüşüldüğünü ve Genel Müdürlük makamının onayı ile sorumluluğuna gidilmemesine karar verildiğini, 2014 yılında mali sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilen müvekkilinin 2012 yılından emeklilik tarihine kadar fiilen çalıştırılmaması, fiilen çalışması olsaydı hak kazanacağı sosyal haklarından mahrum kaldığını, davacıya bu süre içerisinde müdürlük sıfatı devam ettiği hâlde makam tazminatının ödenmediğini, 18.01.2016 tarihi itibarıyla emekli olmasına ve kıdem tazminatı bu tarih itibarıyla muaccel hâle gelmesine rağmen davalı tarafından kıdem tazminatının 23.05.2016 tarihinde ödendiğini, geç ödeme nedeniyle müvekkilinin aradan geçen süre faiz alacağından mahrum kaldığını, ana para alacağı hâline dönüşen bu alacak tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin çalışmaya başladığı 06.01.1989 tarihinden itibaren yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, emekliliği ile birlikte yıllık ücretli izin alacaklarının ödenmediğini, davalı Banka İzin Kurulunda, fiilî çalışma yeri gösterilmeyen ve keyfi olarak çalıştırılmayan müvekkilinin 27.01.2014-27.04.2014, 01.09.2014-30.11.20 14... .12.2015-17.01.2016 tarihleri arasında geçmiş yıllardan hak ettiği hâlde kullanmadığı izinlerine mahsup edilmek üzere yıllık ücretli izinli sayılmasına karar verildiğini, izin tutarlarını ödemekten kaçınmak amacıyla yapılan bu işlemin geçersiz olduğunu iddia ederek ödenmeyen kıdem tazminatı faiz alacağı, makam tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kıdem tazminatı faizi yönünden, davacı her ne kadar emekliliği 18.01.2016 tarihi itibarıyla olsa da hakkında müdürlük görevini ifa ederken yapmış olduğu bankacılık işlemleri için teftiş incelemesi ve Mali Sorumluluk Değerlendirme Komisyonu çalışması bulunduğunu, davacının 18.01.2016 tarihinde kendisinin verdiği emeklilik dilekçesi ile ayrıldığını, bankaya verilen mali zararlarda mali sorumluluk kapsamında olan ilgilinin müvekkili Bankadan olan hak ve alacaklarını verilen zararlara mahsup edilebileceğinden bu çalışma sonunun beklenmesi durumunda kalındığını, inceleme raporuna konu kesinleşmiş banka zararı bulunmasına rağmen Mali Sorumluluk Değerlendirme Komisyonunca personelin lehine mali sorumluluğa gidilmemesine karar verilerek personelin hak kaybına sebebiyet verilmediğini, Komisyonun personel yönünden takdir yetkisini iyiniyetle kullanması sonucunda davacıya kıdem tazminatının faizi ile ödendiğini, kıdem tazminatı faizi alacağının anaparaya dönmesi ve bundan da faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, makam tazminatı yönünden ise Genel Müdürlük emrine alınan personel fiilen müdürlük görevi yapmadığından brüt ücretinin ödendiğini, herhangi bir tazminat ödenmediğini, Bankada Genel Müdürlük emrine alınmanın bir birimde görev yapan kişinin mevcut görev yerinden ilişiğinin kesilmesi gerektiği durumunda kendisine yeni bir görev verilene kadar başka bir birime atanmayarak geçecek süreçte Genel Müdürlük emrine alınması uygulaması olduğunu, uygulamanın idari bir tasarruf olduğunu, müvekkili Bankanın işin gerekleri doğrultusunda bu tasarrufları serbestçe yapabildiğini, davacı taraf işe girerken ... Bankası çalışanı olarak işe girdiğini, müdür olarak işe girmediğini, bu tür ünvanların zamanla ve hizmetin gereği olarak verildiğini ya da geri alınabildiğini, yapılan işlemler açısından soruşturmalar/davalar devam ederken fiilî göreve ve yetkiye sahip olarak göreve devam etmenin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının makam tazminatı alacağı olmadığını, yıllık ücretli izin alacağı yönünden ise davacıya Genel Müdürlük emrinde bulunduğu dönemde toplam 307 iş günü yıllık ücretli izin kullandırıldığını, izin kullandırma tebligatlarının adı geçene posta yoluyla tebliğ edildiğini, emekliye ayrıldıktan sonra kullanmamış olduğu izin gün sayısının 15 gün olarak tespit edilmesi ile bu izin karşılığı olan 2.772,24 TL'nin davacının eski görev yeri olan ... şubesine bildirildiğini, davacının bu ücreti almayacağını şifahi olarak Şubeye ilettiğini, davacının müvekkili Bankadan izin alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kararı doğrultusunda, dosya alanında uzman bilirkişiye tevdii edilip bilirkişi A.G. tarafından hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitlerin usul ve kanuna uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun görüldüğü, davacının görev değişikliğine ilişkin yazıyı tebliğ alması ile makam tazminatının kişilerin makam ve ünvanları dolayısıyla görevde kaldıkları sürece ödenen bir tazminat olduğu nazara alınarak davacının makam tazminatına hak kazanmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir .
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hizmet süresi yönünden taraflar arasında ihtilaf olmadığı, makam tazminatı kişilerin bulundukları makam ve ünvan dolayısıyla ve bu görevde bulundukları sürece ödenen bir ücret olup fiilen bu görevin yapılmadığı dönemler için bu ödemenin yapılamayacağı gözetildiğinde davacıya Genel Müdürlük emrinde bulunduğu dönem için makam tazminatı ödemesi yapılmamasının yerinde olduğu, ibraname fer'îleri kapsamadığından kıdem tazminatına hak kazandığı tarih ile ödeme tarihine göre tespit edilen faiz tutarının yerinde olduğu, yıllık ücretli izin alacağı bakımından yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunda, davacının görev değişikliğine ilişkin yazıyı tebliğ alması ve ihtirazı kayıt koymamasının zımni kabul şeklinde yorumlanmasının kabul edilebilir olmadığını,
b. İşçinin yazılı bir kabulü olmamasına rağmen görevinden ve buna bağlı ücret ve sosyal hakları ile makam tazminatından vazgeçmesinin söz konusu olamayacağını,
c. Davacıya haksız şekilde görev değişikliği yapıldığından makam tazminatından mahrum kaldığını, söz konusu incelemeye maruz kalmasa idi fiilen ilgili görevde çalışmaya devam edeceği ve makam tazminatına hak kazanacağının tartışmasız olduğunu,
d. İşverence kötüniyetli şekilde davranıldığını, müvekkilinin iş görme borcunu davalı sebebiyle ifa edememesi nedeniyle çalışmadığı günlerin yıllık izinden sayılmasının hakkaniyete uygun olmadığını ve aksine yıllık iznin kullandırılması yönetim hakkının, objektif kriterlere aykırı şekilde kullanıldığının açık olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, makam tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.