9. Hukuk Dairesi, yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçinin kıdem, ihbar, fazla mesai, izin ve ücret alacakları taleplerini içeren davada Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davalı işverenin yurt dışı şantiyelerinde formen olarak çalıştığı dönemdeki iş akdinin haksız feshini ileri süren davacının kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarına dair taleplerinin ilk derece mahkemesince kısmen kabulü ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi sonrasında, davalının zamanaşımı, dava türü, ücretin miktarı ve alacakların ispatına ilişkin temyiz itirazları Yüksek Mahkemece incelenerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu tespit edilmiş ve dolayısıyla onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2285 E., 2025/1120 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş MahkemesiSAYISI : 2020/672 E., 2022/197 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyelerinde formen olarak aylık net 2.500,00 USD ücretle çalıştığını, ücretinin bir kısmının bankadan kalanın ise elden ödendiğini, iş sözleşmesinin haksız şekilde sonlandırıldığını, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının sözleşmesinin iş bitimi nedeni ile feshedildiğini, ücret seviyesinin 1.200,00 USD civarında olduğunu, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverence haklı nedenle fesih olgusunun ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları, banka kayıtları ve dosya içeriğine davacının en son net 2.500,00 USD ücretle çalıştığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, haftada 13 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin bir kısmında çalıştığı ancak ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taleplerin zamanaşımına uğradığını, 2. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 3. Sadece davacı ... beyanlarına itibarla fazla çalışma yapıldığının kabul edilemeyeceğini, yapılan işin niteliği gereği fazla çalışma yapmanın hakkaniyete uygun olmayacağını ve maddi gerçekliğe aykırılık teşkil ettiğini, 4. Davacının tespit edilen ücretinin hatalı olduğunu, davacının 1.200,00 USD civarında ücret aldığını, 5. Dava konusu kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davacı asıla fazlasıyla ödendiğini,6. Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklısı olduğunu iddia eden davacının bu iddialarını ispatla mükellef olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zamanaşımı, dava türü, ücretin miktarı ile davaya konu edilen ve hüküm altına alınan tazminat ve alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.