Yurt dışı şantiyelerde çalışan işçinin işçilik alacakları davasında yabancı hukuk uygulama zorunluluğuna rağmen ilk derece mahkemesinin bozma kararına uymayarak Türk hukuku uygulaması.
Özet: Yurt dışı şantiyelerde çalışan bir işçinin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları talepli davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davalı şirketin organik bağ nedeniyle sorumlu olduğuna ve uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğine karar vermiş; ancak Yargıtay, davacının belirli bir çalışma dönemi için hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan Ukrayna hukukunun uygulanması gerektiğini belirterek kararı bozmuş, ilk derece mahkemesinin bozma sonrası yeniden Türk hukukunu uygulayarak davanın kabulüne karar vermesi üzerine davalı vekilince yabancı hukuk uygulamasını savunan yeni bir temyiz başvurusu yapılmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/7990 E.  ,  2025/9148 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/65 E., 2024/429 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde yurt dışında bulunan şantiyelerde 2011-2015 yılları arasında idari işler kısım şefi olarak çalıştığını, son ücretinin 2.750,00 Amerikan Doları (USD) olduğunu, konut kirası, yol ücreti, ısınma, GSM ödeneğinin ve üç öğün yemeğinin işverence karşılandığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli kararı ile; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 12.04.2012-17.11.2012 tarihleri arasında ... AŞ nezdinde Türkmenistan'da, 13.06.2013-25.02.2015 tarihleri arasında ise ... nezdinde ...'da hizmet sözleşmesi ile en son net 2.750,00 USD ücretle çalıştığı, davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğu ve davalı Şirketin davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2022 tarihli kararı ile; yurt dışında hizmet alanında faaliyet yürütmek için bulunduğu ülke mevzuatına göre işyeri açan ve işveren olan Türk vatandaşlarının, bu işyerinde çalışmak üzere Türkiye’den Türk vatandaşı gerçek kişileri işçi sıfatı ile götürdükleri ve bunun genelde Türkiye İş Kurumu vasıtası ile yapıldığı ancak çoğu zaman Türk vatandaşı işçiler Türkiye ile bağlantılı Şirketler vasıtasıyla Kurum kayıtları yerine getirilmeden turist vizesi ile çalıştırılmak üzere götürülmekte olduğu ve yurt dışındaki ülke mevzuatı ile kurulan Şirket işçisi olarak çalıştırıldığı, iş hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan bu tür uyuşmazlıklarda Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi ya da Şirketin yurt dışındaki yabancı Şirket ile arasında organik bağ da bulunması hâlinde Türkiye’de kişi veya kişilerin işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulduğu, belirtilen yasal ve hukuksal gerekçelere göre davalı Şirket ile dava dışı Şirketler arasında organik bağ bulunduğu, uyuşmazlığın Türk hukuk mevzuatına göre çözümlenmesi gerektiği, istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.04.2022 tarihli kararı ile; davacının 13.06.2013- 25.02.2015 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi yönünden bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan, dava konusu alacakların ait olduğu söz konusu çalışma dönemi hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca gerekirse ... hukukunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle, dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına ve dava dosyasının kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli kararı ile; bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek dosyadaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının talep edildiği gerekçesiyle bozma öncesinde olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece 14.12.2023 tarihli karar ile; dosya kapsamına göre davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde dava konusu alacaklar hakkında yabancı hukukun uygulanması gerektiği savunulmuş olup yabancı hukuka yönelik yapılan bozma sonrası yargılamada, tarafların Türk hukukunun uygulanacağı konusunda anlaşması, davanın esasına girilmiş olduğundan geçerli olmadığı, Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği hâlde bozma gereği yerine getirilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu bu itibarla 18.04.2022 tarihli bozma gereğinin yerine getirilmesi için hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda karar verildiği açıklanarak uyuşmazlığa Rus hukuku uygulandığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Yabancı hukuk uygulanmasının dayanağı olan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün Anayasa Mahkemesince iptaline karar verildiğini, uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Güncel Yargıtay kararları gereğince vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini,
3. İlk Derece Mahkemesince usuli kazanılmış hakların gözetilmediğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararında 12.04.2012-17.11.2012 çalışma dönemi için Türk hukuku, 13.06.2013-25.02.2015 tarihleri arası çalışma dönemi için Rus hukuku uygulanması yönünde olduğunu buna rağmen belirtilen dönem için Türk hukukunun uygulanmadığını,
4. Yabancı hukuk uygulansa dahi zamanaşımı söz konusu olmadığını, mahkemeye başvuru sürelerinin geçirilmediğini ve sürelerin yenilenmesi gerektiğinin açık olduğunu, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozma ilâmına uyulduğunda, bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturduğundan, mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilerek karar verilmesi zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta davacının 12.04.2012-17.11.20 12... .06.2013-25.02.2015 tarihleri arasında yurt dışındaki fasılalı çalışmaları yönünden taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına dair iş sözleşmesi bulunmayan birinci çalışma dönemi için Türk hukukun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı ancak davacının 13.06.2013-25.02.2015 tarihleri arasında ikinci çalışma dönemi yönünden bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan hukuk seçimi yapılan bu çalışma dönemi hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiğine ilişkin Dairemizin 18.04.2022 tarihli bozma ilâmı sonrasında, İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği hâlde bozma kapsamı yerine getirilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu bu itibarla 18.04.2022 tarihli bozma gereğinin yerine getirilmesi için hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ikinci bozma ilâmına da uyulduğu açıklanmış ancak davacının her iki çalışma dönemi yönünden de Rus hukuku uygulanarak yargılama sonuçlandırılmıştır. Bozmaya uyulmasına karar verildiği hâlde bozmaya aykırı karara verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş; davacının 12.04.2012-17.11.2012 tarihleri arasındaki birinci çalışma dönemi yönünden Türk hukuku uygulanmak suretiyle 18.04.2022 tarihli bozma ilâmının gereğini tam olarak yerine getirmektir. Açıklanan yön gözetilmeden yazılı şekildeki hatalı gerekçeyle hüküm tesisi bozma nedenidir.
2. Kabule göre ise;
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmiş olduğundan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi hatalı olduğu gibi ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından, İlk Derece Mahkemesince sözü edilen sürelerin hak düşürücü süre olarak kabul edilmesi ve hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.