Kooperatif ortağının ihraç kararının iptali davasında, aidat borcunun takas mahsup sonrası borçsuzluk tespitiyle bozmaya uyularak verilen kararın onanması.
Özet: Kooperatif ortağının aidat borcu sebebiyle ihraç kararına karşı açtığı davada, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, ancak Yargıtay bozarak davacının kooperatiften alacaklı olup olmadığının, takas ve mahsup imkanının araştırılmasını istemiştir; bozmaya uyarak yapılan yargılamada, davacının alacağının mevcut olduğu ve ihraç tarihi itibarıyla kooperatife borcunun bulunmadığı tespit edilerek ihraç kararının iptaline hükmedilmiş, davalının bu kararı temyizi üzerine Yargıtay, usul ve kanuna uygun bulduğu kararı onamış, böylece ortaklıktan çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/549 E., 2025/306 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatif ile müvekkilinin inşaatların yapımı ile ilgili ilişkisi içinde de bulunduğu, müvekkilinin, inşaat taahhüdü ile ilgili olarak davalı kooperatiften alacaklı durumunda bulunduğunu ve ödenmediği halde, davalı koop tarafından keşide edilen ihtarname ile 5.200.000.000,00 TL aidat borcunun ödenmesi isteminde bulunulduğunu, müvekkilinin bu ihtara karşı, miktara itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile takas ve mahsubunu dermeyan ettiğini, müvekkilinin, davalı kooperatif tarafından keşide edilen ihtarname ile davalı kooperatif yönetim kurulunun 17.03.2023 tarih ve 109 sayılı kararıyla ihraç edildiğini bildirdiğini, ihraç kararının müvekkiline tebliğ edilmemesi sebebiyle tebligat işlemlerinin usulsuz ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kooperatif yönetim kurulunun 17.03.2003 tarih, 109 sayılı ihracına ilişkin kararın iptalini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı üyenin, kooperatife olan aidat borçlarını zamanında ödemediğini, davacıya, parasal ödemelerini yerine getirmesi için verilen sürelere ve aksi halde ortaklıktan çıkarılacağına ilişkin ihtarname ile bildirildiğini, üyelikten ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 30.09.2004 tarihli ve 2003/6 97... /643 Karar sayılı kararı ile ortaklıktan çıkarma işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 30.09.2004 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 11. Hukuk Dairesinin 20.12.2005 tarihli ve 2004/15196 Esas, 2005/12612 Karar sayılı ilamıyla; ihraç kararının geçerli olması için kooperatifin gerçekten de aidat alacağının bulunması gerektiği, hem davacı hem de davalı alacaklarına ilişkin karşılıklı dava açtıklarından, mahkemece anılan dosyaların getirtilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı gereği rapor hükme esas alınarak davacının alacağının 31/03/2002 tarihi itibariyle 5.151,32 TL olduğu, davalı kooperatif yönetim kurulunun 17/03/2003 tarihli ihraç kararı itibariyle davacı alacağının takas-mahsup yapılmasına uygun olduğu ihraç kararı itibariyle takas mahsup yapılması itibariyle davacının davalı kooperatife borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; bir an davacının 5.151,32 TL alacağı kabul edilse dahi, 01.10.2002 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş bir faiz alacağının bulunmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.