Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, önde gelen spor perakendecisinin "seri marka izlenimi" ve "kötü niyet" iddialarıyla açtığı yeni tescilli markaların nisbi red sebepleri uyarınca hükümsüzlüğü davası.
Özet: Önde gelen bir spor perakendecisi, uzun süredir tescilli ve tanınmış markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek benzerlik gösteren, aynı faaliyet sektöründe tescilli davalı markalarının, karıştırılma tehlikesi ve kötü niyetle tescil edildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir; davalı, markalar arasında belirgin farklılıklar olduğunu ve tescil sürecinde davacının itiraz etmediğini savunurken, bilirkişi raporu 32. sınıf dışındaki tüm emtia ve hizmetler için karıştırılma ihtimali nedeniyle hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğunu, kötü niyet değerlendirmesini ise mahkemenin takdirine bıraktığını belirtmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/76 KARAR NO : 2025/146 DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 10/04/2023KARAR TARİHİ : 20/06/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin Türkiye'nin en yaygın spor perakendecilerinden biri olduğunu, Müvekkilim şirketin; "..." ve "..." esas unsurlu markaları, TÜRKPATENT nezdinde uzun yıllardır tescilli olup, müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, tanıtıldığını ve faaliyet gösterdiği sektörün önde gelen markaları arasında yer aldığını, davalı ... 09/05/2022 tarihinde, ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markalarının, 9., 25., 27., 28., 32., 35. Ve 41. Sınıflarda yer alan emtia ve hizmetler bakımından tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil başvurusu yapıldığını ve başvuruların, başvuru kapsamındaki tüm emtia ve hizmetler bakımından tesciline karar verildiğini, davalının, markalarının 6769 sayılı SMK’nın 25. Maddesiyle,6. Maddesinin 1. ve 9. Fıkraları uyarınca, nisbi red sebeplerinin mevcudiyeti nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin ... markaları ile, davalının markaları arasında, esas unsurları bakımından ayniyet söz konusu olduğu gibi, markaların genel görünümlerinin de ayırt edilmesi güç düzeyde benzer olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak "aynı ticari kaynağa ait seri markalar" gibi algılandığını, tüm bunlarla birlikte; davalının markalarının, müvekkilinin, "..." esas unsurlu markaları ile "seri marka izlenimi" yarattığını, davalının "..." ve " ..." markaları ile müvekkilinin ... markalarının, aynı faaliyet sektöründe, aynı mal ve hizmetler bakımından tescilli olmasının da iltibas tehlikesini artırdığını, hükümsüzlüğü talep edilen " ..." ve " ..." ibareli marka başvurularının, kötü niyetle yapıldığını, davalının, özellikle de iş insanı ve spor yöneticisi olarak müvekkili şirketin faaliyet sektörü ile aynı alanda, "spor" sektöründe çalışmalar sürdüren kimliği de göz önüne alındığında, tescilli markaları ve bu markalar altında verdiği hizmetleri bilmemesinin düşünülemeyeceğini, davalının bilerek ve müvekkili şirketin tanınmışlığından fayda sağlamak maksadıyla kötüniyetli olarak müvekkilinin tescilli ve toplumda belli bir tanınırlık düzeyine ulaşmış markaları ile ayırt edilmesi güç derecede benzer ve dolayısıyla iltibas tehlikesi teşkil eden marka başvurularını yaptığını ve her nasılsa bu markaları, davacı müvekkilin markalarının yoğun kullanımını teşkil eden emtia ve hizmetler bakımından tescil ettirdiğini, ancak bahse konu marka başvurusunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğinden, davalının ... ve ... numaralı " ..." markalarının tüm emtia ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkiline ait " ..." ve " ..." markası ile davacıya ait "..." markası arasında benzerlik bulunmadığını, davacının davaya konu markaların gözde ve kulakta tüketicileri yanıltma ihtimali olduğuna dair iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira markalar arasındaki farklılıkların ayniyeti engellediğini, bu farklılıkların da hedef kullanıcı kitlesi nezdinde fark edilebilir nitelikteki farklılıklar olduğunu, dolayısıyla davacının bu türden iddialarına itiraz ettiklerini, davalı tarafından kullanılan "..." ibaresi kelime anlamı itibariyle "spor dalları" olarak çevrilmesi sebebiyle birçok marka tarafından ... unsur olarak kullanıldığını, davacı tarafından tescil süresince herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu sebeple müvekkili adına tescil olunan markalar herhangi bir ihlal içermediğini, haksız davanın reddi gerektiğini, davacının tescilli markaları kapsamında yer almayan ancak müvekkilinin markasının sınıflarından biri olan 32. sınıf bakımından da müvekkili şirket markasının tescilinin hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı ticaret sicil kayıtları; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalı adına kayıtlı marka tescil belgeleri celp olunmuştur.Dosya, davalı ... ait ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 16/02/2024 havale tarihli raporunda; "Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında 32. Sınıf hariç hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile, bilirkişi raporuna davalı markasının SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna ilişkin tespite katıldıklarını, ancak 32. Sınıftaki emtialar açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı tespitine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin markalarının 32. sınıfta tescilli olmamasının, bu sınıf kapsamında yer alan emtiaların müvekkillinin markasının tescil kapsamı ile benzer ve ilişkili olmadığı anlamına gelmediğini, bilirkişi raporunda davalının davaya konu " ..." ve " ..." markalarının kötüniyetle tescillenmek istenip istenmediğine ilişkin tespitine ve kanaate katılmadıklarını, hükümsüzlüğü talep edilen "..." ve " ..." ibareli marka başvuruları, kötü niyetle yapıldığını, açıklanan nedenlerle, dava dilekçesinde yer alan talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile, düzenlenen raporun usul ve yasaya aykırı bir rapor olup hükme esas alınması gerektiğini, söz konusu markayla müvekkilinin markalarında aynı olan "..." sözcüğünün, marka ihlaline vücut verecek amaçla kullanılmadığını, İtalyanca kökenli "..." sözcüğünün kelime anlamının .... olarak çevrildiğini, yani bu sözcüğün, bu alanda mal ve hizmet üretimini kapsayan genel bir ad olarak anlam kazandığını, müvekkilinin bu sözcüğü kullanım amacının da sözcüğün nitelemiş olduğu anlam bakımından olduğunu, zira müvekkilinin markalarında asıl unsurun "..." ve "..." olup "..." sözcüğü vermiş olduğu anlam bakımıyla ... unsur olarak kullanıldığını, bilirkişi tarafından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik olduğuna dair tespitin hukuki dayanağı bulunmadığını, sadece hukukçu bilirkişiden rapor alınmasının da hatalı olduğunu, zira, tarafların her ikisinin de tacir olduğu dikkate alındığında dava konusu markaların işaret ve sınıfsal olarak benzerlik taşıyıp taşımadığının tespitinin, içinde sektör bilirkişininde bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından yapılabileceğini, Hukukçu bilirkişinin değerlendirmelerinin tek başına somut uyuşmazlığın çözülmesi için yeterli olmadığını, iş bu sebeple dosyanın sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine tevdii ile yeni rapor aldırılmasına, mahkeme aksi kanaatteyse ek rapor aldırılmak üzere mevcut bilirkişiye tevdine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda sınıfsal benzerlik incelemesinin usulüne uygun bir şekilde hizmet ve emtia bazında yapılmadığı, ulaşılan sonucun gerekçesiz olduğu anlaşıldığından heyete spor malzemeleri konusunda uzman sektör bilirkişisi eklenmek suretiyle eksik olarak belirtilen hususlarda usulüne uygun ve gerekçeli ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, marka vekili bilirkişi 22/10/2024 tarihli raporunda; "Her ne kadar "... "ibaresinin genel bir ibare olduğu yönünde rapora itiraz edilmiş ise de "..." ibaresinin yabancı kökenli bir kelime olduğu ve Türkçe'ye çevirilerinin "..., "...." şeklinde yer aldığı, halk nezdinde refleks olarak "..." genel ibaresi şeklinde algılanmadığı, tescil kapsamının yer aldığı sınıflar açısından net bir şekilde tasvir edici/tanımlayıcı nitelik arz ettiğinin söylenemeyeceği, keza bir an için davacı dayanak markaları olan ve davaya dayanak gösterilen markalarının zayıf marka niteliği arz ettiği değerlendirilecek olsa bile, bu durumun SMK kapsamında dayanak markaların koruma kapsamında olmadıkları anlamına gelmeyeceği ve mevcut dayanak marka tescilleri hükümsüz kılınmadıkları sürece korumalarının devam edeceği, itiraz olarak bazı marka tescilleri dayanak olarak gösterilmiş ise de, belirtilen markaların tescil edilmiş olmalarının bu markaların hukuki şartlar elverdiği sürece sonradan hükümsüz kılınmaları açısından bir engel teşkil etmediği, belirtilen markaların büyük bir kısmında ... ibaresinin genel manada geri planda kaldığı ve başkaca kelime ve şekil unsurlarının daha baskın şekilde yer aldıklarının tespit edilebildiği, davalının davaya konu markalarında ise bu hususun tespit edilemediği ve "...", "..." ibarelerinin ayırtedicilik sağlamaktan uzak oldukları ve davacı dayanak markasından ayrışmadığı, davacının mevcut tescillerinin 32. Sınıf kapsamını içermediği hususu uyuşmazlık konusu olmadığı, bilindiği üzere tescilli marka korumasının kural olarak tescil kapsamındaki ürün ve hizmetlerle sınırlı olduğu, yani bir markayı ancak ve ancak tescili kapsamındaki ürün ve hizmetlerin aynı ya da benzerleri karşısında korumanın mümkü olduğu, kural bu olmakla birlikte, hukuk sistemimizde SMK m.6/5 ve m.6/9 bunun istisnalarını oluşturduğu, davacının hükümsüzlük açısından SMK m.6/1 ve m.6/9'a dayandığı, kök raporda incelemelerinin de bu doğrultuda yapıldığı, dolayısıyla kök raporda yer alan görüşler devam etmekte olup, Mahkemece SMK m.6/9 kapsamında bir görüş oluşması durumunda bu istisnai hallerin gerçekleşmesi halinin elbette mümkün olduğu, itiraz noktasında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Sektör bilirkişisi 29/11/2024 tarihli raporunda; ".... markasının tanınmış marka olduğu ve bu sebeple ismin önüne ''...'' ve ''...'' ibaresi eklenilmek suretiyle tescile konu edildikleri, "..." ve "..." markaları arasında kapsadığı hizmetler bakımından ayniyet ve bağlantı olduğu, söz konusu markalar arasında benzerlik bulunduğu ve bu benzerliğin markaların karıştırılmasına sebep olacak düzeyde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Sunulan raporların incelenmesinde, sektör bilirkişisinin sınai mülkiyet uzmanı bilirkişi ile birlikte rapor düzenlemediği, sektör bilirkişisinin sunduğu raporun mahkememizce verilen görevlendirmeye aykırı olduğu, bu haliyle ayrı ayrı sunulan raporların hükme esas alınamayacağı anlaşıldığından mahkememizce verilen görevlendirmeye uygun heyet raporunun tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler 23/05/2025 tarihli raporlarında; "Markaların kapsamındaki mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin, "bilinçli tüketici kitlesi" değil, "Ortalama tüketici kitlesi" olduğu ve "..." ibaresi açısından, tüketicinin söz konusu malları aynı teşebbüsten kaynaklanır şekilde algılama riskinin mevcut olduğu, her ne kadar "..." ibaresinin genel bir ibare olduğu yönünde savunma yapılmakta ise de "..." ibaresinin yabancı kökenli bir kelime olduğu ve Türkçe’ye çevirilerinin şeklinde yer aldığı, halk nezdinde refleks olarak "..." genel ibaresi şeklinde algılanmadığı, tescil kapsamının yer aldığı sınıflar açısından net bir şekilde tasvir edici/tanımlayıcı nitelik arz ettiğinin söylenemeyeceği, bir an için davacı dayanak markaları olan ve davaya dayanak gösterilen markalarının zayıf marka niteliği arz ettiği değerlendirilecek olsa bile, bu durumun SMK kapsamında dayanak markaların koruma kapsamında olmadıkları anlamına gelmeyeceği ve mevcut dayanak marka tescilleri hükümsüz kılınmadıkları sürece korumalarının devam edeceği, savunma olarak bazı marka tescilleri dayanak olarak gösterilmiş ise de, belirtilen markaların tescil edilmiş olmalarının bu markaların hukuki şartlar elverdiği sürece sonradan hükümsüz kılınmaları açısından bir engel teşkil etmediği, belirtilen markaların büyük bir kısmında ... ibaresinin genel manada geri planda kaldığı ve başkaca kelime ve şekil unsurlarının daha baskın şekilde yer aldıklarının tespit edilebildiği, davalının davaya konu markalarında ise bu hususun tespit edilemediği ve "...", "..." ibarelerinin ayırtedicilik sağlamaktan uzak oldukları ve davacı dayanak markasından ayrışmadığı, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında; 09-25-27-28-41. sınıflarda tüm sınıf içeriği açısından, 32. Sınıfta ise “Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtiaları açısından kısmen, 35. Sınıfta ise Davalı markaları içinde yer alan “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” hariç olmak üzere, kalan diğer kısımlar açısından kısmen hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davalı vekili 02/06/2025 tarihli dilekçesi ile, ek raporun eksik ve hatalı olduğunu, sektör bilirkişisinin spor malzemelerinin üretimi ve ticaretinde uzman bir kişi olması gerekirken beden eğitimi öğretmeninin atanması usul ve yasaya aykırı olduğunu, sektör bilirkişisi olarak alanda gerçek anlamda uzmanlığı olan bir bilirkişinin atanması gerektiğini, bu yönden bilirkişiye itiraz ettiklerini, kök ve önceki ek rapora itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkiline ait " ..." ve " ..." markası ile davacıya ait "..." markası arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markalarında asıl unsur "..." ve "..." olup "..." sözcüğünün vermiş olduğu anlam bakımıyla ... unsur olarak kullanıldığını, davacı taraf adına tescil edilmiş olan "..." markasının, genel ad niteliğinde bulunduğunu, "..." gibi nitelik ve nicelik belirten tanımlayıcı bir ibare üzerinde mutlak hak iddia edilemeyeceğini, söz konusu ibarenin tanımlayıcı doğası gereği tek başına tescili mümkün olmayan markalardan olup, müvekkili adına tescil edilmiş olan "..." ve "..." markaları bütünsel olarak incelendiğinde ek şekil ve ibarelere sahip olduğunun açıkça görüldüğünü, bilirkişi tarafından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik olduğuna dair tespitin hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca davaya konu markaların işaret benzerliği ve sınıfsal benzerlikte tüketicileri yanıltma ihtimali bulunduğu, dolayısıyla markalar arasında iltibas bulunduğuna yönelik tespitte bulunulduğunu, ancak bu tespitin hukuki dayanağı bulunmadığını, somut olayda davaya konu ürünler, pahalı ürünler sınıfına girdiğinden, hitap ettiği kullanıcı kitlesinin de farklı olacağını, bu durumun ortalama düzeyde tüketicinin göstereceği dikkatten daha yüksek bir dikkate sahip olan tüketiciye hitap edildiği sonucunu doğuracağını ve davacının iddia ettiği gibi, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin tamamen ortadan kalkacağını, ancak bilirkişinin bu hususlardaki beyanlarını dikkate almadan ve herhangi bir gerekçe göstermeden spor ürünleri satın alan kullanıcıların "yüksek dikkate sahip tüketici" statüsünde olmadığını belirtmesinin hatalı olduğunu, itirazları değerlendirmeden tanzim edilen raporun hatalı olduğunu, bu hususta söz konusu dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise itirazları dikkate alınarak ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava, davalı adına kayıtlı ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Somut olayın yukarıda anılı madde hükmü çerçevesinde yapılan değerlendirmesinde; davacı adına kayıtlı ... tescil numaralı markası "...", ... tescil numaralı markası "...", ... tescil numaralı markası "...", ... tescil numaralı markası "..." unsurlarından; davalı adına kayıtlı hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı markası "...", ... tescil numaralı markası " ..." unsurlarından oluşmaktadır. Taraf markalarında bulunan "..." ibaresi Türkçe'de "..." anlamlarına gelmekle birlikte asli, ayırdedici ve akılda kalıcı unsurunu oluşturmaktadır. "..." ve "..." unsurları ise doğrudan bir anlam ya da kavramı çağrıştırmaması, akılda kalıcılığının düşük olması nedenleri ile tali unsurlardır.Sınıfsal yönden yapılan incelemede, taraf markalarının 09-25-27-28-41. sınıflarda tüm sınıf içeriği açısından, 32. Sınıfta ise "Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri" emtiaları açısından kısmen, 35. Sınıfta ise Davalı markaları içinde yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri" hariç olmak üzere, kalan diğer kısımlar açısından sınıfsal benzerliğin de bulunduğu anlaşılmakla, davacı markaları ile davalı markaları arasında yüksek oranda görsel, fonetik, kavramsal ve kısmi sınıfsal benzerlik bulunduğu, davacı tarafın markaları ile karşılaşmış, az-çok bu markaların imajının etkisinde olan ortalama tüketicinin kolaylıkla davalı markasını bu markalarla ilişkilendirebileceği, SMK 6/1 anlamında taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu hukuki kanaatine varılmıştır.Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;-Davalıya ait ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli olduğu 09, 25,27,28,41. sınıflarda tüm emtialar yönünden; tescilli olduğu 32. Sınıfta yer alan “Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtialarında ve tescilli olduğu 35. Sınıfta yer alan ““Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” emtiaları hariç olmak üzere kalan diğer kısımlar açısından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde bu hizmetler ve emtialar bakımından sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... tescil numaralı markanın kabul edilen hükümsüzlük talepleri yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... tescil numaralı markanın kabul edilen hükümsüzlük talepleri yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... tescil numaralı markanın reddedilen hükümsüzlük talepleri yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... tescil numaralı markanın reddedilen hükümsüzlük talepleri yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 8.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 492,25 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.992,25 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 4.496,13 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ve 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı tarafça yapılan 500,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 250,00 TL'sinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/06/2025Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır