Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda sanığın zorunlu müdafiinin karar duruşmasında bulundurulmaması ile savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle hükmü bozdu.
Özet: Sanık müdafiinin hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede, iddianame ile sanığa yüklenen suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereği zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilip hüküm kurulmasıyla sanığın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilerek, istinaf mahkemesince verilen hükmün bu hukuka aykırılık nedeniyle diğer temyiz nedenleri incelenmeksizin bozulmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/17323 E.  ,  2025/19581 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1035 E., 2022/2184 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin müvekkili sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir mahkeme dosyasında hiçbir somut ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, suçun nevi gereği ceza tayini söz konusu olurken karar duruşmasında sanık müdafii bulunmaksızın dosyanın karara çıkarılmasının da CMK'ye aykırılık teşkil ettiğine, müvekkili sanığın suç işleyip işlemediğini dahi kesin ve net bir şekilde tespit etmeden peşinen ceza tayinine girişilmesinin de 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin ihlâli anlamına geleceğine, suçu kabul anlamına gelmemek kaydı ile katılanın, müvekkili sanıktan şikâyetçi olmadığına ve hatta 1.000,00 TL olan zarar ve ziyanının karşılanmasını talep etmediğine, bu takdirde sayın yerel mahkemenin ve istinaf mahkemesinin müvekkili sanık lehine etkin pişmanlık hükümlerini uygulaması gerektiğine, yerel mahkemenin lehe olan hükümleri uygulamamasının ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin de bu hükümlerin uygulanması gerektiğini tartışmamasının kanuna açık aykırılık teşkil ettiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, iddianame ile sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.