5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçunda mahkumiyetin; ceza tayini, lehe kanun tespiti, zincirleme suç değerlendirmesi ve etkin pişmanlık ihtarı eksiklikleri nedeniyle bozulması.
Özet: Yüksek Mahkeme, asliye ceza mahkemesinin kaçakçılık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, yakalanan kaçak eşya miktarına göre cezanın alt sınırdan uzaklaşılmaması, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının karşılaştırılmaması, sanığın benzer eylemleri nedeniyle Türk Ceza Kanununun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmemesi ve etkin pişmanlık hükümleri hakkında sanığa hatalı veya eksik bilgi verilmesi gibi önemli hukuki eksiklikler içermesi sebebiyle bozmuştur.
7. Ceza Dairesi         2022/2048 E.  ,  2025/13124 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/104 E., 2021/72 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Önleme araması kararına istinaden sanığın aracında yapılan aramada 870 karton kaçak sigara ele geçen olayda sigara miktarına göre cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/ 10... /23. maddeleri ile 5/2. maddesinin somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 02.03.2014, iddianame düzenleme tarihinin 27.11.2014 olduğu,
Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2014 tarihli ve 2014/187 Esas, 2016/472 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 22.02.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 05.03.2014 olduğu ve mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeden 10.07.2014 tarihinde kesinleştiği gözetilerek,
Anılan dosyalarda sanığın üzerine atılı eylemlerin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından sanık hakkında dosyaların incelenip, kesinleşen dosyanın ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması ve eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” düzenlemesi karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin kovuşturma aşamasında uygulanmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, sanığa soruşturma
aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı da yapılmadığı gözetilerek; eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca yarı oranda indirim yapılacağı ihtarı yapılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken, sanığa etkin pişmanlık hükmünün mahiyetini içeren yasal ihtarat yapılmadan, cezadan 1/3 oranında indirim yapılacağı ihtar edilmek suretiyle sanığın yanıltılması,
5.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi ve 54/4. maddesi uygulanırken uygulama maddelerinin ilgili fıkralarının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. madde ve fıkrasına aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, üst ve o yer Cumhuriyet savcılarının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.10.2025 tarihinde karar verildi.