Yeni 7499 sayılı Kanuna rağmen, sanık müdafiinin yokluğunda verilen hırsızlık suçuna ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının savunma hakkı ihlali nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının temyiz incelemesinde Yargıtay, sanığa yüklenen suçun 5237 sayılı TCKnın ilgili maddeleri uyarınca alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezası gerektirmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMKnın 150/3. maddesi uyarınca müdafiinin karar celsesinde hazır bulunması zorunluluğuna rağmen, müdafiinin mazeret dilekçesi hakkında karar verilmeden yokluğunda yargılamaya devam edilerek 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSAYISI : 2025/227 E., 2025/449 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma12.03.2024 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesi uyarınca 01.06.2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların kanun yolu denetiminin istinaf yolu olduğu anlaşılmakla birlikte, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, sanık hakkında verilen kararın daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle Yerel Mahkemece bozma üzerine 25.02.2025 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın temyiz yoluna tabi olduğu, yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanık müdafiinin karar celsesinde hazır edilmesi gerektiği gözetilmeden ve sanık müdafiinin mazeret talebini içerir 25.02.2025 tarihli dilekçesi ile ilgili olarak herhangi bir karar verilmeden, duruşmaya devamla sanık müdafiinin yokluğunda yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.