7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçunda, eylemlerin TCK 43. madde kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek mahkumiyet hükmünü bozmuştur.
Özet: Kaçakçılık suçundan sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtayca atılı suçun sabit olduğuna dair yerel mahkeme kabulü isabetli bulunmasına karşın, sanıkların farklı dosyalarda yer alan benzer nitelikteki eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının, ilgili dosyaların incelenmesi ve gerekirse birleştirilmesi suretiyle yeniden takdir ve değerlendirilmesi gerekirken bu hususun eksik araştırma ile sonuca bağlanması nedeniyle bozulmuştur.
7. Ceza Dairesi         2021/32171 E.  ,  2025/12597 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/398 E., 2021/140 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı,
fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 16.10.2015, iddianame düzenleme tarihinin 21.10.2015 olduğu,
Bingöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/116 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 03.06.2015, iddianame tarihinin 19.12.2018 ve Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/51 Esas sayılı dosyası ile birleşen Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/117 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 10.08.2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 02.02.2019 olduğu anlaşılmakla,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.