Yargıtay, sanığın hırsızlık suçundan zorunlu müdafii olmaksızın savunması alındığı için savunma hakkı kısıtlanan hükmü bozarken, mala zarar verme suçuna ilişkin temyiz istemini reddetmiştir.
Özet: Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz istemi, hükmolunan cezanın miktarı ve türü nedeniyle yasal temyiz imkanı bulunmadığından reddedilmiş; hırsızlık suçundan kurulan hüküm ise, yüklenen suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii huzurunda savunma alınması gerekirken sanığın müdafii olmaksızın savunmasının alınması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/7573 E.  ,  2025/19548 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4006 E., 2020/2136 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2019/4006 Esas, 2020/2136 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında; sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suç işlemediğine, somut delil bulunmadığına, teşdiden ceza verildiğine, TCK'nın 50... . maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, müdafii olmaksızın sanığın savunması alınıp yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.