Hakediş hesaplama uyuşmazlığında verilen hakem kararının niteliği, tahkim şartının kapsamı ve hakem bilirkişi raporu ayrımına dair temyiz incelemesi.
Özet: İnşaat sözleşmesinden doğan hakediş endeksi uyuşmazlığında, tarafların başvurarak aldıkları hakem kararının niteliği konusunda çıkan anlaşmazlık üzerine, ilk derece mahkemesi söz konusu kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında bağlayıcı bir hakem kararı değil, yalnızca mahkemeye başvurudan önceki teknik bir inceleme niteliğinde bir hakem bilirkişi raporu olduğuna hükmederek iptal davasını usulden reddetmiştir; davacılar ise kararın sözleşme gereği bağlayıcı bir hakem kararı olduğunu ve hukuka aykırılıkları nedeniyle iptali gerektiğini belirterek temyiz yoluna gitmiştir.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi(İlk Derece)
SAYISI: 2025/4 E., 2025/5 K.Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki “Kahramanmaraş... ve Yağmursuyu Şebekesi İnşaatı İşi"ne ilişkin sözleşme sürecinde hakediş hesaplamalarının temel endeks (lo) olarak TUİK tarafından açıklanan Şubat 2024 endeksi kullanılarak yapılması hususunda uyuşmazlık çıktığını, uyuşmazlığın çözümü için hakeme başvurulduğunu ancak hakem tarafından emsal uygulamalar dikkate alınmadan hatalı değerlendirme yapıldığını, hakemin kararında yetkisini aşan bir tutum sergilediğini belirterek hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme hükümlerini kendi lehine yorumlayarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, uyuşmazlık konusu kararın hakem kararı niteliğinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III.MAHKEME KARARIBölge Adliye Mahkemesinin (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında Sözleşme Özel Koşulları 49. maddede düzenlenen fiyat ayarlamasında uygulanacak endeks konusunda uyuşmazlık çıktığı, davacı yüklenici iş ortaklarının 17.12.2024 tarihinde uyuşmazlığın giderilmesi için hakeme başvurdukları, hakem tarafından 21.03.2025 tarihli kararının verildiği, taraflarca sözleşmede yapılan değişiklik ile tahkim iradesinden vazgeçilmekle birlikte hakeme başvurulmasına ilişkin hükümde değişikliğe gidilmediği, yüklenicinin proje müdürünün kararını kabul etmemesi halinde uyuşmazlığın yargılama konusu yapılmasından önce yüklenicinin yapacağı hakem başvurusu ile konunun teknik olarak bir kişiye incelettirilmesinin, inceleme sonucu düzenlenen raporun yeterli görülüp taraflarca itiraz edilmemesi halinde bağlayıcı hale geleceğinin, raporun doğru bulunmaması halinde uyuşmazlığın her iki tarafça mahkemede dava konusu yapılabileceğinin kararlaştırıldığı, bu itibarla dava konusu edilen 16.06.2023 tarihli kararın HMK'nın 407. ve devamı maddelerde düzenlenen nitelikte bir hakem kararı olmayıp, hakem bilirkişi raporu niteliğinde olduğu, hakem bilirkişi raporuna karşı HMK'nın 439. maddesi gereğince iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme gereği atanan hakem'in uyuşmazlığı çözmesi ve verilen kararın bağlayıcı olduğuna dair anlaşma sağlandığını, Mahkemenin verilen kararın bilirkişi raporu niteliğinde olduğuna yönelik kabulünün hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu kararın bilirkişi raporu olarak kabul edilmesi halinde asıl karar mercinin de belirlenmesi gerektiğini, sözleşme özel koşulları 24.4.madde de yalnızca hakem kararına itiraz yolu olarak Mahkemelerin yetkilendirildiğini, gerek sözleşme özel koşulları, gerekse sözleşme genel koşullarındaki madde hükümlerinde müvekkil şirketlerin doğrudan uyuşmazlığı mahkemeye taşımasının önü kapatılarak ve alternatif çözüm yollarına başvuru öngörüldüğünü, doğrudan genel mahkemelerde dava açma yolu kapatıldığında uyuşmazlığa dair tüm itiraz hakkının kaybolduğunu, hakem kaynak olarak yalnızca uluslararası verilerden yararlandığını ikrar etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede açıkça Türk Hukuk kurallarının geçerli olduğunun belirlendiğini, sözleşmenin açık hükmüne aykırı verilen kararın iptali gerektiğini, uyuşmazlığın çözüm sürecinde gerekli inceleme yapılmadan karar verildiğini, hakem tarafından verilen kararın, hakem kararı olarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hakem kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki Sözleşmenin 24.1 maddesinde; yüklenicinin, proje müdürü tarafından alınan bir kararın proje müdürüne sözleşme ile verilen yetkinin dışında olduğuna inanması veya proje müdürü tarafından yanlış bir karar alındığına inanması halinde, proje müdürünün söz konusu kararı öğrenildikten itibaren 14 gün içinde bu karar için hakeme başvurulacağı düzenlenmiştir. Burada hakeme başvurma yetkisi her iki tarafa tanınmış olmayıp Proje Müdürü kararlarına karşı yükleniciye tanınmıştır. Bu hüküm taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesini öngören bir hüküm değildir. Nitekim taraflar değişiklik öncesi haliyle 24.3 madde hükmü ile bunu da ortaya koymuşlardır. Zira Sözleşmenin bu maddesinde iki taraftan birinin, hakem tarafından karar verilmesinden itibaren 28 gün içinde, hakem tarafından verilen bu karar için tahkime başvurabileceği, taraflardan herhangi biri yukarıda belirtilen 28 günlük süre içerisinde hakemin kararı ile ilgili anlaşmazlığı tahkime götürmez ise, hakemin söz konusu kararının nihai ve bağlayıcı olacağı düzenlenmiştir. Taraflar aralarındaki uyuşmazlığın tahkim yargılaması ile çözülmesini bu hükümde kararlaştırmışlar ancak hakem kararının taraflardan en az birince kabul edilmeme sonrası bir aşama olarak bunu düzenlemişlerdirler. Burada tahkime başvuru ayrıca düzenlendiğinden hakeme başvuru sonucu verilen hakem kararının tahkim yargılaması niteliğinde olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.Sözleşmenin; "Hakem bu anlaşmazlıkla ilgili bildirimi aldıktan itibaren 28 gün içerisinde yazılı olarak kararını açıklayacaktır" (md.24.2) hükmü de hakem kararının tahkim yargılaması kapsamında bir karar olmadığını göstermektedir. Zira 28 günlük sürenin tahkim yargılaması için gereken aşamalar itibarıyla yeterli bir süre olmadığı da açıktır.Taraflar daha sonra Sözleşmenin 24.3 madde hükmünde değişikliğe gitmişler ve hakem kararı sonrası aşama olan tahkim iradesinden vazgeçmişlerdir. Bu hüküm ile taraflar; iki taraftan birinin, hakem karar tarihinden itibaren 56 gün içinde verilen karara itiraz için yerel mahkemeye başvuru yapılabileceği, bu süre içerisinde hakemin kararı ile ilgili anlaşmazlık mahkemeye götürülmez ise Hakemin verdiği kararın nihai ve bağlayıcı olacağını kararlaştırmışlardır. Taraflar, sözleşmede yaptıkları değişiklik ile tahkim iradesinden vazgeçmiş olmalarına rağmen öncesinde hakeme başvurulmasına ilişkin hükümde bir değişikliğe gitmemişlerdir. Taraflar sözleşmede uyuşan iradeleriyle, proje müdürünün kararlarını yüklenicinin kabul etmemesi halinde aralarında doğan uyuşmazlığın yargılamaya konu edilmeden önce yüklenicinin yapacağı hakem başvurusu ile teknik olarak bir kişiye inceletttirme gereği gördükleri, bu inceleme sonucu alınan raporu yeterli görüp itiraz etmemek suretiyle kendileri için bağlayıcı hale getirmeyi kabul ettikleri, raporu doğru ve yeterli görmeme halinde de süresi içinde uyuşmazlığın bu kez her iki tarafça mahkemeye götürülebileceğini de kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Bu haliyle hakem kararının da bir yargılamaya ilişkin olmayıp hakem bilirkişi raporu niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.Hakem bilirkişi raporları HMK'nın 407. ila 444. maddelerde düzenlenen tahkim yargılamasına ilişkin hükümler kapsamında verilmiş hakem kararı niteliğinde olmadığından HMK'nın 439. maddesinde düzenlenen hakem kararının iptali davasına konu olabilecek bir karar değildir. Tarafların sözleşmede kararlaştırdığı hakem kararına itiraz hükmü, hakem kararının iptali için açılan bir dava niteliğinde değil, sözleşme özel koşullarında fiyat ayarlamasında uygulanacak endeks konusunda çıkan uyuşmazlığın hakem bilirkişi kararının kabul edilmemesi halinde izlenecek olan yöntemdir. Bu husus sözleşmede açıklandığı gibi mahkemeye başvurulacağı belirtilmiş olup hakem kararının iptali davası değildir. Bu durumda mahkemece hakem bilirkişi raporu hakkında HMK'nın 439. maddesi kapsamında hakem kararının iptal davası açılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine (İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile) GÖNDERİLMESİNE,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.