Murisle yapılan sözlü gayrimenkul trampa anlaşmasına dayalı tapu iptali ve tescil talebinin, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamaması ve resmi şekil şartı eksikliği nedeniyle reddi kararı.
Özet: Davacı, merhum muris ile arasında kendi taşınmazlarını murise devretmesi karşılığında murise ait belirli bir parselin adına tescil edilmesine yönelik sözlü bir trampa anlaşması yapıldığını ve murisin tescili gerçekleştiremeden vefat ettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa ödediği bedelin güncel karşılığının tahsilini talep etmiştir. Davalılardan biri davacının iddialarını desteklerken, diğerleri davanın kurgusal olduğunu ve davacının cezalandırılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi ise, resmi şekle bağlı taşınmaz devir sözleşmelerinin ve inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirtmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/1001 E.  ,  2025/5087 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2547 E., 2024/1941 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/248 E., 2024/153 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile tarafların ortak murisi ... arasında, müvekkili adına ....'da kayıtlı gayrimenkullerin muris ...'ya devredilmesine karşılık; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 8 38... parseldeki muris ... adına kayıtlı taşınmazın ise müvekkili adına tescil edilmesine ve bu suretle borcun sona ermesine yönelik murisin sağlığında (sözlü) anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmanın ardından müvekkili tarafından 30.12.2008 tarihinde noterlikçe düzenleme şeklindeki vekaletname ile davalılardan ...'ya Çorum ili, ... ilçesi, ... dahilindeki tüm gayrimenkulleri tasarrufları ... adına tescil ettirebilmesi için müvekkili tarafından yetki verildiğini, yetkiye istinaden müvekkili adına kayıtlı Çorum ilindeki gayrimenkullerin muris ... adına tescil edildiğini, bu tescil yapılırken de anlaşmaya konu 8 38... parsel sayılı taşınmazdaki taşınmazın zilyetliğinin ise müvekkiline geçtiğini ancak müvekkili adına tescil ettirilemeyip, muris tarafından müvekkiline bu araziyle ilgili tüm işlemleri yapabilme, isterse herhangi yapı inşa ederek ticaretle uğraşabilme, isterse de kiraya verebilme gibi tüm tasarruf yetkilerinin müvekkiline bırakıldığını, amcası müteveffa ile olan yakınlığı sebebiyle amcasını tescile zorlayamayan müvekkiline zilyetlik ve tüm tasarruf hakları bırakılmış ise de, murisin bu taşınmazı müvekkili adına tescil ettiremeden vefat ettiğini ve artık tapuda tescilin ifasını bekleme ümidinin de ortadan kalktığını belirterek; ...'nın ölümü (17.01.2022) tarihinden sonra diğer mirasçıları olan davalılar adına payları oranında intikalen kaydedilen davaya konu 8 38... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptal edilerek müvekkili davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde müvekkilin ödediği bedelin güncel karşılığının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; kardeşi muris ...'nın 30.12.2008 tarihinde Yenimahalle .... Noterliğinde düzenlenen vekaletnameyle, ... ilçesi ... dahilindeki tüm gayrimenkuller ile ilgili tasarrufta bulunması için kendisine verdiği yetki dahilinde davacı ..., ... ve kendisine (....) ait gayrimenkulleri kendi adına asaleten diğer kardeşleri adına vekalet hareket ederek kardeşi ... adına 22.04.2011 tarihinde tescil ettirildiğini, tescil yapılırken gayrimenkullerin bedelini ise ödemediğini, herkese ayrı ayrı taahhütte bulunduğunu, davacı ... tarafından dava dosyasında iddia edilen tüm iddiaların gerçekleri yansıttığını, ölürken kimseye borçlu olarak gitmek istemese de müteveffa kardeşi ...'nın dava konusu 8 38... parselde sayılı taşınmazı davacı adına tescil ettiremeden öldüğünü, bu hususta davacının beyanlarına katıldığını, davayı kabul ettiğini belirterek; davanın kabulünü talep etmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili; ortaklığın giderilmesi davasını geciktirmek için dava dilekçesinde kurgulanan hayal ürünü ifadelerin aksine orta da ne mülkiyet iddiası ne de tapu iptaline dair gerçek bir talep bulunmadığını, zaten davacı ...'nın hayatı boyunca bu taşınmazı alabilecek düzeyde bir geliri ya da yatırımının da bulunmadığını, müteveffa ...'nın vefatından sonra davacı ... tarafından müvekkilleri aleyhine ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve miras kalan dört adet taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesinin talep edildiğini, dava dilekçesinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesi talep edilen taşınmazlardan birinin eldeki davanın konusu olan 8 38... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, bu davada her ne kadar davalı görünse de ...'nın davacı ile beraber hareket ettiğini ve davacının kontrolü altında bulunduğunu, davasının reddi ile ayrıca HMK'nın 329/1-2 hükümlerine göre davacının cezalandırılması gerektiği gibi, yargılama giderleri ile akdi vekalet ücretinin ve ayrıca Mahkemece belirlenecek disiplin para cezasının da davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; "Resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satışlarının geçersiz olduğu, davacı taraf, kendisine ait....'teki taşınmazlar ile ...'deki muris adına kayıtlı taşınmazın trampa edildiğini ileri sürmüş, bu iddiası yönünden de inançlı işlem bulunduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın da ancak yazılı delile ispatlanabileceği, tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan tanık delilinin toplanmadığı, verilen kesin süre içerisinde yemin deliline dayanılmadığından bu delilin de toplanılmadığı, davacı tarafça, dava konusu taşınmazın satış bedelinin ödediğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, tüm bankalara müzekkere yazılması talebi konusunda delillerin somutlaştırılması için verilen süre içerisinde yine talebin somutlaştırılamaması nedeniyle ilgili delilin toplanılmasının da mümkün olmadığı, toplanan delillere göre davacının iddiasını ispatlayamadığı, hal böyle olunca davayı kabul eden davalı ... haricindeki davalılar yönünden davanın reddine karar verildiği; davalı ...'nin ise cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini bildirdiği.., böylelikle davalı tarafın ilk duruşmadan evvel davayı kabul ettiği, adı geçen davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği, dava tarihinden önce davacı tarafça davalı taraftan dava konusu taşınmazın kendisine devredilmesinin talep edilip de davalı tarafça da geri çevrildiği hususu iddia ve ispat edilmediğinden yargılama giderlerinin ve özellikle alınması gerekli harcın davacı üzerinde bırakılması..." gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile; ... ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 8 38... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; davalılar ..., ... ve ... yönünden açılan davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarladıktan sonra ilave olarak; müvekkili ile muris ... arasındaki sözleşmenin ispatı için tanık deliline dayandıkları halde bu taleplerinin reddedildiğini, inançlı işlem temeline dayalı davalarda delil başlangıcı mevcut ise inanç ilişkisinin tanık delili de dahil her türlü delille ispatlanabileceğini, davalılardan ...'nin inanç ilişkisini ve davayı beyanları ile kabul etmiş olmasının delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, eksik incelemeyle karar verilmiş olunmasının hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğini, Türkiye Bankalar Birliğine müzekkere yazılarak müvekkil ve muris ...'nın satış tarihindeki hesap hareketlerinin tüm bankalar nezdinde sorulması yönündeki taleplerinin de reddedildiğini, .... Tapu Müdürlüğü'nden satışların gerçekleştiğine dair tutanakların getirtilmesini istediklerini ancak yine eksik inceleme ile karar verildiğini, muris amcası ... ile müvekkili arasındaki baba-oğul benzeri ilişki nedeniyle müvekkilinin murisi tescile zorlayamadığını, murisin sık sık ablası...'ye, eniştesine ve onların oğlu olan yeğeni ... ....'ya,....deki arazinin müvekkiline ait olup bedelinin müvekkilinden alındığını ve en kısa sürede müvekkili davacı ile tescil ettireceğini dile getirdiği halde tescil isteğini yerine getiremeden öldüğünü, tapu iptali ve tescil talebi kabul edilmese de bedel taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, davayı kabul eden... aleyhine vekalet ücreti taktir edilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar müvekkili...'nin davayı kabul ettiği gerekçesiyle müvekkili yönünden kabul kararı verilmiş ise de müvekkilinin açık-net- kayıtsız bir kabul iradesi olmadığını, öte yandan elbirliği mülkiyeti halinde müvekkilinin tek taraflı kabul irade beyanının kabul edilemeyeceğini, mecburi dava arkadaşlığı bulunup oybirliği ile işlem yapılması gerekli olduğundan kabul iradesinin hüküm ifade etmeyeceğini, kabul iradesinin irdelenmesi açısından isticvap edilmesi gerektiğine karar verilerek talimat yazılmış ise de isticvap davetiyesinin usulüne uygun şekilde müvekkile tebliğ edilip edilmediği araştırılmamış olup müvekkilinin isticvap edilmemesiyle eksik araştırmaya yol açılmış ve bu yönde hem İlk Derece Mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince herhangi bir araştırma yapılmadığını, ilk verilen kabul dilekçesinin kimlik ekli olmadığından kabul edilmediğini, kimlik ekli olarak ikinci kez verilen kabul dilekçesinin ise hukuken tartışmalı olması nedeniyle kabul edilmemesi gerektiğini, yerel mahkemece davalı müvekkil yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamışken istinaf mahkemesince nispi harca hükmedildiğini ve harcın artırılmasının aleyhe hüküm kurma yasağı kapsamında olduğunu, davanın açılmasına hal ve hareketleriyle neden olmayıp ilk duruşmadan önce davacının talep sonucunu kabul etmiş olması sebebiyle müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporlarının ise yüzeysel olup hükme esas alınmamaları gerektiğini, ...'deki taşınmaza biçilen değerin fahiş olduğunu, bu anlamda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, eksik incelemeye dayalı hükümle ise mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava; İlk Derece Mahkemesinde yapılan ön inceleme duruşmasında imza altına alınan tutanağa göre, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ve terditli olarak bedel istemlerine ilişkindir.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3. Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Özellikle; davalılardan...'nin cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini bildirdiği, böylelikle bu davalının ilk duruşmadan evvel davayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru ise de, Mahkemece davanın kabul biçimi itibariyle davaya konu muris ...'dan intikal eden davalı ...'ye ait (1/4) payın iptali ile...'nin iptal edilen miras payı oranında davacı adına tescil hükmü kurulması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde "davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
4. Yine; AAÜT'nin 6. maddesi uyarınca öninceleme duruşması öncesinde davalı ...'nin davayı kabulü nedeniyle yasal vekalet ücretinin yarısı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamış olması da doğru değildir.
5. Ne var ki, anılan husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (V.B.2.) numaralı bentte açıklanan sebeplerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda (V.B.3.) ve (V.B.4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 31.12.2024 tarihli ve 2024/2547 Esas, 2024/1941 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,
3. 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm sonucunun 1. bendinin ikinci satırında yer alan "sayılı taşınmazda" ibaresinden sonra gelen tüm ibarelerin hükümden çıkarılarak "sayılı taşınmazda" ibaresinden sonra gelmek üzere "muris ...'dan intikal eden davalı ...'ye ait (1/4) payın iptali ile...'nin iptal edilen miras payı 1/4 oranında davacı adına tesciline" cümlesinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
4. 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm sonucunun 3 No.lu bendindeki "vekil ile" ibaresinden sonra gelen tüm ibarelerin hükümden çıkarılarak "vekil ile" ibaresinden sonra gelmek üzere "temsil ettirdiğinden AAÜT. 6. maddesi hükmü uyarınca davacı taraf yararına yasal vekalet ücretinin yarısı olan 191.765,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.