Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyetleri, icra hareketine başlama şartının oluşmaması ve şikayetten vazgeçme nedeniyle bozarken, süresinde yapılmayan temyiz istemini reddetmiştir.
Özet: Bu kararda, bir sanığın temyiz süresini aşması nedeniyle temyiz istemi reddedilirken, diğer sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri değerlendirilmiştir; sanığın kuyumcu dükkanından hırsızlık amacıyla bitişik dükkanda çukur açma eyleminin, doğrudan doğruya icraya başlandığını yeterince kanıtlamadığı ve bilirkişi raporunun çukurun amacını kesinleştiremediği, dolayısıyla eksik incelemeyle hırsızlığa teşebbüsten hüküm kurulduğu; ayrıca mala zarar verme suçunda, şikayetçinin şikayetinden vazgeçildiği halde düşme kararı yerine mahkûmiyet hükmü tesis edildiği tespit edilmiş olup, bu nedenlerle her iki suça ilişkin hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/7085 E.  ,  2025/19481 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/125 E., 2023/419 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Sanıklar hakkında katılan ...'a yönelik hırsızlık ve şikâyetçi ...ye yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edildiği belirlenerek yapılan incelemede;
I) Sanık ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
SEGBİS vasıtasıyla yüzüne karşı 03.10.2023 tarihinde verilen kararı, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süreden sonra 01.11.2023 tarihinde temyiz eden sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik hırsızlık ve şikâyetçi ...ye yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. 5237 sayılı Kanun'un 35/2. maddesindeki düzenlemeye göre, suça teşebbüsten söz edebilmesi için failin kastettiği suçun icra hareketlerine başlamış olması gerektiği, icra hareketinin, suçun hazırlık hareketinden farklı ve sonraki aşaması olduğu, failde suç kastı bulunsa dahi, icra hareketlerine başlanmamışsa suçun oluşmayacağı, failin, bir suçu işlemek kastını kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya koyan hareketlerin icra hareketi olarak değerlendirilebileceği, anılan Kanun maddesinde, icra hareketlerinin başlangıcıyla ilgili olarak “doğrudan doğruya icraya başlanması” ölçütünün kabul edildiği, dolayısıyla, doğrudan doğruya icra hareketi niteliğinde bulunmayan hareketlerin hazırlık hareketi olarak kabul edilmesinde zorunluluk olduğu hususları birarada değerlendirildiğinde; dosya içerisindeki 19.09.2015 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağı, şikâyetçi ile katılanın aşamalardaki anlatımları ve tutanak tanığının beyanlarına göre; katılan ...'a ait...Kuyumculuk adlı iş yerinin bitişiğindeki boş dükkânın inceleme dışı sanık ... tarafından kiralanmaya çalışıldığı, kiralama işleminin gerçekleşmemesi üzerine aynı şahıs tarafından kiralanmaya çalışılan dükkânın yanındaki şikâyetçi ...ye ait iş yerinin kiralandığı, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ın, bahsi geçen yerde tadilat işlerine başladıkları, iş yerinin camlarını dışarıdan görünmeyecek şekilde parlak kağıt ile kapattıkları, etrafta yapılan araştırma sonucunda kiralanan bu iş yerinin bir süredir izlenip takip edildiğinin belirlenmesi ve katılan ...'ın sanıkların hırsızlık suçunu işleyeceklerine dair şüphe duyduğundan bahsetmesi üzerine kolluk görevlilerince olay günü katılan ...'e ait iş yerine gidildiği, iş yeri içerisindeki betonun kırıldığının ve duvar dibinde 90*60 cm ebatında 40 cm derinliğinde çukur kazıldığının görüldüğü, bu haliyle sanığın şikâyetçi ...ye ait iş yerindeki betonu kırarak çukur açmak suretiyle, bahsi geçen iş yerinin bitişiğindeki dükkânın yanında bulunan katılan ...'a ait yerden hırsızlık yapmaya teşebbüs ettiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemesi ve dosya içerisindeki Bilirkişi Raporunda çukurun özellikleri itibarıyla hangi amaçla kazıldığına dair fikir yürütülemeyeceğine dair kanaat bildirilmesi karşısında, dosya kapsamındaki deliller ve beyanların hırsızlık suçu yönünden suçun icra hareketlerine başlandığının kabulüne yeterli olmadığının anlaşılması karşısında; sanığın hırsızlık suçu bakımından "elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya" başladığına ilişkin delillerin neler olduğu karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
2. Mala zarar verme suçunun şikâyete tabi olması ve bozma öncesi yürütülen yargılama sırasında yapılan 20.11.2015 tarihli duruşmada şikâyetçi ...nin şikâyetinin bulunmadığını, sanığın da hakkındaki şikâyetten vazgeçmeyi kabul ettiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; şikayet yokluğu nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında mala zarar verme suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
3. Kabule göre de; 02.12.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4. Sanığın adli sicil kaydında yer alan Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2007 tarihli ve 2005/80 Esas, 2007/234 Karar sayılı ilâmına konu 2 yıl 6 ay hapis cezasının, infaz edildiği 13.05.2010 tarihinden suç tarihine kadar 5237 sayılı Kanun'un 58/2-b maddesinde öngörülen 3 yıllık süre geçmiş olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı; ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2006 tarihli ve 2004/557 Esas, 2006/990 Karar sayılı kararına konu 3 yıl hapis cezasının mükerrirliğe esas olduğu ve bu mahkûmiyet hükmünün hırsızlık suçu bakımından tekerrüre esas alınmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.