Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyeti hukuka uygun bularak onarken, konut dokunulmazlığı ve mala zarar verme suçlarından hükmolunan cezalara ilişkin temyiz istemlerini usulden reddetti.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarına dair cezaların yasal sınırları nedeniyle temyiz yolu kapalı bulunduğundan bu istemler reddedilmiş; hırsızlık suçundan verilen hükme ilişkin olarak ise, sanık ve müdafiinin fiilin hukuki anlamını kavrayamama, kastın bulunmaması, maddi unsurun oluşmaması, indirim uygulanmaması ve savunma hakkının kısıtlanması gibi iddiaları dahil tüm temyiz nedenleri değerlendirilmiş, ancak bölge adliye mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunarak temyiz istemlerinin esastan reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/9071 E.  ,  2025/19512 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/706 E., 2020/956 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek, davranışlarını yönlendirebilecek kapasitede olmadığına, suç işleme kastı bulunmadığına, suçun maddi unsurunun oluşmadığına, sanık hakkında takdiri indirim yoluna gidilmediğine, lehine hükümlerin uygulanmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine; sanığın temyiz isteminin savunma hakkının kısıtlandığına, hükmün gerekçesiz olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.