İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında kusur, yapılan ödemelerin mahsubu itirazları ve manevi tazminatın kesinlik sınırı nedeniyle Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, davacının %30, davalının ise %70 kusurlu bulunarak kısmi kabulle sonuçlanan ilk derece mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi ve istinafın esastan reddedilmesi üzerine dosyanın temyize gelmesiyle, temyiz incelemesinde manevi tazminata ilişkin itirazların, miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddine karar verilmiş olup, davalı vekilinin mükerrer ödeme, kusur raporu ve davacının kazancının mahsubuna yönelik diğer maddi tazminat itirazları ise incelemeye alınmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2024/11732 E.  ,  2025/12677 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/841 E., 2024/777 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/284 E., 2024/72 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniye sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 614.975,24 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle %22,20 oranında iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince davacıya müvekkili tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmeden hüküm kurulmasının mükerrer ödemeye yol açacak nitelikte olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğu ve bu rapora dayanılarak karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini, dava konusu kazanın 06.09.2015 tarihinde meydana geldiğini, davacının müvekkili işyerinden çıkışının 21.09.2016 tarihinde gerçekleştirildiğini ve bu tarihe kadar çalışanın kazandığı tüm hak ve ücretlerin eksiksiz şekilde banka hesabına ödendiğini, bu nedenle bilirkişinin 21.09.2016 tarihine kadar davacının fiilen çalışması halinde elde edeceği ücretleri hesaplayarak tespit edilen tutarı maddi tazminat hesabından mahsup etmesi gerekirken bu hususun gözetilmediğini, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Değerlendirme ve Gerekçe
a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre 614.975,24 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20.05.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b.Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ilk kararından sonra başlatılan icra takibi nedeniyle ilk kararda belirlenen tutarları icra dosyasına ödemiş olmalarına karşın bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğuna dair temyiz itirazı bulunmaktaysa da cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerin ancak infaz aşamasında gözetilebileceği dikkate alındığında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davacı vekilinin dava dilekçesinde 500,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olarak kabul edildiği, %22,20 sürekli iş göremezlik oranı ve asgari ücretin 2,75 katına isabet eden ücret üzerinden hesaplama yapan 05.02.2021 tarihli kök hesap raporunda davacının maddi zararının 103.625,94 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili bu hesap raporuna yalnızca asgari geçim indirimi yönünden itiraz ettiği, ayrıca hesap raporundaki diğer hususları da kabul etmedikleri yönünde beyanda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin itirazının ara kararla reddedildiği ve davacı vekiline ıslah için süre verilmesi üzerine davacı vekilinin maddi tazminat istemlerini bu tutara arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince verilen 29.04.2021 tarihli ilk kararda davacının maddi tazminat isteminin kabulüne( 103.625,94 TL), davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, davacı vekilinin manevi tazminatın az olduğu, asgari geçim indiriminin hatalı belirlendiği ve vekalet ücretinin de doğru olmadığı yönlerinden itirazları bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ilk kararı ile kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği, davacının kaza tarihinde evli eşi çalışmayan üç çocuklu olmasına rağmen bilinmeyen aktif dönem için asgari geçim indirimi tespitinin bekar olduğu kabul edilerek yapılmasının hatalı oluşu ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiği gerekçeleri ile istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra ikinci kusur raporunun alındığı, oranların kaldırma kararı öncesinde itibar edilen oranlarla aynı tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince kök raporu düzenleyen bilirkişiden ek hesap raporu alındığı, bu kez davacının ücretinin 4,25 katı olarak tespit edip, asgari geçim indiriminin de evli 3 çocuklu olarak kabul edilerek hesaplama yapıldığı ve davacının maddi zararının 04.01.2024 tarihli bu ek hesap raporunda 614.975,24 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin maddi tazminat istemlerini bu tutara arttırdığı İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli ikinci kararında davacının maddi tazminat isteminin kabulüne (614.975,24 TL), davacı lehine 40.000,00 TL de manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin hesaplamaya esas teşkil eden asgari ücretin 2,75 katı düzeyinde olduğunu kabul ederek hesaplama yapan kök hesap raporuna karşı ücret yönünden bir itiraz ileri sürülmemiş olduğu gözden kaçırılmak suretiyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde ücreti asgari ücretin 4,25 katı kabul ederek hesaplama yapan ek hesap raporunun hükme dayanak kılınması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; 04.01.2024 tarihli ek hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini, ücretin asgari ücretin 2,75 katı düzeyinde olduğunu, asgari geçim indirimi uygulamasının kaldırıldığı 01.01.2022 tarihinden önceki dönem yönünden asgari geçim indiriminin davacı evli üç çocuklu kabul edilerek belirlenmesi gerektiğini gözeterek hesaplama yapan yeni bir hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazının MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.