Yargıtay 2. Ceza Dairesi, sanığın hırsızlık mahkûmiyetini onarken, iş yeri dokunulmazlığı ihlali ve mala zarar verme suçları yönünden temyiz başvurusunu usulden reddetmiştir.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlerin temyiz incelemesinde, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarına yönelik temyiz talepleri hükmolunan cezaların türleri nedeniyle yasal olarak temyiz edilemez bulunarak reddedilmiş; hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde ise sanık müdafiinin güvenlik kamera görüntüleri ile bilirkişi raporunun yetersizliği ve çelişkili olduğu, şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı yönündeki iddiaları yerinde görülmeyerek, ilk derece mahkemesinin hırsızlık suçundan verdiği kararda hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/17221 E.  ,  2025/19516 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/453 E., 2022/1877 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I. Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında hükme esas alınan güvenlik kamera görüntüleri ile bu görüntüler üzerinden alınan bilirkişi raporunun mahkûmiyet için yeterli olmadığı ve çelişkili olduğu hâlde mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, hükme esas olabilecek şekilde şüpheden uzak, inandırıcı ve kesin delil teşkil edecek dosyada hiçbir kanıt bulunmadığına, matbu gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.