Yargıtay 2. Ceza Dairesi, mala zarar verme suçundan temyiz edilemezlik nedeniyle ret; hırsızlıktan ise bölge adliye mahkemesinin duruşmasız beraat kararının onanması.
Özet: Yüksek Mahkeme, katılan vekilinin itirazlarını değerlendirerek, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda hırsızlık suçundan sanıkların beraatine yönelik kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek bu kararı onamış; aynı zamanda, mala zarar verme suçundan üst sınırı on yıldan az olan suçlarda istinaf kararının kesin olması nedeniyle bu suça ilişkin temyiz istemini reddetmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/3050 E.  ,  2025/19631 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/444 E., 2019/2225 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
I. Sanıklar Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Sanıklara isnat edilen suçların üst sınırının on yıldan az olması itibariyle ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmü ile ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-f. maddesi uyarınca kesin olup temyizi mümkün bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanıklar ... ve ... Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, yerel Mahkemece her üç sanığa da TCK'nın 141/2-h maddesi uyarınca ceza verilmiş olması sebebi ile verilen vekâlet ücretinin sanıklardan payları olan 1/3 oranında alınmasına karar verildiği, İstinaf mahkemesince sanıkların beraatine karar verilmiş olup, vekalet ücreti yönünden istinaf kararında herhangi bir karar verilmediği, vekâlet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiği, tanık beyanlarından, suçüstü yakalama tutağından sanıkların suça iştirak ettiği açıkça anlaşılmasına rağmen haklarında beraat kararı verilmiş olmasının hukuka, vicdana ve kanunlara aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih ve 2022/7-315 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere incelemeye konu kararda Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmediği, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmediği, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen sanıkların atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut delil elde edilemediği gerekçesi ile beraat kararı verebileceği anlaşılmakla, Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanıklar hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hükümler hukuka uygun bulunduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.