Yapım işi sözleşmesinden kaynaklanan, hububat depolarının geçici kabul eksiklikleri, gizli kusurlar ve nama yapılan imalat bedellerinin tahsili uyuşmazlığına ilişkin içtihat.
Özet: Bu dava, bir kamu kurumu tarafından, tamamlanan hububat depoları inşaat işlerinde yüklenici iş ortaklığından kaynaklanan geçici kabul eksiklikleri, yüklenici namına yaptırılan imalatlar ve kesin kabul sonrası ortaya çıkan gizli kusurlar nedeniyle oluşan toplam alacakların sözleşmedeki faizleriyle birlikte tahsili talebiyle açılmış olup, davalı yüklenici ise ilave iş bedellerinin ödenmediğini, eksikliklerin sözleşme dışı olduğunu, geçici kabul tutanaklarına itiraz ettiklerini ve birleşen davadaki gizli kusurlardan kullanım nedeniyle sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/921 E., 2024/706 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI: 2017/146 E., 2020/903 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketlerin oluşturduğu ... - ... İş Ortaklığı tarafından üstlenilen 5 farklı konumda yer alan hububat depoları yapım işinin iş artışları ile birlikte toplam 39.221.158 TL (KDV hariç) bedel ile tamamlanıp kullanıma alındığını, yüklenicinin iş bitim tarihinde verdiği dilekçeleri doğrultusunda 5 işyerinde geçici kabul işlemlerinin başlatıldığını, kabul tutanaklarında belirtilen eksikliklerin yüklenici firma tarafından giderilmemesi üzerine kurum tarafından yüklenici namına yaptırıldığını, yüklenici namı hesabına yapılan ödemelerin tahsili için 12.10.2015 tarihli yazı ile tebligat yapıldığını, yüklenici tarafından ödeme yapılmadığını, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ve teminata alınan hakediş alacağının mahsubu ile bakiye alacağın işlemiş faizi ile birlikte 1.979.395,35 TL olduğunu, kalan bu borcun 23.12.2015 tarihli yazı ile firmaya bildirildiğini, firmanın 28.12.2015 tarihli yazısında belirtilen gerekçelerle borca itiraz edildiğini, yapılan nefaset kesintisi, gecikme cezaları, onarım, su, elektrik, reaktif ceza bedelleri, numune alma binası ve cihazı ile ilgili yapılan kesintiler toplamı neticesinde yüklenici firmanın kesin hesabında kurum lehine 02.09.2016 tarihi itibariyle 1.358.340,52 TL hakediş alacağı bulunduğunu, diğer taraftan ... ve ... iş yerlerine ait kesin kabul eksiklikleri nedeniyle ortaya çıkan 195.081,28 TL’lik kurum alacağının da yüklenici tarafından ödenmediğini, sonuç olarak tahsil edilemeyen; 1.979.395,35 TL'nin 13.11.2015 tarihinden, 1.358.340,52 TL'nin 02.09.2016 tarihinden, 195.081,28 TL'nin 25.01.2017 tarihinden itibaren sözleşmede yer alan %17,75 faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; 06.03.2012 tarihli sözleşme kapsamında yapılan işlerde ... ve ... işyerlerindeki vasıta basküllerinin düzgün çalışmaması sebebi ile inceleme yapıldığı, inceleme sonucu alman raporda loadcell altı betonların deforme olması sebebiyle loadcell taban doğrultularında eksen kayması olduğu, eksen kayması sonucu kantarların kalibre edilemediği, doğru tartım yapılamadığı, gizli kusur olarak değerlendirildiği, gizli kusurların giderilmesi ve basküllerin çalışır hale gelmesinin, aksi takdirde namı hesaba yaptırılacağının yüklenici firmaya 28.02.2017 tarihli yazı ile bildirildiğini, ancak yüklenicinin adresinde bulunamadığını, kantarın kullanılması ihtiyacı olduğundan nam ve hesaba yaptırıldığını, bu kapsamda düzenlenen 2 adet gider aktarım faturalarının yükleniciye gönderildiği, ancak 24.11.2017 tarihli yazı ile faturaların iade edildiğini, ...Genel Şartnamesi'nin yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumluluklarına ilişkin 26. maddesine göre fatura bedellerinden yüklenicinin sorumlu olduğunu belirterek 31.860,00 TL'nin 03.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek %17,75 oranında sözleşme faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalılar vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; yapılan ilave iş bedellerinin bedelinin ödenmediğini, yüklenicinin sorumluluğunda olmayan sözleşme ve proje dışı işlerin eksiklik olarak geçici kabul tutanaklarına eklendiğini, geçici kabul tutanaklarının düzenlenmesinde söz haklarının olmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, tutanakları imzalamadıklarını, eksikliklerin nam ve hesaplarına yapılmasına onay verdiklerini, ancak bunun için çıkılan ihalede, ihale kapsamına yüklenicinin taahüddü dışındaki işlerin de alındığını, geçici kabulün ancak işin %95 yapıldıysa düzenlenebileceğini, ancak nama yapılan iş bedellerinin %5'lik kısmın çok üzerinde olduğunu, gecikme cezasının en fazla %5'lik kısım üzerinden hesaplanabileceğini, birleşen davada, kesin kabulün ardından ortaya çıkan zararın istendiğini, sözleşmede sorumlu olduklarını gösterir bir hüküm olmadığını, kullanımdan kaynaklı meydana gelen zarardan sorumlu olmayacaklarını, asıl ve birleşen davanın reddini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davada; geçici kabul eksikliklerinin ve yüklenici nam ve hesabına yaptırılan imalatların bir kısmının yüklenici proje ve şartnameler haricinde imalatlar olduğu hususundaki davalı tarafın savunmasının kanıtlanmadığı, geçici kabul eksiklikleri için davalı yüklenici nam ve hesabına yaptırılan imalatlardan kaynaklanan bedelden, davalı yüklenicinin geçmiş hak ediş alacakları ve teminat mektuplarının nakde çevrilmesi sonucu elde edilen tutarların toplamının mahsubu sonucunda, davacı idarenin davalı taraftan 1.222.149,38 TL talep edebileceği, davacı idare tarafından düzenlenen kesin hakediş sonucunda davacı idarenin davalı taraftan 1.262.956,86 TL bakiye alacak talep edebileceği, kesin kabul eksiklikleri nedeniyle davacı idarenin davalı taraftan 195.081,28 TL alacak talep edebileceği, birleşen davada; vasıta basküllerinde meydana gelen kullanımı engelleyen kusurların, tekniğe uygun olmayan imalattan kaynaklandığı ve bir bakışta tespit edilemeyecek nitelikte gizli ayıp niteliğinde olduğundan davalı yüklenici iş ortaklığınının ...Genel Şartnamesi 25/4 maddesine göre ayıbın giderilmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafın, davalıların oluşturduğu iş ortaklığı adına düzenlendiği vasıta basküllerinin onarmalarına ilişkin 20.11.20 17... .11.2017 tarihli yansıtma faturalarında belirtilen toplam 31.860,00 TL tutarını talep etmekte haklı olduğu, İdari Şartnamenin 46.2 maddesi ile; idarenin yükleniciden herhangi bir nedenle alacaklı duruma geçmesi halinde uygulanacak faiz oranı %17,75 olarak kararlaştırıldığı anlaşıldığından davacı tarafın asıl ve birleşen davalarda alacak tutarlarına daha önceden davalı tarafın temerrüde düşürülmüş olduğuna ilişkin yeterli belge sunulmadığından dava tarihlerinden itibaren %17,75 oranında akdi faiz isteyebileceği belirtilerek asıl davanın kısmen kabulüne, 2.680.187,52 TL'nin dava tarihi olan 24.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %17,75 oranında sözleşme faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın kabulüne, 31.860,00 TL'nin dava tarihi olan 27.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %17,75 oranında sözleşme faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Kesin kabul eksikleri için talepleri doğrultusunda 195.081,28 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, ancak faiz başlangıç tarihinin hatalı şekilde 24.02.2017 olarak belirlendiğini, istinaf dilekçesi ekinde yer alan fatura ve ihtar yazışmalarından anlaşılacağı üzere faiz başlangıç tarihinin talep doğrultusunda 25.01.2017 olması gerektiğini,b. Geçici kabul eksiklikleri bakımından talep olunan 1.979.395,55 TL'ye karşılık alacaklarının 1.222.149,38 TL olarak belirlenmesi ve faiz başlangıç tarihinin 01.12.2015 olması gerekirken 24.02.2017 olarak belirlenmesinin hukuka aykırılık teşkil etmekte olup, buna ilişkin belge ve faturalar dosyada yer aldığını,c. Kesin hakediş sonucunda oluşan bakiye alacaklar yönünden talep olunan 1.358.340,52 TL'ye karşılık 1.262.956,86 TL alacak belirlenmesi ve yine faiz başlangıç tarihinin 02.09.2016 olması gerekirken 24.02.2017 olarak belirlenmesinin dava dosyasında mübrez belgeler dikkate alındığında hukuka aykırılık teşkil ettiğini,d. Birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/855 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmekle birlikte faiz başlangıç tarihi 27.12.2017 olarak belirlendiğini, mevcut belgeler incelendiğinde açıkça görüldüğü üzere faiz başlangıç tarihinin 03.05.2017 olması gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve nama yaptırılan işlerin bedelinin tahsili, kesin hakediş bakiye alacağının ve kesin kabul eksiklerinden kaynaklanan alacakların tahsili, birleşen davada, vasıta basküllerinin arıza ve onarım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.1. Davacı vekilinin birleşen 2017/885 Esas sayılı dosyaya ilişkin temyiz itirazları yönünden; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen dava değeri 31.860,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu durumda işbu birleşen dosyaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin olup, inceleme yapılamayacağından temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddi gerekmiştir.2. Asıl davaya ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ileri sürülen temyiz nedenleri uyarınca yapılan incelemeye göre usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR1. (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen 2017/885 Esas sayılı dosyaya yönelik temyiz isteminin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan asıl davaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Asıl dava yönünden fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.