Limited şirket müdürü olarak atanmasına rağmen hizmet akdi bulunmayan kişi için 4/a sigorta primi tahakkuku işleminin iptali talepli davanın incelenmesi.
Özet: Dışarıdan atanan bir şirket müdürünün sosyal güvenlik sigortalılık statüsü (5510 sayılı Kanun kapsamında 4/a sigortalısı mı yoksa kendi bağkur primlerinden sorumlu mu) ve bu nedenle şirkete tahakkuk ettirilen prim borcu ile idari para cezasının iptali talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, müdürün şirketi temsile yetkili olması nedeniyle İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak değerlendirilemeyeceğine ve şahsi bağkur primlerinden bizzat kendisinin sorumlu olduğuna karar vererek prim borcunu iptal etmişlerdir; bu kararlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2311 E., 2024/2332 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2021/95 E., 2022/262 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili özetle; ...'in müvekkili şirkette müdür olarak atanmış olmasına karşın sigorta bildirimi yapılmadığı gerekçesiyle prim borcu ve idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, adı geçen kişinin müvekkili şirket nezdinde bir çalışmasının bulunmadığını, davalı Kuruma yapmış oldukları itirazın da reddedildiğini belirterek, prim tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ... isimli kişinin davacı şirket tarafından "şirket müdürü" olarak atandığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece re'sen davalı konumuna getirilen ...; cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, davalı tarafından davacı adına düzenlenen prim borcu tahakkuk işleminin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, "Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde, ...'in davacı işyerinde şirket müdürü olarak görev yaptığının beyan edildiği, dosya arasında bulunan 10/04/2001 tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan davacı şirketin 04/04/2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararına göre, ...'in şirketi temsile yetkili müdür olarak atandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, işçiye özgü şahsi bağımlılık unsuru somut olayda gerçekleşmemiştir. Şirketi doğrudan temsil eden ...'in konumu İş Kanunu kapsamında değerlendirilemez. Davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesine ait olduğu gözetilerek davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmiş, ...'in şahsi bağkur primlerini ödemeden kendisinin sorumlu olacağı, davacı ...'nin temsil yetkisi bulunan şirket müdürünün şahsi bağkur primlerini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği" belirtilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili özetle, 1.5510 sayılı Kanun uyarınca hizmet akdine tabi olarak bir veya birden fazla işveren yanında çalışan kişilerin 4/a, yani SSK kapsamında sigortalı sayıldıklarını, dolayısıyla ortaklık vasfı bulunmaksızın limited şirkete dışarıdan müdür olarak tayin edilen kişiler 4/a kapsamında sigortalı sayıldıklarından, bu kişiler adına düzenlenecek işe giriş bildirgesinin atanma tarihinden bir gün önce SGK’ya verilmesi gerektiğini,2.Yargılama sırasında beyanına başvurulan tanık....'ın davacı şirketin ortağının babası, diğer davalı ...'in ise davacı şirket ortağının teyzesi olduğunu, bu sebeple anılan kişilerin beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, 3.Mahkeme tarafından ...'in çalışmasının olup olmadığının çevre araştırması yapılarak, komşu işyerlerinde sigortalı çalışanların tanık beyanlarına başvurularak araştırılması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından bu hususlar yerine getirilmeden karar verildiğini,4.Diğer davalı ... aleyhine hüküm kurulmaksızın sadece müvekkili Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, prim borcu tahakkukuna yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101. maddesinde bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na dayanılarak kurulmuştur.Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir.Eldeki davada, dahili davalının ortak olmadığı şirkette müdür olarak çalışması nedeniyle Kurum tarafından prim belgeleri düzenlenmesinin istenmesi üzerine davacı işveren tarafından ödendiği ve Kurum işleminin iptali için işbu davanın açıldığı, davanın sosyal güvenliğe ilişkin olup bu davalara bakma görevinin münhasıran iş mahkemelerinde olduğu gözetilmeksizin davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu belirtilerek ticaret mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.