5. Hukuk Dairesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı kamulaştırma bedeli tespiti ve taşınmazın yol olarak terkini davasında emsal seçim hatası, kısmi kamulaştırma değer düşüklüğü hesabı eksikliği ve faiz başlangıç tarihi yanlışlığı nedenleriyle bozulma kararı.
Özet: İzmirde bulunan bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak terkini davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararı, Yargıtay tarafından iki kez bozulmuştur. İlk bozma gerekçeleri arasında, bilirkişi raporunda hatalı emsal seçimi ve rayiç değerin altında bedel biçilmesi, kısmi kamulaştırma sonrası arta kalan kısmın değer düşüklüğünün hesaplanmaması, faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesi ve kanuni değişikliklere uyulmaması yer almıştır. Mahkeme bozmaya uyarak ikinci kez kabul kararı verse de, bu karar da arsa niteliğindeki taşınmazın değerlemesinde emsal seçimi ve değerlendirme yöntemindeki eksiklikler nedeniyle yeniden bozulmuş olup, davanın yargılama süreci devam etmektedir.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2024/326 Esas, 2024/508 KararKARAR: KabulTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ... gelmişlerdir.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi 419 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olup çevresinin meskun olduğunu, her türlü belediye hizmetlerinden iyi derecede yararlandığını, ulaşımının son derece kolay olduğunu, dava konusu taşınmazın değerli bir bölgede bulunduğunu belirtmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 03.09.2015 tarihli ve 2014/416 Esas, 2015/357 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu Bornova ilçesi, ... Mahallesinde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğal olduğu hâlde, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda bu yönteme uyulmadan başka bir ilçede bulunan taşınmaz emsal alınarak ve taşınmazın 2014 yılı arsa metrekare rayiç değerinin altında kalacak şekilde değer biçildiğinden yapılan karşılaştırma inandırıcı bulunmamış olup yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğu gibi dava konusu taşınmaz 6.240 m² olup 691,48 m²lik bölümü otoban yapılmak üzere kamulaştırılmış, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kamulaştırmadan arta kalan kısım için değer düşüklüğü bedeli hesaplanmadığı, davalı vekilince kısmi kamulaştırma sebebiyle dava konusu taşınmazın önüne uzanan duvar sonrasında taşınmazın arta kalan bölümüne ulaşımın engelleneceği ileri sürdüğünden, otoyol kamulaştırması sebebiyle dava konusu taşınmazın önüne duvar yapılıp yapılmayacağı, duvar yapılması halinde taşınmaza ulaşımın engellenip engellenmeyeceği ve bu nedenlerle arta kalan kısmın kullanılamaz hale gelip gelmeyeceği veyahut değer kaybı olup olmayacağı yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması ve tespit edilen kamulaştırma bedeline 25.01.2015 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi doğru olmadığı gibi, 7139 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 08.09 2020 tarihli ve 2018/568 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde olması gerektiği ve dava konusu taşınmazın bulunduğu Bornova ilçesi, ... Mahallesinde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğal olduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda bu yönteme uyulmadan başka bir ilçede bulunan ve dava konusu taşınmaza uzak mesafede olan taşınmaz emsal alındığı gibi, taşınmazın 2014 yılı arsa metrekare birim değerinin altında kalacak şekilde ve dava konusu taşınmaz emsalden daha değerli olduğu hâlde, bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın emsalle eş değer olduğu kabul edilerek vergi değerlerine ters düşecek şekilde bedel biçildiğinden yapılan karşılaştırma inandırıcı bulunmamış olup yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğu gibi tespit edilen bedele uygulanan faizin başlangıç tarihi 25.01.2015 tarihi olması gerektiği halde, 24.12.2014 tarihi olarak yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.D . Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 21.03.2023 tarihli ve 2022/12 Esas, 2023/122 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma Kararı öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu 1151 parsel sayılı 691.48 m²lik taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22 nci maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu 226 89... parsel olarak tapuya tescil edildiği, taşınmazın alanın 708.99 m² olarak değiştiği belirtilerek hüküm kurulduğu anlaşılmış olup dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı getirtilerek yenileme sonrası oluşan durum üzerinden hesap yapılması ve yeni ada/parsel numarası üzerinden karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde taşınmazın değerinin yenileme öncesi durum üzerinden hesaplanması suretiyle karar verilmesi ve Dairemiz bozma ilamı öncesi Mahkemece verilen ilk kararla ödenmesine karar verilen bedele dava tarihinden 4 ay sonrasından ilk karar, ikinci karar ile ödenmesine karar verilen fark bedele ikinci karar tarihine kadar mükerrer ödemeye mahal vermemek üzere yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde faiz hükmü kurulması doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kesin süreler içesinde fark bedel miktarının bloke edilmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini kamulaştırma bedeline yasal faiz değil kamu alacaklara uygulanacak en yüksek faiz işletilmesi gerektiğini, kamulaştırma koridoruna alınmadan önce de taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında olduğunu, bölgedeki planlarda fonksiyon çeşitliliği olarak konut fonksiyonu, kentsel çalışma fonksiyonu, hastane, alışveriş merkezi ticaret merkezi büyük ölçekli kamu kurumu eğitim öğretim gibi fonksiyonların bulunduğunu, emsal taşınmaz ve bulunduğu bölgede bu fonksiyon çeşitliliğinin bulunmadığını, tüm bunlar gözetilerek birkaç yüz metre uzaklıktaki taşınmazların bedelleri gözetilerek bedel belirlenmesi gerektiğini, bölgede otoyol kamulaştırmasının çok önceden 1/10 00... /5000 ölçekli planlara dahil edildiği için bu kapsamdaki taşınmazların imar ve yapılaşma izni alamadığını, oysa dava konusu taşınmazın otoyol inşaatı başlamadan önce çok değerli konumda olduğunu, düzenleme ortaklık payı yönünden bölgede uygulanan oranın gözetilmesi gerektiğini, uygulanan oranın yasal koşulları sağlamadığını, emsal taşınmazın uygun emsal olmadığını, emsal kıyaslamasının hatalı yapıldığını, konum, ulaşım ve emlak vergisine esas metrekare birim bedelinin gözetilmediğini, bedelin oldukça düşük olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak üzerinde bulunan ağaçlara maktuen değer biçilmesi yerindedir.3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur. 4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.