Orman vasfı gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilen taşınmazlar nedeniyle oluşan zararın 4721 sayılı TMK 1007 uyarınca Hazineden tazminine ilişkin temyiz davası.
Özet: Bu hukuki metin, davacıların mülkiyetindeki taşınmazların orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kayıtlarının iptal edilerek Hazine adına tescili sonucu uğradıkları zararların, Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazmini talebiyle açtıkları davayı konu almaktadır; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabul edilmesi üzerine, davalı Hazinenin istinafıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırmış, yeniden yargılama sonrası davalı Hazinenin ikinci istinafında ise Bölge Adliye Mahkemesi davanın reddine karar vermiş ve bu karar davacıların temyizi üzerine Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2024/12923 E.  ,  2025/13245 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/66 Esas, 2024/2239 Karar
KARAR: Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/167 Esas, 2021/394 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ve ...'in babası diğer davacı müvekkili ... kocası dava dışı ...'in 17.04.1987 yılında İstanbul ili, ... ... köyü 214 parselde kayıtlı arsa vasıflı 6840 m² taşınmazı satın aldığını, daha sonra Sarıyer Belediyesinin bahse konu taşınmazın encümen kararı ile kadastro müdürlüğünce tanzim edilen folyo ile imar parsellerine ifraz gerçekleştirilerek 5 parsele bölünerek arsa sıfatını kazandığını, söz konusu taşınmazların bilahare 6 64... sayılı parsellerin dava dışı ..., 665 sayılı parselin davacı ..., 666 sayılı parselin davacı ..., 667 sayılı parselin davacı ... adlarına tescil edildiğini, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/370 Esas, 2008/395 Karar sayılı dosyasından verilen karar ile orman vasfında olduğundan bahisle tapu kaydının iptal edildiğini ve Hazine adına tescil edildiğini, müvekkillerine ait gayrimenkulün tapu kaydı iptal edilirken herhangi bir bedel ödenmediğini, müvekkillerinin maliki oldukları taşınmazlara konut yapma hazırlıklarına başladıklarında dava konusu taşınmazların tapu kaydına 13.08.1993 tarihinde 3532 yevmiye no ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uygulamasına tabidir şerhi konulduğunu, Maliye Bakanlığı tarafından kapatılan Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/223 Esas sayılı dosyası ile 2001 yılında tapu iptali davası açıldığını öğrendiklerini, yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi raporlarında yerin orman vasfında olmadığının tespiti üzerine davanın reddedildiğini, davacının temyizi üzerine yerel mahkeme kararının bozulduğunu, yapılan yargılamada davanın reddine karar verildiğini, davacının temyizi üzerine yerel mahkeme kararının yeniden bozulduğunu, kapatılan Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2008 tarihli ve 2008/3 70... /395 Karar sayılı kararıyla verilen bozma kararı üzerine yeniden yargılama ile dava konusu Sarıyer, Uskumruköy 665, 666, 667 nolu parsellerin davalılar adına mevcut tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, müvekkilinin temyizi üzerine yerel mahkeme kararının onandığını, tapu iptalleri ve orman vasfı ile arsaların Maliye Hazinesi adına tesciline ilişkin kararın 30.10.2009 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek ileride tespit edilecek tutarlara kadar arttırılmak üzere tapu iptali davasının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik müvekkili ...'e eski 665 sayılı parsel için 711.200,00 TL, müvekkili ...'e 666 sayılı parsel için 711.200,00 TL, müvekkili ...'e 667 sayılı parsel için 711.200,00 TL olmak üzere 2.133.600,00 TL'nin davalı Hazineden tahsil edilerek davacılara verilmesine, tapu iptal davasının sonucunda yargılama gideri olarak davacılardan tahsil edilen karar harcının fiili ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen bedelin kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunun belirlendiğini, nitekim dava konusu taşınmazların tapu iptali ve tesciline karar verilen davada Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin onama Kararında, kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle arazi kadastrosunu tespitine esas alınan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğinin, bu tapu kaydı esas alınarak davacı adına tapulama yoluyla oluşan tapu kaydının hukuki değeri bulunmadığının belirtildiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, husumetin Orman İdaresine yöneltilmesi gerektiğini, yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar önceki kaldırma kararında değinilmemiş ise de dava konusu taşınmazların beyanlar hanesine 13.08.1993 tarihinde 6831 sayılı Kanun'un 2/b maddesine tabi olduğuna dair şerh verildiği, davacıların söz konusu şerh konulduktan sonra ve 2/b şerhini bilerek 22.10.1993 tarihinde dava konusu taşınmazları satış yoluyla iktisap ettikleri, sonrasında Hazine tarafından açılan tapu iptal davası sonucu tapuların iptaline karar verildiği anlaşılmış olup dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 13.08.1993 tarihinde 2/... konulmuş olduğundan Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunun aleniyete intikal ettiği, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/2039 Esas, 2022/11584 Karar ve 2023/38 Esas, 2023/4261 Karar sayılı emsal içtihatlarında belirtildiği üzere 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin: "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ..., ... Mahallesi 214 parsel sayılı, 6840 m² yüzölçümlü taşınmazın tapu kayıtlarına dayanılarak 1959 yılında yapılan arazi kadastrosu esnasında dava dışı üçüncü şahıs adına tespit edildiği, 17.04.1987 tarihinde satış yoluyla edinen dahili davalı...adına kayıtlı iken ifraz edilerek 1598 m²si ... alan, 794,50 m²'si ise yola terk edildikten sonra 665,666, 6 67... parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği, 665 parselin 22.10.1993 tarihinde ..., 666 parselin 20.10.1993'te ..., 667 parselin 22.10.1997 de ... tarafından satın alındığı, her üç taşınmazda da ...'in intifa hakkı bulunduğu, dava konusu taşınmazların orman tahdidi içerisinde olması nedeniyle davalı Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/370 Esas, 2008/395 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 30.10.2009 tarihinde kesinleştiği, 07.11.2018 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
3. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacıların söz konusu şerh konulduktan sonra ve 2/b şerhini bilerek 22.10.1993 tarihinde dava konusu taşınmazları satış yoluyla iktisap ettikleri, sonrasında Hazine tarafından açılan tapu iptal davası sonucu tapuların iptaline karar verildiği anlaşılmış olup dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 13.08.1993 tarihinde 2/... konulmuş olduğundan Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunun aleniyete intikal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de mülkiyetin kaybedildiği ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.06.2009 tarihli ve 2009/103 Esas, 2009/8834 Karar sayılı kararı ile onanan Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/370 Esas, 2008/395 Karar sayılı kararında taşınmazların tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, söz konusu dosyaya sunulan orman bilirkişi raporunda taşınmazın 1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun'la devletleştirmeye konu olmadığı, maki tefrikine ilişkin 5653 sayılı Kanun'a göre de hiçbir işlemin yapılmamış olduğu belirtilmiş olup dava konusu taşınmazın 2/... ile satın alındıktan sonra mülkiyetin kaybedilmesinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanarak tazminat hukuki sebebine değil 6292 sayılı Kanun yönünden, dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurulup başvurulmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedellerinin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması her zaman mümkün olduğundan verilen ret kararı değişik gerekçe ile uygundur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.