Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, önceden ödenen çeklere rağmen başlatılan haksız icra takibi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası gerekçeli kararı.
Özet: Bu dava, daha önce ödenmiş bir çek nedeniyle davalı tarafından haksız yere başlatılan icra takibi sonucunda davacının uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açılmış olup; davacı haksız hacizler, ticari itibar kaybı ve el konulan mallarının zarara uğraması nedeniyle tazminat talep ederken, davalı ödemelerin başka borçlara ait olduğunu, icra takibinin haksız olmadığını, davacının zaten kötü niyet tazminatı aldığını ve zararın ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2019/783 EsasKARAR NO : 2023/243HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... VEKİLİ : ...DAVALI : ...VEKİLİ : ...DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 24/10/2019KARAR TARİHİ : 30/05/2023KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı ... ve Plastik San, Tic. AŞ tarafından müvekkiline karşı Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2016/... E. Sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe karşı yapılan itirazın Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasında reddedildiğini, müvekkili tarafından açılan menfi tespit davasında Adana 2. Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasında çek karşılığının takipten önce ödendiği banka kayıtlarından tespit edildiğinden davalı şirketin haksız ve kötüniyetli takip başlattığı anlaşılmakla şeklinde hüküm kurulduğunı ve kararın 15.02.2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin borçlu olmadığı hükmü kesinleşmiş ise de haksız hacizler sebebiyle müvekkili şirketin bazı malzemelerinin haczedilerek yediemin deposuna teslim edildiğini, depoda tutulması sebebiyle ciddi düzeyde zarara neden olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin araçları üzerindeki haczin 02.08.2019 tarihli talebiyle kaldırılabildiğini, kendiliğinden haczi kaldırmadığını, banka hesaplarına bloke konulmuş olmasının da müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini, uğradığı maddi ve manevi zararın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya dayanak teşkil edilen çekin ... Şti tarafından müvekkili şirkete ciro edilerek verildiğini, davacı tarafın takip açılmadan önce davalı şirkete olan borcunu ödediği iddiasına karşılık olarak, davacı tarafın yapmış olduğu ödemelerin ... ve ... numaralı çeklerle ilgisi olmadığını, müvekkiline olan başkaca borçları ile alakalı olduğunu, müvekkili şirkete ait cari hesap ekstresi incelendiği takdirde davacı şirketin müvekkiline 40.192,79 TL borcu olduğunu, bunların arasında çok sayıda çek ve fatura borcu bulunduğunu, davacının 07/10/2014 ve 23.12.2014 keşide tarihli çeklerin ödemesini 07.10.2014 ve 23.12.2014 tarihinde olduğunu iddia ettiğini, çekin keşide edildiği tarihle ödemenin yapıldığı tarihin aynı gün olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyası ile ikame edilen menfi tespit davası ile takibe konu çeklerin ödendiğinden bahisle eksik ve hatalı incelemeler neticesinde Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2016/... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin iptal edildiğini, ancak davacının gerçekte resmi kayıtlara göre müvekkili şirkete borçlu göründüğü, davacının hem zararın varlığının hem de kapsam ve miktarını ispat etmesi gerektiğini, anılan tarihten bu yana davacının ekonomik açıdan ciddi sıkıntılar yaşadığı adeta borca batık bir vaziyette olduğunu, araçlara haciz konulmuş olmasının tek başına tazminata hak kazandırmayacağını, ayrıca ve mutlaka zarar olgusunun ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmayıp hiçbir kusuru da bulunmadığını, manevi tazminatın para ile tazmininin haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesi gerektiğini, davacının açtığı davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... E.,2018/...K. sayılı dosyası davalı aleyhine 2.229,76-TL kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, davacının hem menfi tespit davası neticesinde tazminata hak kazandığını hem de mevcut davayı açarak müvekkilinden ikinci bir kez haksız kazanç elde etmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Davanın; Adana 3.İcra Dairesi'nin 2016/... E.sayılı takip dosyasına takip açılmadan önce ödeme yapılıp yapılmadığı, haksız yapılan takip ve icra muhafaza işlemleri nedeni ile maddi manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.Mahkememizce dosyanın inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 26/04/2021 tarihli raporunda; Davacı ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin ... Döküm ve Plastik Tic. A.Ş tarafından başlatılmış olunan icra işlemi ile Adana 3.İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E.sayılı haciz tutanağındaki malların dökümanın 3 ayrı tarihteki yeni durumdaki değerlendirmesinde; Haciz 27/04/2016 tarih itibariyle = 15.320,00 TL, Dava 24/10/2019 tarih itibariyle = 28.685,00 TL, Rapor Tanzim 26/04/2021 tarih itibariyle = 33.187,00 TL bedelde olacağı, yedi emin deposunda muhafaza altına alınmış malların davacıya teslim edilip edilmediğinin icra takip dosyasındaki belgelerden anlaşılamadığı görüşünü mahkememize bildirmiştir.Tarafların rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından alınan 18/05/2022 havale tarihli raporda; Davacı şirkete ait banyo bataryası ve musluk türü malzemelerin, 27.04.2016 tarihinde haczedildiği, davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının 15.02.2019 tarihinde kesinleşmiş olduğu, söz konusu malzemenin 02.08.2019 tarihine kadar hacizli kaldığının anlaşıldığı, ayrıca davacı şirkete ait iki araç üzerinde ve davalı şirkete ait bir hesap üzerine bloke konulduğunun görüldüğü, icra dosyasında davacı şirkete ait ... plaka sayılı 2000 model ... marka araç ile ... plaka sayılı ... marka 2004 model otomobil üzerinde davalı şirketin haciz dışında daha önce konulmuş çok sayıda haciz olduğu görüldüğünden, aracın kullanılamaması sebebiyle zarar hesabının yapılmadığı, takdirin sayın mahkemede olduğu, davacı, bankanın ... Bankası TAO'nun yazısında ... İnş. Tic. Ltd. Şti. adına vadesiz hesaptaki 62,26 TL tutar üzerine bloke konulduğu, aynı hesap üzerinde 6 adet haczin bulunduğu bildirilmiş olup, başka hacizler de olması sebebiyle davacının zarar hesabının yapılmadığı, takdirin sayın mahkemede olduğu, söz konusu malzemelerin haczedildiği tarihteki (27.04.2016) değeri 15.320,00 TL iken dava tarihindeki değerine (28.685,00 TL) %25 değer kaybı uygulandığındaki değerinin 21.514,00 TL olduğunun görüldüğü, bu değer esas alındığında zararın oluşmadığının söylenebileceği, malzemenin haczedildiği tarihteki (27.04.2016) 15.320,00 TL olan malzeme değerine %25 değer kaybı uygulandığında davacının değer kaybı sebebiyle 3.830,00 TL zararından söz edilebileceği, haczedilen malların %25 oranında değer kaybettiğinin kabulü halinde kayıp değeri olan 3.830,00 TL için haciz tarihinden itibaren dava tarihine kadar avans faizi yürütüldüğünde 5,627,56 TL tespit edildiği, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığının sonuca etkili olduğu, ağır olmasa da kusurlu olması da gerektiği, davaya konu olayda davacı lehine manevi tazminata hükmedilip edilmeyeceği hususunun sayın mahkemede olduğu görüşünü mahkememize bildirmiştir.İnşaat Mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 18/05/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; ürünlerin inşaat malzemesi niteliğinde olarak bozulacak nitelikte olmayan vasıfta olmadığı, yediemin deposunda muhafaza altına alınmış malların davacıya teslim edilip edilmediği dolayısı ile eksik ürün olup olmadığı da satışı halindeki ürün adetleri belirlenmemiş olurken, icra takip dosyasındaki belgelerden anlaşılmadığı, menfi tespit dosyasının kesinleştiği 11/03/2019 tarihte hacze konu malları teslim alındıysa hususu yönünden belge görülmediği gibi satılıp satılmayacağı hususları yönünden ise ilgili ürünleri muhafazasının düzgün kapalı ortamda olması gerekirken bu muhafaza hususun tam olmaması halinde haciz tarih ile dava tarihi arasındaki 3 yıla yakın sürede malların satışı olmuşsa en az %25 değer kaybı oluşturacağı, ancak bu durum malların ilgili sürenin malların demode olması yönünden istifi yönünden yıpranmışlık ile değer kaybı yaşatacağı kanaatinde olduğu, böylece dava tarihindeki değeri değer kaybı dikkate alındığında 28.685,00 x %75 = 21.514,00 TL olacağı, mahkemenin Adana 3.İcra Müdürlüğü'nün 26/05/2021 tarihli yazısında sorulduğu malların icra kanalı ile satılıp satılmadığı, teslim edilmişse kime teslim edildiği satılmışsa ne kadar bedelle satıldığı hususlarının sorulduğu bu hususta dosyada cevabi yazıya rastlanmadığı görüşünü mahkememize bildirmiştir.Davalı vekilinin rapora karşı beyanları doğrultusunda davalı vekilinin ürünlerin teslim alınsaydı satılıp satılmayacağı konusunda ek rapor alınması için yeniden inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 08/12/2022 havale tarihli raporunda; konu ürünlerin yediemin deposunda temin edilerek çuvalda korunmaya çalışılanların görüldüğü üzere kromajlı ürünlerin dış ambalaj kutuları geçen yıllar içinde ve muhafaza şeklinden dolayı zarar görürken, kullanılmaz olurken ürünlerin naylon özel torbalarında olması ile korunmuş olurken, birkaç üründe dış yüzeyde noktasal paslanmaya benzer lekelenme oluştuğu, ancak temizleme ile giderileceği, sonuçta ürünlerin teslim alınsaydı satılma imkanı bulunurken, her ürünün resimli markalı ambalaj kutularının zarar görmüş bir kısımda olmayışı yanında geçen yıllardan dolayı bu tür ürünlerde model değişimlerin hızla farklılık göstermesi ile konu ürünlerin bazı modellerin modelsel olarak demode olması kanaati ile satışınında değer kaybı oluşturacağı kanaati devam ederek görüşümüz devam ederken ürünlerin teslim alınmış olsaydı satılması mümkün görülürken 1.ek raporda belirtildiği gibi dava tarihi değeri üzerinden değer kaybı ile oluşan fiyatında uygun olacağı kanaatinin devam ettiği görüşünü mahkememize bildirmiştir.Davacı vekili tarafından 30/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 17.700,00 TL attırarak toplam 17.800,00 TL'ye yükseltmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; ürünlerin inşaat malzemesi niteliğinde olarak bozulacak nitelikte olmayan vasıfta olmadığı, yediemin deposunda muhafaza altına alınmış malların davacıya teslim edilip edilmediği dolayısı ile eksik ürün olup olmadığı da satışı halindeki ürün adetleri belirlenmemiş olurken, icra takip dosyasındaki belgelerden anlaşılmadığı, menfi tespit dosyasının kesinleştiği 11/03/2019 tarihte hacze konu malları teslim alınması hususu yönünden belge görülmediği gibi satılıp satılmayacağı hususları yönünden ise ilgili ürünleri muhafazasının düzgün kapalı ortamda olması gerekirken bu muhafaza hususun tam olmaması halinde haciz tarih ile dava tarihi arasındaki 3 yıla yakın sürede malların satışı olmuşsa en az %25 değer kaybı oluşturacağı, ancak bu durum malların ilgili sürenin malların demode olması yönünden istifi yönünden yıpranmışlık ile değer kaybı yaşatacağı kanaatinde olduğu, böylece dava tarihindeki değeri değer kaybı dikkate alındığında 28.685,00 x %75 = 21.514,00 TL olacağı, davacının talebinin ise 17.800,00 TL olduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak 17.800,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun m.58 hükmünde manevi tazminat davasının şartları düzenlenmiş olup, kusura dayalı sorumluluk söz konusu olduğunu, bu itibarla alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerektiğini, davaya konu olayda davacı lehine manevi tazminata hükmedilip edilmeyeceğinin mahkemenin takdirine bırakıldığı; davalı tarafından icra takibine konu alacağın takipten önce ödenmesinei rağmen icra takibine konu edilmesi nedeniyle haksız haciz işleminde davalının kusuru bulunduğu, ancak manevi tazminat adı altında hükmedilecek paranın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olması gerektiği fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasında amaç edinmediği hususları dikkate alınarak; Davanın kabulü ile, davacının maddi tazminat talebinin kabulüyle; 17.800,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulüyle; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE:a)Davacının maddi tazminat talebinin kabulüyle; 17.800,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,-Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 1.215,91 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.171,51 TL davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,-Maddi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b)Davacının manevi tazminat talebinin kabulüyle; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,-Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 683,10 TL karar harcından peşin alınan 128,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 555,01TL davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,-Manevi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-7155 sayılı kanun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A Maddesinin 11. fıkrası gereğince suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan 172,49 TL peşin harç ve 179,90 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 352,39 TL harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 116,00 TL, posta gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.660,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, maddi yönden KESİN, manevi yönden 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. 30/05/2023Katip ... Hakim ...