Sanık müdafiinin itirazlarına rağmen, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyetin istinafen reddi kararı Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından hukuka uygun bulunarak oybirliğiyle onanmıştır.
Özet: Sanık müdafiinin hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı yaptığı temyiz başvurusunda, cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığı ve suç unsurlarının oluşmadığı yönündeki iddiaları incelenmiştir. Ancak yapılan yargılama sonucunda, sanığın söz konusu eylemi gerçekleştirdiğinin tüm delillerle sabit olduğu ve mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı oybirliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1604 E., 2023/1506 K. SUÇ : HakaretHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi, cezalandırmaya yeterli delilin dosyada bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlandırılması gerektiğine, alenen kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına yöneliktir.III. GEREKÇEYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, alınan beyanlara, incelenen dava dosyası içeriğine göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanığın bu suçtan cezalandırılması yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiş, temyiz istemine itibar edilmemiştir.Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Hüküm kurulurken mağdur sayısı da dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak artırım yapılması gerektiği gözetilmemiş, sanık hakkında adli sicil kaydında yer alan en ağır cezayı içeren ilam yerine, daha az cezayı öngören ilam tekerrüre esas alınmış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,Anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair yönlerden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Sivas 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.11.2025 tarihinde karar verildi.