Sanığın hakime yönelik "taraf tutuyorsunuz" sözlerinin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yargıtay, hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararını bozdu.
Özet: İlk derece mahkemesince verilen beraat kararının bölge adliye mahkemesince kaldırılarak sanık hakkında mahkumiyet hükmedilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Daire, sanığın keşif sırasında mahkeme hakimine yönelik olarak sarf ettiği "siz taraf tutuyorsunuz, taraflı davranıyorsunuz" şeklindeki sözlerin, uyuşmazlıkla bağlantılı ve hakimin tarafsızlığına dair düşüncesini ifade etme amaçlı olduğunu ve 5237 sayılı Kanunun 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığını, bu nedenle hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığını belirterek bölge adliye mahkemesinin mahkumiyet kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/32 E., 2023/847 K.SUÇ : HakaretHÜKÜM : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince hakaret suçundan verilen beraat hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince, önceki karar kaldırılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın yasal olarak itiraz hakkını kullandığına, sözlerinin, tahkir edici nitelikte olmaması nedeniyle hakaret suçunu oluşturmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir.III. GEREKÇEYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak;5237 sayılı Kanun'un 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasa'nın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşturur.İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır. Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir. Somut olayda; sanığın, davacı sıfatı ile yer aldığı dosyada, yapılan keşif sırasında mahkeme hakimine yönelik sarf ettiği "Siz taraf tutuyorsunuz, siz tutulmuşsunuz, sizden de davacıyım, sizi reddediyorum, taraflı davranıyorsunuz.“ biçimindeki sözlerinin, uyuşmazlıkla bağlantılı ve hakimin tarafsız olmadığına dair düşüncesini ifade etme amaçlı olduğu, bu sözlerin 5237 sayılı Kanun'un 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.