Muris muvazaası ve tenkis talepleriyle açılan intifa hakkı iptali davasında, mirasçının kademeli ecrimisil isteminin usul eksikliği nedeniyle karara bağlanmaması Yargıtayca bozma gerekçesidir.
Özet: Davacı, murisin davalıya cüzi bir bedelle tesis ettiği intifa hakkının kendisinden mal kaçırma maksatlı muvazaalı bir işlem olduğunu belirterek intifa hakkının iptali ile tam mülkiyetin tescilini, olmazsa tenkis veya ecrimisil talep etmiş; davalı ise fiili evlilik birlikteliği nedeniyle makul bir ücretle intifa hakkının tesis edildiğini, muvazaa veya tenkis şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Yüksek Mahkeme, davacının ecrimisil talebi hakkında miktar belirtip harç ikmali yapması için süre verilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2025/4799 E.  ,  2025/5082 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/85 E., 2025/209 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 3 20... parsel sayılı taşınmazda kain 12 No.lu bağımsız bölümde davacının annesi muris.... ile muris babası ...’in ½ hissesinin bulunduğunu, tek mirasçılarının davacı olduğunu, muris ...'in hissesi üzerine davalı lehine intifa hakkı tanıdığını, bu hakkın çok cüz'i bir miktar ile tesis edildiğini, murisin tek mirasçısı olan davacıdan mal kaçırmak maksadıyla akdedildiğini, resmî senette gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında fahiş fark olduğunu, intifa hakkının 17.06.2002 tarihinde tesis edildiğini, o tarihte murisin 77 yaşında olduğunu ve hukuki işlem ehliyetine ilişkin sağlık raporu alınmadan intifa hakkı kurulduğunu, işlemin geçerli olmadığını, murisin yaşı itibariyle taşınmaz üzerinde intifa hakkını tesis etmek sureti ile satış yapmasını gerektirecek bu denli bir paraya ihtiyacı olmadığını, yapılan satışın gerçek bir satış olmadığını, davacıyı miras payından mahrum bırakmak ve tasarruf hakkını sınırlamak için yapıldığını belirterek davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının muvazaalı olarak devredilmesi nedeni ile intifa hakkının iptali ile tek mirasçı olan davacı adına tam mülkiyetin tesciline, aksi takdirde davacıya ait saklı paylar aşıldığından saklı payı aşan kısmın tenkisi ile tasarruf edilebilir kısmın davacı tarafından ödenmesi sureti ile intifa hakkının kaldırılmasına, olmaz ise saklı payın tenkisi olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, muris muvazaası ve tenkis istemleri kabul görmediği takdirde el atmanın önlenmesi ile ecrimisil talep ettiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile murisin resmî nikâh olmaksızın dinî nikâhla 22 yıl fiili evlilik hayatı sürdürdüklerini, bunun sebebinin murislerinden emekli maaşı almaları olduğunu, mevcut durumda muvazaadan söz edilemeyeceğini, davalı ile murisin fiili bir evlilik birlikteliği içinde olmaları ve kimin önce öleceği belli olmadığından murisin ölümünden sonra eşinin düzeninin bozulmaması adına makul bir ücret karşılığında kendisine intifa hakkı tanıdığını, tarafların duygusal birliktelikleri değerlendirildiğinde yeterince makul bir ücret olduğunu, intifa hakkının varlığı durumunda muris muvazaasına ilişkin içtihadı birleştirme kararının uygulanmayacağına dair Yargıtay kararları olduğunu, kademeli talep olan tenkis istemine karşı hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, bu talebin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İLK KARAR
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2018/577 Esas, 2021/329 Karar
sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli ve 2021/1601 Esas, 2024/4 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 26.12.2024 tarihli ve 2024/1175 Esas, 2024/6052 Karar sayılı bozma ilâmıyla; "...Yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmediği; somut olayda, davacı taraf muris muvazaası nedeniyle intifa hakkının iptali ile terdiden tenkis talebinde bulunmuş; cevaba cevap dilekçesinde ise bu istemleri kabul edilmediği takdirde payına yönelik el atmanın önlenmesi ile ecrimisile hükmedilmesini talep etmiş olup taşınmazdaki dava konusu ½ pay üzerinde davalı lehine intifa hakkı mevcut iken, diğer ½ payın tam mülkiyeti ile intifa yüklü payın çıplak mülkiyeti davacıya ait olduğundan, taşınmazın tamamı intifa hakkı sahibi davalı tarafından kullanıldığı için davacının kendi mülkiyetinde bulunan pay itibariyle temyiz kapsamı da gözetildiğinde ecrimisil talep etme hakkı bulunduğu, ne var ki bununla ilgili talebini miktar itibariyle belirterek harç ikmalinde bulunmadığı, o hâlde Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereğince davacının talep ettiği ecrimisil miktarını bildirmesi ve harcın ikmalinden sonra talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmamış olmasının doğru görülmediği, bu nedenle kararın bozulması gerektiği..." gerekçesiyle; hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...Bozma ilâmına uyulmasına dair karar verilerek yargılamaya devam edildiği, davacı vekiline ecrimisil talebini belirginleştirip harcı ikmal etmek üzere süre verildiği, davacı vekilinin 02.07.2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcı ikmal ettiği, 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda ecrimisil bedelinin hesap edildiği, davacı vekilinin de bu rapor doğrultunda 1/2 hisseyi gözeterek harç tamamlama yaptığı gözetildiğinde, davacının terditli talebi olan ecrimisil talebinin kabulü gerektiği..." gerekçesiyle; "davacının asli talebi olan muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis taleplerinin Mahkemenin 2018/577 Esas, 2021/329 Karar sayılı kararı ile reddine ilişkin hükmün Dairemizin 2024/1175 Esas, 2024/6052 Karar sayılı ilâmıyla onanıp kesinleştiği anlaşılmakla bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının terditli talebi olan ecrimisil talebinin kabulü ile; 22.11.2013 - 22.11.2014 tarihleri için 4.875,00 TL, 22.11.2014 - 22.11.2015 tarihleri için 5.231,00 TL, 22.11.2015 - 22.11.2016 tarihleri için 5.712,00 TL, 22.11.2016 - 22.11.2017 tarihleri için 6.495,00 TL, 22.11.2017 - 22.11.2018 tarihleri için 8.217,00 TL ecrimisil tazminatın her bir ecrimisil için dönem sonundan başlamak üzere işleyecek olan yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda ecrimisil hesabının yanlış yapıldığını, hatta bilirkişi raporunun içeriği ile sonuç kısmındaki hesaplamanın farklılıklar içerdiğini, kararın faiz yönüyle de hatalı olduğunu, şöyle ki davacının ilk olarak cevaba cevabında ecrimisil istemiş olup o dilekçesinde de faiz istemeyip faizi çok sonra 03.07.2015 tarihli ıslah dilekçesinde talep ettiğini, Mahkemece ise her bir ecrimisil bedeli için dönem sonundan başlamak üzere yasal faize hükmedildiğini ve bunun hukuka aykırı olduğunu, zira faizin temerrütten itibaren başlayabileceğini, davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerekip ilk ecrimisil talebinin cevaba cevap dilekçesinde istendiğini fakat rakam belirtilmediğini, ikinci ecrimisil talep tarihinin ıslahın yapıldığı 03.07.2025 tarihi olduğunu, ıslah dilekçesinde nihayet bir rakam belirtildiğini, bu ıslah talebi yönünden süresinde zamanaşımı talebinde bulunduklarını ancak dikkate alınmadığını, davacının ilk ecrimisil talebinin 26.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle olduğundan 5 yıllık ecrimisilin bu tarihten itibaren geriye doğru hesaplanması gerektiğini, davacının muvazaa, tenkis, ecrimisil talepleri arasında hukuki - ekonomik bir bağlantı bulunmadığını, öte yandan murisin ölümünün 20.08.2018 tarihi olup bu tarihten öncesi için ecrimisil istenemeyeceğini, muris ölünceye kadar davacının da dava konusu evde yaşadığını, hatta bu durumun davacının kendi beyan ve ifadeleriyle sabit olduğunu, dava tarihinden önce intifadan men şartı gerçekleşmediği için dava tarihinden öncesi için ecrimisil talep edilemeyeceğini, son olarak tapu iptali ve tescil ile tenkis istemleri yönünden açıkça hüküm kurulmamış olmakla da yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muris muvazaası nedeniyle intifa hakkının iptali ile terditli olarak tenkis, olmadığı takdirde ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.