Hatalı düzenlenen mirasçılık belgesinin iptali istemiyle açılan davada yabancı uyruklu mirasçının hak sahipliği ile karşılıklılık ilkesinin taşınır ve taşınmaz mallar yönünden uygulanma esasları.
Özet: Yüksek mahkeme, mirasbırakanın tek mirasçısı olduğunu iddia eden davacının, daha önce hazineye kalan mirasın iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebini değerlendirirken, yabancılık unsuru içeren miras davalarında karşılıklılık ilkesinin yalnızca taşınmaz malların iktisabı için arandığını, taşınır mallar ile diğer haklar yönünden mirasçı olmaya engel teşkil etmediğini vurgulamıştır. Apostil şerhli nüfus kayıtları ile mirasçının davacı olduğunun sabit olması nedeniyle ilk derece mahkemesi ve istinaf kararlarının doğru olduğunu belirterek, davalı hazine vekilinin karşılıklılık ve belgelere ilişkin temyiz itirazlarını bu çerçevede ele almıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1280 E., 2024/1000 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/60 E., 2021/540 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasbırakanı ...'in tek mirasçısı olmasına rağmen Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/18 Esas, 1999/1364 Karar sayılı mirasçılık belgesinde mirasbırakanın bekar ve çocuksuz öldüğü ve mirasçısı bulunmadığı gerekçesiyle mirasının tamamının davalı Hazineye kaldığına karar verildiğini belirterek; anılan mirasçılık belgesinin hatalı olması nedeniyle iptaline ve yeni bir mirasçılık belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın karşılıklılık ilkesi gereği reddinin gerektiğini, davacının sunduğu belgelerin teyit edilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya içeriğinden karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında veraseten intikallere bir engel bulunumadığının ve mirasbırakan ...'in tek mirasçısının davacı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karışı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz NedenleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; mirasbırakanın ölüm tarihinde Bulgaristan ile aramızda karşılıklığın bulunmadığını, davacı tarafından sunulan çeviri belgelerle mirasçının belirlendiğini, bu belgelerin teyit edilmediğini, mirasbırakanın anne ve babasının isminin yanlış yazıldığını, tek mirasçının Hazine olduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemişitr.B. Değerlendirme ve GerekçeMirasın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinde yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklılık bulunması ve kanuni sınırlamalara uyulması koşuluna bağlı olarak Türkiye’de taşınmaz mal edinebilecekleri, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durumun esas alınacağı açıklanmıştır. Kanun'un açık hükmünden de anlaşılacağı üzere 2644 sayılı Kanun'da belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 20. maddesinde ise yabancılık unsuru içeren mirasçılık belgeleri verilmesinde terekedeki mallar, taşınır ve taşınmaz mallar olarak ayrım yapılmak suretiyle ele alınır. Gerek 2644 sayılı Kanun'un 35. maddesi gerekse 5718 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan hükümleri sebebiyle yabancı unsurlu veraset davalarında hak ehliyetini tespit bakımından kanuni tahditler ve mütekabiliyet (ülkeler arasında karşılıklı işlem) esaslı unsurlardandır (Hukuk Genel Kurulu 28.12.1994 tarihli ve 1994/2-625, 1994/905 sayılı Karar). Mirasbırakan ya da mirasçıları yabancı ülke uyrukluğunda olduğunda ise içinde yabancılık unsuru, diğer bir anlatımla milletlerarası unsur taşıdığından, terekenin miras bırakanın ölüm günü itibariyle açıldığı tarihte taşınmazların iktisabı yönünden karşılıklılık aranacaktır. Karşılıklılığın bulunmaması; yabancı mirasçıların, mirasbırakanın taşınmazlarını iktisabı hakkında uygulanacak olup, mirasçılık sıfatının terekedeki taşınırlar yönünden devam edeceği tartışmasızdır.Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; İptali istenen Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.12.1999 tarihli ve 1999/18 Esas, 1999/1364 Karar sayılı mirasçılık belgesinde mirasbırakan ...'nın mirasçısı bulunmadığı belirtilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 501. maddesi uyarınca davalı Hazinenin mirasçılığına karar verilmiş ise de dosya kapsamında bulunan apostil şerhli nüfus kayıt örneklerinden mirasbırakan ...'nın mirasçısının davacı olduğu anlaşılmış olup buna dayalı olarak mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki; Dairemizin geri çevirme kararı gereği dosyaya eklenen Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 23.07.2025 tarihli yazı cevabında, mirasbırakan ...'in ölüm tarihi olan 1982 yılında bir Bulgar vatandaşı öldüğünde terekede yer alan taşınmazın Bulgar uyruklu mirasçılara intikal ettirildiği ve söz konusu tarihte Ülkemiz ile Bulgaristan arasında taşınmaz mal edinimi bakımından mütekabiliyetin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mirasın açıldığı 18.11.1982 tarihinde Türkiye ile Bulgaristan arasında gayrimenkullerin miras yoluyla intikali bakımından hukuki veya fiili karşılıklılık bulunmadığından; İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar yönünden "Yasak Askeri Bölgeler ve Güvenlik Bölgeler Kanunu ile Köy Kanunu ve Tapu Kanunu'nun 35. Maddesinin getirdiği sınırlamalar gözetilmek suretiyle" mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken anılan husus göz ardı edilerek yalnızca mirasçılık belgesinin iptaline ve mirasçının paylarının belirlenmesine yönelik hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.