Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde Görülen, Kozmetik Markasında Çin Tesciline ve Türkiye Distribütörlüğüne Dayalı Gerçek Hak Sahipliği ile Yerel Önceki Kullanım Çekişmesi.
Özet: Bu hukuki belge, davacının Çin menşeli bir markanın Türkiyedeki gerçek hak sahibi ve dağıtıcısı olduğunu iddia ederek, davalının "..." ibareli markasının öncelikle Sınai Mülkiyet Kanununun 6/3 maddesi (gerçek hak sahipliği) ve terditli olarak 6/9 maddesi uyarınca hükümsüzlüğünü talep ettiği bir marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin süreci özetlemektedir; davalı ise kendi markasının Türkiyedeki önceye dayalı kullanımı ve hukuka uygun tescilini savunmuş, ancak bilirkişi raporu davalının markasının 6/3 maddesi kapsamında hükümsüzlük şartlarını taşımadığını tespit etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/96 EsasKARAR NO : 2025/222DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 02/05/2024KARAR TARİHİ : 17/12/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ... (... ŞİRKETİ) ile İstanbul Ticaret Sicili'ne 07/04/2006 tarihinden beri kayıtlı bir firma olduğunu, her çeşit kozmetik ürünlerinin distribütörlük, ithalat, ihracat, satış, pazarlama ve reklam faaliyetlerini yaklaşık 20 yıldır ticari olarak yürüttüğünü, "...." markasının, Çin Halk Cumhuriyeti'nde, .... seri numarası ve 28/08/2019 tarihinden itibaren diğer Müvekkilimiz .... Adına tescilli bir marka olduğunu, ticari faaliyetler kapsamında, Müvekkilleri arasında "..." markalı kozmetik ürünlerinin Türkiye Cumhuriyeti pazarına sunulması ve satışlarının gerçekleştirilmesi amacıyla süresiz distribütörlük sözleşmesi imzalandığını müvekkili ... – .... Kozmetik tarafından .... uzantılı alan adının 15/05/2023 tarihinde oluşturulduğunu, müvekkilinin 23/11/2023 tarihinden itibaren ... unsurlu markalar ile satışlar gerçekleştirdiğini, açıklanan nedenlerle, "..." ibareli markanın SMK Madde 6/3 uyarınca gerçek hak sahipliğinin tespitine ve hükümsüzlüğüne, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 24/04/2025 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş, davacının ıslah edilmiş yeni dava dilekçesinde özetle, davalı markasının terditli "...." ibareli markanın 03.sınıfta terditli olarak öncelikle SMK Madde 6/3 uyarınca, yeterli görülmemesi halinde SMK Madde 6/9 çerçevesinde hükümsüzlüğüne, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmalarına karar verilmesini Sayın Mahkemeden saygılarımızla bilvekale talep ederiz.Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı görülmüştür.Davalı vekili 17/09/2024 tarihli beyan dilekçesi ile, dava dilekçesi tebligatının usulsüz olduğunu, müvekkilinin işbu davadan İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyaya davalı tarafından verilen cevap dilekçesinin tebliğiyle haberdar olduğunu, önce kullanım, ülkesellik ve gerçek hak sahipliği ilkeleri uyarınca müvekkilinin marka tescilinin hukuka uygun olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca davacının Çin'de markayı kendi adına tescil ettirmiş olmasının doğrudan Türkiye'de de markanın sahibi olacağı anlamına gelmediğini, bilakis hak sahipliği için tescil ya da Türkiye'deki önceye dayalı hak sahipliğinin kurucu unsur olduğunu, davacı ...'in markaya dair Türkiye'deki haksız kullanımının 2023 yılında başladığını, diğer davacının Türkiye'de doğrudan bir marka kullanımı dahi bulunmadığını, müvekkilinin kullanımından ve hak sahipliğinden çok sonraya tekabül etmekte olan davacının ülkemiz sınırlarında önceye dayalı kullanımı, gerçek ve tescilsiz hak sahipliği ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiğini, marka tecavüzüne dair müvekkilince gerekli yasal mücadele verildiğini ve verilmeye de devam edildiğini, müvekkilince davalı ...'e karşı savcılık şikayeti ve tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı devam ettiğini, sunmuş oldukları gümrük beyannameleri ve sayısız satış faturası ile görüldüğü üzere müvekkiline ait kullanımın 2021 yılında davacıya ait kullanım ise 2023 yılında başladığını, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı marka tescil belgeleri celp olunmuştur.Dosya, davalıya ait ... tescil numaralı markanın SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 10/02/2025 tarihli raporunda "davalı ... ait dava konusu markanın SMK 6/3 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilemeyeceği" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Dava, davalıya ait .... tescil numaralı markanın 6/3 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.Davacı öncelikle, davaya konu markada gerçek hak sahipliği iddiasına dayanmaktadır. SMK'nun 6/3 md'sine göre; "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş ise, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir" SMK'nun 7/1 ve 6/3 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde tescil ile marka korumasının başlayacağı yönündeki ilkenin istisnasının kullanım yolu ile marka hakkının elde edilmesi olduğu, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan piyasada maruf hale getiren ve marka üzerinde hak elde eden kimsenin tescil sahibine karşı bu hakkını hükümsüzlük davası yolu ile ileri sürebileceği kabul edilmektedir. "556 sayılı KHK 6.maddesi uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye'de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir. Ancak, yukarıda belirtilen bilirkişi raporuna göre, başvuru tarihi itibariyle davacı markası tanınmış olmadığı gibi, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markasal bir kullanımı da bulunmamaktadır. Bu durumda, 2010 yılında gerçekleşen marka başvurusu tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ispat edilemediği gibi, tanımlayıcılığa yakın ibarelerin başkalarınca tescil ettirilmesinin kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığı halde mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden...(Y.11.H.D. 18/09/2019 tarih, 2018/790-2019/5512 e-k)Burada dikkate edilmesi gereken husus yüksek Yargıtay'ın içtihatlarında da belirttiği gibi davacı yanın Türkiye'de tescilli olmayan markasını ticari faaliyetlerinde kullanması veya tanınmışlık iddiasını somut olayda ispatlamasıdır. Dosya içeriğinde sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davaya konu "..." markasının tescili için 18/07/2022 tarihinde başvuruda bulunduğu, davacının ... uzantılı alan adının 15/05/2023 tarihinde alındığı, davacının sunduğu deliller ile hükümsüzlüğe konu markayı davalı tescil tarihinden önce Türkiye'de kullandığı hususunu ispatlayamadığı, bu yönde delil sunmadığı, bu haliyle 6/3 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı taraf ıslah edilmiş dava dilekçesi ile her ne kadar kötüniyetli tescil iddiasında bulunmuş ise de; kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı, davacının tanınmışlığını ispatlayamadığı anlaşılmakla kötüniyetli tescil iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasının tümden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacıların davasının REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸