Üvey anneye karşı işlenen hırsızlık suçunda TCK 167/1 şahsi cezasızlık sebebi ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mahkûmiyet kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, sanığın üvey annesine karşı işlediği iddia edilen hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, sanık ile mağdur arasındaki üvey anne-çocuk ilişkisinin Türk Ceza Kanununun 167/1 maddesi uyarınca şahsi cezasızlık nedeni oluşturduğu ve bu durumun göz ardı edilerek mahkûmiyet kararı verilmesinin hatalı olduğu; ayrıca, suçun alt sınırının beş yıl hapis cezası gerektirmesi nedeniyle sanığın Ceza Muhakemesi Kanununun 196/2 maddesine aykırı olarak talimatla sorguya çekilerek savunma hakkının kısıtlandığı gerekçeleriyle bozmuştur.
2. Ceza Dairesi         2024/5455 E.  ,  2025/16789 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/304 E., 2023/293 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibari ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın suç tarihinde, babası ile evli olup üvey annesi olan şikâyetçinin .. Devlet Hastanesi müşahade odasında iken çantasından parasını çalması nedeni ile hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinde katılanın aile nüfus tablosu kayıtlarına göre sanığın babası ile resmi olarak evli oldukları ve sanığın katılanın üvey oğlu olduğu anlaşılmakla, sanığın cezalandırılamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanık ...'ın talimat ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle aynı CMK'nın 188/1. ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., katılan ve sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeple Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.