Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tanınmış markaya tecavüzün tespiti, men ve refi ile maddi ve manevi tazminat talepli davada davalının savunmaları ve bilirkişi raporu ışığında tecavüzün varlığı.
Özet: Bu hukuki süreç, İsveçli bir sanatçıya ait tescilli ve tanınmış markaların sahibi olan davacının, davalının gerek tescilsiz, gerekse reddedilmiş marka başvurusuyla bağlantılı kullanımlarının fikri mülkiyet haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek ihlalin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sosyal medya ve işyeri dahil tüm mecralardaki materyallerin toplatılıp imhası ile maddi ve manevi tazminat talep ettiği bir davayı konu almaktadır; davalı, davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle dava açma ehliyeti bulunmadığını, vekaletname usul eksikliklerini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, markalar arasında benzerlik ve sektörel farklılık olduğunu ve kendi soyadını kullandığını savunmasına rağmen, bilirkişi heyeti raporunda markalar arasında tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğunu tespit etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/134
KARAR NO : 2025/85
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile
Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 19/07/2023
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin İsveçli sanatçı ... (bilinen adıyla ....) ile bağlantılı fikri mülkiyet haklarının sahibi olduğunu, markalarının, birçok memlekette olduğu gibi ülkemizde de ... tescil no, ... tescil no, ... tescil no ile marka olarak tescilli olduğunu, davalının kullanımlarının tescilsiz kullanımlar olduğunu, keza davalının yaptığı ... no.lu marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edilmesi üzerine Turkpatent tarafından tescilin reddedildiğini, davalının gerek internet mecrasında gerekse de fiziksel ortamda gerçekleştirdiği satışların davacı müvekkiline ait tanınmış markaya tecavüz teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle, ..., ..., ... tescil numaralı markalarına yönelik fikri mülkiyet ihlalinin (tecavüzün) tespiti, durdurulması ve önlenmesine, marka hakkına tecavüz dolayısıyla davalının sosyal medya hesapları ve işyerinde olmak üzere internet mecrası dahil her türlü mecrada (tüm görsel ve tanıtım materyallerinde) kullanılan unsurlu tüm kullanımların kullanımın yasaklanmasına ve önlenmesine, davalının işyerindeki ... unsurlu tüm yazılı, görsel materyallere ihtiyaten el konulmasına, toplatılmasına ve dava sonunda bu materyaller ve görsellerin imha edilmesine, davanın maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde olması göz önüne alınarak, fazlaya ait talepler saklı kalmak kaydıyla, davalı aleyhine şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, müvekkilinin marka ve ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmün ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, süre uzatım taleplerinin reddinin hatalı olduğundan rücu edilmesi gerektiğini, aksi durumda dilekçelerinin inkar kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, davacı taraf dilekçesinde açıkça yazdığı üzere Türk uyruklu olmayan ve Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan bir yabancı olduğu için HMK hükümleri uyarınca bir miktar teminatı mahkeme veznesine depo etmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinden davacının Türk Vatandaşı ve Türkiye’de ikametgahının bulunmadığının anlaşıldığını, davacının Türkiye’de dava açma yetkisinin bulunmadığını, davacı vekilinin vekaletinin bulunup bulunmadığı, varsa bu vekaletin Türk makamları nezdinde mi, yabancı makamlar nezdinde mi düzenlendiği vekaletname gönderilmediği için belli olmadığını, yabancı makamlarca düzenlenen vekaletnamenin usulüne uygun olarak apostillerinin alınıp alınmadığının da belli olmadığını, bu nedenle geçerli temsil yetkisi bulunmayan vekilin açtığı davanın reddini talep ettiklerini, marka hakkına tecavüz davalarında zamanaşımının 6769 s. SMK md. 157'ye göre 6098 s. TBK'da öngörülen zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu, bu nedenle genel zamanaşımı süresi olan 2 yıllık zamanaşımı süresi sona ermiş olup hak düşürücü sürede davanın açılmamış olması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin tekstil ile iştigal ettiğini, şirket yetkilisinin, ... Dış Tic. Ltd. Şti. Olarak 2017 yılının sonlarında kendi soyadı olan "..." ibaresini üretimini gerçekleştirdiği tekstil ürünleri üzerinde marka olarak kullanmak istediğini ve marka başvurusunda bulunduğunu, ... başvuru no.lu markanın reddedildiğini, davacının müvekkili ile iletişime geçmesi sonrasında söz konusu ibareyi kullanmaktan vazgeçtiğini, akabinde "..." ... no.lu markayı tescil ettirdiğini ve bu markayı kullandığını, markaya dayalı kullanımın söz konusu olduğu için tecavüzün mümkün olmadığını, kaldı ki markaların benzemediğini, sektörel farklılığın olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacının sunduğu delillere itiraz ettiklerini, ayrıca müvekkilinin soyadı ... olduğundan bunun kullanılmasının engellenemeyeceğini, açıklanan nedenlerle, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı marka tescil belgeleri ve davalı adına başvurusu yapılan ve itiraz nedeniyle reddedilen markaya ilişkin işlem dosyası celp olunmuştur.
Dosya, davalının davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün bulunup bulunmadığı, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa maddi tazminat miktarı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 13/03/2024 tarihli raporlarında; "Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davacı tarafın, maddi tazminat talebine yönelik olarak, 6769 sayılı SMK. 151. Maddesinde sayılan yöntemlerden, seçimlik hakkını kullanmadığı, bu nedenle maddi tazminat talebi yönünden tespit ve değerlendirme yapılamadığı, Mahkeme tarafından, 24.11.2023 tarihli ön inceleme zaptında, taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için iki hafta kesin süre verildiği, ancak bu süre içerisinde tarafların ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, Davacı tarafın, maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. Ve 51.Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.
Davacı vekili 01/04/2024 tarihli dilekçesi ile, sunulan 13 Temmuz 2023 tarihli dava dilekçesinin "6. TAZMİNAT TALEPLERİMİZ" başlığı altında müvekkilinin tercih ettiği yöntemin açıkça belirtildiğini, bu sebeple, müvekkilinin tazminat taleplerinin, Sınai Mülkiyet Kanunu 151/2-b maddesi tahtında, "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç." yöntemi çerçevesinde incelenmesini talep ettiği, heyet tarafından, taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için iki hafta kesin süre verildiği, ancak bu süre içerisinde tarafların ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığının ifade edildiğini, müvekkilinin, İsveç menşeli bir şirket olduğunu, ülkemizde tuttuğu bir ticari defter mevcut olmadığını, buna karşın, davalı tarafın ".... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sit.B119 No:46a- Esenler" adresinde mukim, İstanbul Ticaret Odasına ... Sicil numarasıyla kayıtlı bir ticaret şirket olduğunu, diğer bir deyişle, davalı ülkemizde ticari defter kaydı tutmak ile sorumlu ve yükümlü olduğunu, bu çerçevede, maddi tazminat bakımından inceleme yapılabilmesi adına ilgili mali bilirkişiye yerinde inceleme yapılmasına ilişkin yetki ve görev verilmesini talep ettiğini, zira, davalı işletme tüm faaliyetlerini ve ticaretini, esasen müvekkili markalarının ihlalini teşkil eden "..." ibaresine ve müvekkili markalarının tipografik olarak taklidine dayandırdığını, bu sebeple davalıya ait ticari defterlerin, müvekkilinin hak ettiği tazminat miktarının belirlenmesi bakımından elzem olduğunu, açıklanan nedenlerle, dosyanın, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi için, yerinde inceleme yetkisi ve görevi verilerek maddi tazminat incelemesi gerçekleştirilmek üzere yalnızca mali bilirkişi bakımından ek incelemeye gönderilmesine, bu talepleri kabul görmemesi halinde ise hakkaniyete uygun bir bedel belirleyerek davanın tüm talepleriyle birlikte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 01/04/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itirazları hakkında hiç görüş bildirmediğini, bilirkişi heyetinin müvekkilinin marka hakkına dayanarak kullanımının olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde tescilli markası bulunduğunu tespit ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin tescilsiz bir kullanımının söz konusu olmadığını, bilirkişi heyetinin müvekkilinin tesciline dayanarak marka kullanımını hatalı bir şekilde tecavüz hali olarak değerlendirdiğini, davacının markası ile karıştırılma ihtimalinin tecavüz hali olduğu yönünden yapılan açıklamaları kabul etmediklerini, bilirkişilerin müvekkilinin markasal kullanımların hakkında raporunun 7. sayfasında yer verdiği ibaresinin kullanımına devam edildiği ve karıştırılma ihtimalinin olduğu yönündeki görüşlerin hatalı olduğunu, müvekkilin söz konusu markayı kullanmadığı raporunun 5. sayfasında açıklanmış iken devam eden kısımlarda çelişkili ve hatalı görüş bildirildiğini, müvekkilinin, davacının markasına tecavüze dayanak yapılan şeklin müvekkili tarafından kullanılmadığını, bu nedenle davacının markasına tecavüz değerlendirmesinin hatalı olduğunu, öncelikle "..." ibaresi, müvekkilinin soyadı olduğu için müvekkili tarafından önceden beri piyasada mevcut ve maruf bir ibare olduğunu, davacı tarafça kullanılan veya ayırt edicilik kazandırılan bir ibare olmadığını, salt davacının markasındaki bazı harf ve seslerin müvekkilinin markası ile benzeşmesinin tüketiciler nezdinde iki markanın iltibasına yol açmayacağını, kaldı ki müvekkilinin tescilini almış olduğu markasında kendi tasarım ürünlerini tüketicilere sunduğunu, markalar bütün olarak değerlendirildiğinde birbirlerinden ayırt edici olduğunu, davacı ile müvekkilinin farklı sektörlerde iştigal ettiğini, markalar arasında işitsel farklılıklar olduğunu, söz konusu markalar işitsel olarak okunduğunda birbirlerinden ayrıldığını, SMK M. 9/2-A'YA göre tescilli markanın ayırt edici karakterlerini değiştirmeden markanın farklı kullanılmasının markanın kullanımı kabul edildiğini, bu nedenle bilirkişilerin müvekkilinin markasını tescilli olduğundan farklı kullandığından bahisle tecavüz eyleminin gerçekleştiğini iddia etmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasını kullanımına ilişkin versiyonlarının kullanımlarının tescilli markanın kullanımdan ibaret olduğunu, marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığı için hesaplanacak bir tazminat da bulunmadığını, maddi tazminat davası açılabilmesi için kusur şartı arandığını, bilirkişilerin tecavüz iddiasını müvekkilinin tescilli kullanımından farklı kullanıyor olmasına dayandırdığını, ancak söz konusu iddia SMK md. 9/2-a karşısında dayanaksız kaldığını, bilirkişilerin davanın esasını etkileyecek konulardaki itiraz ve beyanları dikkate almadıklarını, davacının markasını Türkiye'de ticarete konu etmediğini, davacının tanınmış marka olduğu iddiasını da ispatlayamadığını, davacının markasının tanınmış bir marka olmadığını, davacının ticari itibarının zarar gördüğü iddialarının da soyut ve afaki olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümden reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar şekilde yeniden ek rapor alınmasına, yargılama sonunda haksız davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Güneşli Vergi Dairesi'nden tecavüz dönemine konu kayıtlar celp olunmuş, maddi tazminat hususunda ek rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 30/10/2024 tarihli raporlarında; "Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davalı tarafından, ticari defter ve kayıtları incelemeye sunulmadığından, dava konusu markaya yönelik satışlarının tespit edilemediği, ilgili vergi dairesi tarafından dava dosyasına gönderilen, davalı tarafa ait mali tablolar üzerinden yapılan tespitlerde, davalı tarafın, ticari faaliyetine başladığı tarihten, dava tarihine kadar olan dönem içerisinde, Genel Yönetim Giderleri öncesi 1.298.605,93 TL." sı Faaliyet Karı beyan ettiği, Mahkeme tarafından, davalı tarafın mali tablolarında görülen satışların tamamının, dava konusu markaya yönelik satışlar olduğuna karar verilmesi halinde, markanın satışlara olan etkisi dikkate alınarak, davalı tarafın markasal kullanım nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 389.581,79 TL. sı olarak hesap edildiği, davacı tarafın, maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davalı vekili 08/11/2024 tarihli dilekçesi ile, kök raporda göz ardı edildiği için değerlendirilmeyen ve hatalı görüş bildirilmesine neden olan itirazlarını tekrarladıklarını, müvekkili markasının şirket sahibinin "..." olan soyadından oluştuğunu, açılan davanın TMK m.24 kapsamında müvekkilinin kişilik hakkına saldırı oluşturduğunun göz ardı edildiğini, müvekkilin kullanmakta olduğu "...." markasının TÜRKPATENT nezdinde .... tescil numarası ile tescilli olduğunu, tescilli markanın kullanımının tazminat hesabına dayanak yapılamayacağını, davacı tarafın bu markanın tescili aşamasında herhangi bir itirazda bulunmadığını, bilirkişinin yanlış marka ve görseller arasında değerlendirme yaptığını, heyetin kök rapordaki değerlendirmesine konu olan markanın dava dışı 3. kişi ... adına olan ... başvuru no.lu markası olduğunu, müvekkil şirketin "...." markası ile birlikte kullandığı logonun, davacının logosundan görünüm, çizgi, yazım, şekil ve renk olarak tamamen farklı olduğunu, herhangi bir şekilde davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamanın da kendi afaki ve fahiş olduğunu, gerek yapılan hesaplamaya gerekse de hesaplanan tazminata itiraz ettiklerini, Türkiye'de ticareti olmayan ve zarara ilişkin hiçbir belge sunmayan davacı lehine tazminat hesaplaması yapılmasının da hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin zamanaşımı itirazlarına rağmen hesaplama yapmış olmasının da bir diğer hata olduğunu, açıklanan nedenlerle, itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiini, Mahkeme farklı kanaatte olursa ek rapor alınmasını, hesap yapılması ve miktara yönelik itirazlarının kabulüne, yargılama sonunda haksızlığı sabit olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davacı vekili 06/02/2025 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde belirsiz alacak kaydıyla 10.000 Türk Lirası olarak belirtilen maddi tazminat talebinin, bilirkişi raporu doğrultusunda 389.581.79 Türk Lirası olarak artırılmasına, davanın, arttırılmayan talepler bakımından dava dilekçesindeki talepleri gibi tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalının, davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.
SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/2 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir.
Yukarıda anılı kanuni düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede;
Davaya konu davacıya ait ... tescil numaralı markası "...."; ... tescil numaralı markası "..." harfi ve "..." harfi figüratif biçimde oluşturulmuş "..."; ... tescil numaralı markası ise "..." ve "..." harfini andırır 2 adet .... formun birbirine yaklaştırılması şeklinde oluşturulmuş şekil unsurlarından oluşmaktadır. Davacının markalarındaki asli ve ayırdedici unsur "..." ibaresidir. Davalının markası ve fiili kullanımları ise "...", "..." harfi ve "..." harfi figüratif biçimde oluşturulmuş "..."..." ve ".." harfini andırır 2 adet ... ... formun birbirine yaklaştırılması şeklinde oluşturulmuş şekil" ve "..." ibaresinden oluşmaktadır. .... ve ... ibaresi sektörel açıdan tasvir edici/tanımlayıcı nitelik arz etmektedir. Davalı markasında asli ve ayırtedici unsur "...." ibaresidir. Taraf markalarının yüksek oranda görsel ve işitsel benzerlik içermesi ortalama tüketici nezdinde markalar ya da işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimali doğurabilecek mahiyettedir. Burada ayrıca dikkat edilmesi gereken husus, davalı fiili markasal kullanımlarının, davacının markasının tescilli olduğu emtia grubu ile ayniyet taşımasıdır. Sınıfsal ayniyetin gerçekleştiği durumlarda markaların kural olarak, işitsel, görsel ve kavramsal olarak daha fazla ayrışması beklenir. Buna mukabil taraf markaları arasındaki yüksek orandaki işitsel, görsel benzerlik ile davalı markasının, özel bir bilgi ve dikkat seviyesi bulunmayan ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalini doğurduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.
Davalı öncelikli olarak zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Her ne kadar SMK 157.md'si uyarınca zamanaşımı süresinin tespiti için TBK'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekli ve buna göre de sürenin tecavüz eyleminin ve mütecavizin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak tespiti mümkün ise de, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, ayrıca temadi eden fiillerde zamanaşımının işlemeyeceği kuralı karşısında, somut olayda zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı kabul edilmiştir.
Hesap uzmanı bilirkişi tarafından ticari kayıt ve vergi kayıtları ile tüm deliller ışığında tespit olunan 389.581,79 TL maddi tazminatın, toplanan deliller, ihlal edilen hakkın boyutu ve davalının ticari hacmi ile uyumlu ve usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır.
İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 100.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;
-Davalının, davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün men ve ref'ine, tecavüz oluşturan ve görsellerine bilirkişi raporunda yer verilen davalı yana ait markasal kullanımları havi her türlü tanıtım malzemesine el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, davalının söz konusu markasal kullanımlarını durdurulmasına ve men'ine,
-389.581,79 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
-Hüküm özetinin masrafı davalı taraftan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına,
2-Alınması gereken 33.443,33 TL ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 10.922,48 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 22.251,00 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen tecavüzün tespiti davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 62.333,09 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 10.922,48 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 11.462,18 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 496,50 TL posta-tebligat masrafı ve 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.996,50 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 8.797,20 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸