Yargıtay 1. Ceza Dairesi, nitelikli kasten öldürme suçunda yerel mahkemenin direnme kararını yerinde görmeyerek, eylemin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Özet: Bir sanığın eşini sopa ile darp ederek ölümüne neden olduğu "nitelikli kasten öldürme" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ilişkin ilk derece mahkemesinin kararının, Yargıtay tarafından eylemin "kasten yaralama sonucu ölüme neden olma" olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına rağmen aynı mahkemenin direnerek önceki kararında ısrar etmesi üzerine yapılan incelemede; maktulün genel beden travmasına bağlı yumuşak doku kanaması sonucu öldüğü, taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmadığı, otopsi raporunda kafatası kırığı olmadığı ve sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair kesin delil bulunmadığı anlaşılmasından hareketle, sanığın yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilerek mahkemenin direnme kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/92 E., 2025/268 K.SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeKARAR : DirenmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2025 tarihli ve 2025/92 Esas, 2025/268 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2023/6689 Esas, 2025/837 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307. maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen, 3. fıkrası ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle; Mahkemece verilen direnme kararının; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇA. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2023 tarihli ve 2020/423 Esas, 2023/113 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 53/1. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.05.2023 tarihli ve 2023/621 Esas, 2023/711 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.C. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2023/6689 Esas, 2025/837 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilerek dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.D. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2025 tarihli ve 2025/92 Esas, 2025/268 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına direnilmesine ve sanık hakkında maktule yönelik 5237 sayılı Kanun’un 82/1-d, 53/1. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığına, fazla ceza tayinine ve takdiri indirim uygulanması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇE Türkmenistan vatandaşı olan sanık ile maktulün, gelen uluslararası istinabe cevabına göre 1984 yılından bu yana Türkmenistan kanunlarına göre evli oldukları ve suç tarihinden 2-3 yıl kadar önce çalışmak amacıyla ikamet izni alarak Türkiye’de yaşamaya başladıkları, sanığın ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan bir çiftlikte bekçilik ve hayvan bakımı işçiliği yaptığı, eşi maktulün ise herhangi bir işte çalışmadığı, maktul ve sanığın, çiftlik sahibi tarafından kendilerine tahsis edilen prefabrik müştemilatta yaşamlarını sürdürdükleri, dosyaya yansıyan bilgilere göre çiftin alkol kullanma alışkanlıkları olduğu, suç tarihinde sanığın olayın meydana geldiği prefabrik konutta maktulün vücudunun çeşitli yerlerine sopa ile defalarca vurduğu, maktulün hareketsiz kalması üzerine bir süre bekledikten sonra eşinin öldüğünü söyleyerek yardım istemesiyle olayın resmi makamlara intikal ettiği, maktulün cesedi üzerinde yapılan otopsi işlemi neticesinde düzenlenen rapora göre maktulün ölümünün genel beden travmasına bağlı yaygın yumuşak doku kanaması sonucu meydana geldiği olayda; taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, iki eş arasında yaşanan ve görgü tanığı bulunmayan olayda sanık savunmalarının aksini gösterir bir delile rastlanmadığı, otopsi raporuna göre maktulün kafatası kubbe ve kaide kemiklerinde kırık veya çatlak bulunmadığı gibi diğer yüz kemiklerinde de herhangi bir kırık oluşmadığı, aşırı derecede alkollü olan maktulün ölüm sebebinin yumuşak doku yaralanması sonucu oluştuğu bu nedenlerle sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın yaralama kastı içinde hareket ettiğinin kabulü ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılması gerektiğinden Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2023/6689 Esas, 2025/837 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,10.12.2025 tarihinde karar verildi.