Park yeri tartışması sonrası ölen eşin desteğinden yoksun kalma ve manevi tazminat davasında, taksirle adam öldürme mahkumiyeti, illiyet bağı ve müterafik kusur değerlendirmesiyle ilgili temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, davacının eşinin park yeri tartışması sırasında davalının eylemleri neticesinde kalp krizi geçirerek vefat etmesi üzerine açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasını ele almaktadır; ceza mahkemesince taksirle adam öldürme suçundan mahkumiyetin kesinleşmesi ve adli tıp raporuyla olay ile ölüm arasında illiyet bağının tespit edilmesi sonrasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, müteveffanın müterafik kusurunu da gözeterek davacı lehine kısmen maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/378 Esas – 2023/3549 KararİLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 11 . Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/631 Esas – 2019/631 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin eşi müteveffa ... ile davalı arasında olay tarihi olan 11.07.2014 tarihinde park yeri nedeniyle tartışma yaşandığını ve tartışma sırasında davalının darbeleri nedeniyle ...'nun olay yerinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, bahse konu olayla ilgili olarak taksirle adam öldürme suçundan dava açılmış olup, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/199 esas sayılı dosyasında davalının mahkumiyetine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının suç teşkil eden haksız eylemlerinden dolayı vefat eden müteveffa hakkında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda “...kronik kalp damar hastalığı bulunan kişide ölümün maruz kaldığı tartışma olayının efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucunda meydana gelmiş olduğu'' yönünde rapor tanzim edilmiş olup, olayla ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun açıkça ortaya konulduğunu, davacının meydana gelen ölüm nedeniyle ölen eşinin desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 384.701,74 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını ve davacının eşi ... ...'nun ölümü ile davalı müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ölüm olayının meydana gelmesinde davacının desteğinin de kusuru bulunduğu gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın ve 256.468,00 TL maddi tazminatın 11.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının desteği ...'nun, davalıya yönelik tokat atma şeklindeki haksız eylemi sebebiyle davalının karşılık vererek desteğe vurduğu ve davalının gerçekleştirdiği haksız eylem ile netice arasındaki illiyet bağının mevcudiyetinin ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu, ceza dosyasında eylemin taksirle işlendiği gerekçesiyle haksız tahrik yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının hukuk mahkemesince müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmasına engel teşkil etmediği, ceza dosyası kapsamına göre olayın meydana gelmesinde, desteğin müterafik kusuru bulunduğu, mahkemece tespit edilen kusur oranlarının olayın oluşuna uygun olduğu, somut verilere dayalı ve denetime elverişli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava 11.07.2014 tarihinde açılmış olup 07.07.2021 tarihinde ıslah dilekçesinin sunulduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu gözetildiğinde dava ve ıslah tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, haksız fiilin meydana geliş biçimi, davalının taksirle davacının desteğinin (eşinin) ölmesine sebep olması, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, desteğin müterafik kusuru nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın ve 256.468,00 TL maddi tazminatın 11.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının tamamen kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının desteğinin ölümü ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, tazminat tutarının PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, takdir edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, dava konusu talebin ve ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taksirle ölüme sebebiyet verme eylemi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.