2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma bedeli tespiti ve tescil davasında, Anayasa Mahkemesi iptali sonrası yüksek faiz uygulaması ve bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi.
Özet: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararının her iki tarafça istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi davacı idarenin istinafını reddederken, davalıların istinafını kısmen kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur; bu yeni kararda taşınmaz değerleme metotları ile davacı idare lehine vekalet ücreti verilmemesi isabetli bulunmuş, uzlaşma itirazı reddedilmiş ancak 2942 sayılı Kanunun 10. maddesinin dokuzuncu fıkrasının anayasa mahkemesince iptali gerekçesiyle tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda yasal faiz işletilmesine karar verilerek davanın kabulüne yeniden hükmedilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/8011 E.  ,  2025/14738 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/960 Esas, 2025/546 Karar
KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/694 Esas, 2022/864 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 10... parsel, 2 12... parsel, 2 13... parsel, 2 26... parsel sayılı taşınmazlar ile 2 12... parsel ve 2 27... parsel sayılı taşınmazların davalıların payına isabet eden kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 07.12.2021 tarihinden karar tarihi olan 22.07.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesine ilişkin itirazının dikkate alınmadığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma işleminin usulüne uygun yapılmadığını, davalıların uzlaşmaya davet edilmediklerini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olup taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığını, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, dosyaya sunmuş olduğu emsal taşınmaz satışlarının değerlendirmede dikkate alınmadığını, taşınmazlar üzerindeki yapılara değer biçilirken yapı sınıfının hatalı tespit edildiğini, yüksek oranda yıpranma payı kesintisi yapılmasının doğru olmadığını, ağaç bedelinin de hatalı hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların zeminine emsal karşılaştırması yapılarak; üzerinde kapama meyve bahçesi niteliğindeki ağaçlara kaim değer metoduna göre, kapama niteliği oluşturmayan ağaçlara ise maktuen; üzerindeki yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, her ne kadar davalıların uzlaşmaya davet edilmediği ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında ileri sürülmeyen itirazın istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği; ancak, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gözetilerek tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar Anayasa'nın 46 ncı maddesi gereği kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faize hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, tespit edilen kamulaştırma bedeline uygulanan faizin yüksek enflasyon karşısında değer kaybını gidermeye yetmediğini, taşınmazların gerçek değerinin tespiti gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrası (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek; üzerindeki kapama meyve bahçesi niteliğinde olan meyve ağaçlarına kaim değer metoduna göre, kapama niteliği bulunmayan meyve ağaçlarına ise yaş, cins ve verim durumuna göre maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine " Tespit ve depo edilen toplam 3.311.218,64 TL kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 07.12.2021 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 22.07.2022 tarihine kadar işleyecek yasal faizin davacı idareden tahsili ile davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.