8. Ceza Dairesi, tehdit ve yalan tanıklığa azmettirme suçlarından yargıtay bozma sonrası verilen beraat kararının temyiz incelemesini yaparak hukuki süreci değerlendiriyor.
Özet: Yargıtay tarafından daha önce bozularak yerel mahkemece beraatle sonuçlanan, sanığın ticari ilişkilerde usulsüzlük iddiaları üzerine katılanı tanık beyanlarını değiştirmeye zorlamak amacıyla tehdit ettiği ve yalan tanıklığa azmettirdiği iddialarına ilişkin davanın temyiz incelemesinde, önceki bozmanın yalan tanıklığın esaslı değişiklik içermemesi ve tehditte şüphe dışı delil eksikliği gerekçeleriyle yapıldığı hatırlatılırken, katılan tarafın sanığın diğer usulsüzlüklerinin göz ardı edildiği ve kararın eksik inceleme ile verildiği itirazları değerlendirilmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1011 Esas, 2023/172 KararSUÇLAR : Tehdit, Yalan tanıklık suçuna azmettirmeHÜKÜM : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, DüşmeYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇA. Yargıtay Bozma İlamı Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2014/614 Esas, 2015/1001 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;1.Katılan ...'a karşı tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-2. cümle, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulamasına ve verilen hapis cezasının ertelenmesine,2.Yalan tanıklığa azmettirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 28/1-2. cümle yollamasıyla 272/3, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulamasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/12227 Esas, 2022/18118 Karar sayılı kararı ile ''Sanıklardan ...’ın, özel eğitim okulu işleten ... ...’a bir miktar para borç verdiği, ancak geri ödenmemesi üzerine, okulun bulunduğu binanın mülkiyetinin, ... ...’ın izni ile ...’ın bankaya olan borçlarını ödeyerek tapudaki ipoteği kaldıran sanık ...’a geçtiği, bilahare okulun işletmesini ...’dan devralan ...’ın borçları nedeniyle işletmeyi sürdürmekte zorlanması üzerine, bu borçları ödeyen ...’ın okulun işletmesini de ...’tan anlaşarak devraldığı, bu üç kişi arasında bu suretle ticari bir ilişki oluştuğu, sonrasında ... ...’ın ... hakkında, tefecilik yaparak okuluna el koyduğu iddiaları ile yapılan soruşturma üzerine açılan davada 24.01.2013 günü tanık olarak dinlenen ...’ın, ...’ın tefecilik yapmadığını ancak ... ile aralarında bir alacak verecek ilişkisi olduğunu, bu kapsamda ...’nın ...’ın borçlarını kapatmak üzere toplam 1.500.000,00 TL. ödeme yaptığını ve karşılığında okul binasını aldığını beyan ettiği, özü itibariyle aynı maddi vakıalara dayanarak ...’ın ... ...’a borç para verdiğini reddetmediği, sadece alacak borç ilişkisini soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde tefecilik olarak nitelendirdiği, bu durumda maddi vakıalarda esaslı bir değişiklik bulunmayan beyanlarının yalan tanıklık suçunu oluşturmayacağından, sanığın da yalan tanıklığa zorlama suçundan bahsedilemeyeceği, sanık ... ile taraflar ve tanıklar arasında menfaat çatışması da olduğu dikkate alındığında, atılı tehdit suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmasının kanuna aykırı olduğu nedeniyle'' bozulmasına karar verilmiştir.B. Yargıtay Bozma ilamından Sonraki Yargılama SüreciTarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/1011 Esas, 2023/172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında1.Tehdit suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat,2. Yalan tanıklık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılanın Temyiz İstemiSanık ... ile ... ... arasında iş ilişkisi olmadığına, sanık ...'ın tefecilik ve yağma suçlarını işlediğinin Yargıtay kararları ile sabit görüldüğünü, ifadelerinin dikkate alınmadığını, yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava dosyası kapsamına göre;sanık ...’ın, özel eğitim okulu işleten ... ...’a bir miktar para borç verdiği, ancak geri ödenmemesi üzerine, okulun bulunduğu binanın mülkiyetinin, ... ...’ın izni ile ...’ın bankaya olan borçlarını ödeyerek tapudaki ipoteği kaldıran sanık ...’a geçtiği, okulun işletmesini ...’dan devralan katılan ...’ın borçları nedeniyle işletmeyi sürdürmekte zorlanması üzerine, bu borçları ödeyen sanık ...’ın okulun işletmesini de ...’tan anlaşarak devraldığı, bu üç kişi arasında bu suretle ticari bir ilişki oluştuğu, sonrasında ... ...’ın sanık ... hakkında, tefecilik yaparak okuluna el koyduğu iddiaları ile yapılan soruşturma üzerine tefecilik suçundan kamu davası açıldığı,bu davaya ilişkin olarak sanık ...'nın katılan ...'a sürekli ifadesini değiştirmesi yönünde baskı yaparak kendisine olan borçlarından ve hakkındaki icra takibinden bahisle ve "her yerde adamları olduğundan, "-kendisinin de gördüğü üzere- kimsenin birşey yapamayacağı"ndan sözetmek suretiyle "sonunun ... gibi olmasını istemezsin" gibi ifadeler kullanarak tehdit ettiği,katılanın bu sözler karşısında, tanık olarak çağırıldığı 24/01/2013 tarihli celsede kolluk beyanının aksine sanık ...’ın tefecilik yapmadığını ancak ... ile aralarında bir alacak verecek ilişkisi olduğunu, bu kapsamda sanık ...’nın ...’ın borçlarını kapatmak üzere toplam 1500.000 TL. ödeme yaptığını ve karşılığında okul binasını aldığını beyan etmek suretiyle yalan tanıklık yaptığı iddialarına ilişkin olarak; 1.Sanık hakkındaki yargılama konusu eylemler için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-2. cümlesi,272/3 maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık hakkında savunmasının alındığı tarih olan 26.12.2014 olduğu ve bu tarihten, Yargıtay bozma ilamından sonra verilen hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/1011 Esas, 2023/172 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde karar verildi.