Yargıtay 2. Ceza Dairesinden hırsızlık ve mala zarar verme suçlarında istinaf ret kararlarının temyiz edilemezlik ve esastan reddiyle onanması kararı.
Özet: Sanık müdafiinin mala zarar verme suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara yönelik temyiz istemi, ceza miktarı nedeniyle temyiz edilemezlik gerekçesiyle reddedilmiş; hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf başvurusunun esastan reddi kararının temyiz incelemesinde ise, müdafiinin yetersiz delil ve kimlik tespiti itirazları hukuka aykırı bulunmayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun görülerek onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/15159 E.  ,  2025/19388 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2877 E., 2022/1790 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
I. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2021/2877 Esas, 2022/1790 Karar sayılı kararının sanık müdafiinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "Mahkemece görüntülerin çözünürlüğünün düşük olması sebebiyle bahse konu kişinin sanık olup olmadığına dair bir kanaat elde edilemediğinin belirtildiği hâlde, mahkûmiyet hükmü verildiğine, sanığın suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığına, suça konu eşyaların el arabası ile taşınmasının mümkün olmadığına, gerekçeli kararda hiçbir değerlendirmenin yapılmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.