İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, TTK 390/4e aykırı alındığı iddia edilen yönetim kurulu kararının geçersizliği ve denetim kayyımı atanması talepli ticari şirket davası istinafı.
Özet: Davacı vekili, halka açık davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin bilgisi ve katılımı olmaksızın, Türk Ticaret Kanununun 390/4 maddesine aykırı olarak alındığını ileri sürdüğü bir yönetim kurulu kararının geçersizliğini talep etmektedir; zira bu kararın, yönetim kurulu toplantısı yapılmadığı halde müvekkiline herhangi bir öneri sunulmaksızın, şirketin temsil ve ilzamı ile iç yönerge değişikliği gibi kritik konularda alındığını belirterek, telafisi güç zararların önüne geçilmesi amacıyla kararın uygulanmasının durdurulmasını ve denetim kayyımı atanmasını istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2025/601 KARAR NO : 2025/2033T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 21/01/2025NUMARASI : 2024/729 Esas - 2025/46 Karar DAVA: Ticari ŞirketİSTİNAF KARAR TARİHİ:30/12/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... A.Ş.'nin halka açık bir anonim şirket olduğunu, müvekkillerinin ... ... A.Ş.’nin ortakları olduğunu, davalı şirket tarafından öncelikle 28.05.2024 tarihli ve 05.07.2024 tarihli tartışmalı ve muhalefet şerhleri nedeniyle uyuşmazlıklara konu olmuş Genel Kurul toplantıları yapılmış ve müvekkili ...'nin davalı şirketin 05.07.2024 tarihli Genel Kurul toplantısında Yönetim Kurulu üyesi seçilmiş olduğunu, davalı şirketin aynı Genel Kurul toplantısında Yönetim Kurulu üyesi seçilen ... ... tarafından 31.07.2024 tarihinde müvekkilinin de dahil olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerinin 01.08.2024 tarihinde Yönetim Kurulu toplantısına davet edilmiş ve toplantının yapılamaması halinde kararların TTK'nın 390/4.maddesi çerçevesinde alınacağının belirtilmiş olduğunu, ... ...'ın yalnız bir gün öncesinde, akşam saatlerine doğru saat 16:19 da yaptığı çağrı ile Yönetim Kurulunu yalnız bir gün sonra saban saatlerinde toplantıya çağırmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirket yönetiminin, toplantıya katılımı imkansız kılmak amacıyla sadece bir gün öncesinde çağrı yapmış olmasına rağmen müvekkili ...'nun toplantı gün ve saatine hazır bulunmuş ancak toplantının yapılmamış olduğunu, bu defe müvekkili ...'nun kendisine bilgi dahi verilmeksizin 01/08/2024 tarihli 23 numaralı yönetim kurulu kararının alındığını öğrenmiş ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne göndermiş olduğu 01/08/2024 tarihli dilekçe ile Yönetim Kurulu kararından haberdar olmadığını, Yönetim Kurulu üyelerinin bir kısmının şehir dışına bulunduğunu bildirerek kararın tescil edilmemesini talep etmiş olduğunu, müvekkiline toplantı daveti yapıldığı halde aynı gün içerisinde, şehir dışındaki iki üyeden elden imza toplanmasına karşın, hazır bulunan müvekkiline karar tasarısı dahi sunulmaksızın karar alınmasının esas itibariyle toplantı davetinin en başından itibaren kötü niyetli bir girişim olduğunu ortaya koymakta olduğunu, TTK'nın 390.maddesinin 4.fıkrasının; " Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın gerekçelilik şartıdır." yolundaki hükmü uyarınca yazılı onay suretiyle alınacak karar önerisinin tüm yönetim kurulu üyelerine arz edilmiş olmasının kararın geçerlilik şartı olduğunu, ancak müvekkilinin incelemesine karar şeklinde bir öneri sunulmamış olduğunu, müvekkilinin toplantı için hazır bulunduğu halde toplantı yapılmamış, bunun yanı sıra yine müvekkiline hiçbir bilgi verilmeksizin ve karar şeklinde bir öneri müvekkilinin incelemesine sunulmaksızın şirketin temsil ve ilzamı ile iç yönerge değişikliği gibi son derece önemli konularda yönetim kurulu kararı alınmış olduğunu, ilgili 23 numaralı Yönetim Kurulu kararıyla, iki kişinin sınırsız imza yetkilisi olarak atanmış ve şirketin 2022 tarihli iç yönergesinin iptal edilmiş olduğunu, bu yönüyle şirketin temsilline ilişkin son derece önemli kararların müvekkilinin bilgisi olmaksızın gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı şirketin 23 numaralı ve 01/08/2024 tarihli yönetim kurulu kararlarının müvekkilinin hiçbir şekilde bilgisi olmaksızın alınmış olup, TTK'nın 390/4.maddesi çerçevesinde karar tasarısının müvekkiline arz edilmemiş olması nedeniyle söz konusu kararın geçersiz olduğunu, huzurdaki davaya konu yönetim kurulu kararını, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere geçersiz olduğunu, diğer yandan, bu geçersiz kararla şirketin temsil ve ilzamına ilişkin düzenlemeler yapılmış ve iki yönetim kurulu üyesine sınırsız yetki verilmiş olduğunu, temsil ve ilzam kararına dayanarak şirketle yapılacak işlemler bakımından sonradan telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açılması ihtimali de bulunduğunu, bu nedenle davada nihai karar verilinceye kadar ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi müvekkilinin de aralarında bulunduğu pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla, bu konuda karar verilinceye kadar 01/08/2024 tarihli ve 23 numaralı yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasına ve şirket faaliyetlerinin hukuka aykırı olarak ilerlemesinin engellenmesi için Denetim Kayyımı Atanmasına ihtiyaten karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; haklı davanın kabulüne, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile öncelikle, 01/08/2024 tarihli kararın yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasına, halka açık şirketin kanuna aykırı ve pay sahiplerinin aleyhine yönetilmesinin engellenmesi amacıyla şirkete denetim kayyımı atanmasına, dava konusu 01/08/2024 tarihli ve 23 nolu Yönetim Kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari merkezi Osmaniye Mah. ... Sok. ...Bakırköy/İstanbul adresinde bulunan ve İstanbul Ticaret Siciline...no ile kayıtlı müvekkilinin 1956 yılında kurulan, tüm dünyaya kumaş ve hazır giyim ihracatı yapan ülkemizin önde gelen entegre üreticilerinden birisi olduğunu, şirketin ortaklık yapısının, her biri 6.426.000 TL sermaye payına karşılık gelen ve kendilerine bir takım imtiyazlar tanınan A ve B grubu pay sahipleri ile herhangi bir imtiyaz tanınmayan bakiye sermayeyi temsil eden ve kısmen halka arz edilmiş C grubu pay sahiplerinden oluşmakta olduğunu, davacıların B Grubu pay sahiplerinin bir kısmı olduğunu, şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacıların finansal tabloların görüşülmesinin erteleme talebinde bulunmaları üzerine ertelenen genel kurul toplantısının 05.07.2024 tarihinde yapılmış olduğunu, söz konusu toplantıda B Grubu pay sahiplerinin gösterdiği adaylardan davacı ...'nun oybirliği ile yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduğunu, Genel Kurul Kararlarının tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan müracaatın uzun süre bekletilmiş, yönetim kurulu tescili yapılmadığı için şirketi temsile yetkili organ kalmamış, bu nedenle şirket personel ücretlerini ve kredi taksitlerini ödeyememiş, tedarikçilerine ödeme yapamamış ve bir ay boyunca şirketin çok zor bir duruma düşürülmüş olduğunu, dava dilekçesindeki ikrardan, davacıların tescilin yapılmaması amacı ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bir takım itiraz dilekçeleri verdiklerini, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde şifahen yönetim kuruluna seçilen ...'nun noterden onaylı görev kabul yazısının temini istenilmiş, davacının ise böyle bir belgeyi vermekten imtina etmiş olduğunu, şirket genel müdürünün Whatsapp üzerinden kendisine durumu bildiren mesajına cevap dahi vermemiş olduğunu, şirketin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle ve davacı ...'nın da görev kabul yazısı vermemesi üzerine 02.08.2024 tarihli yazı ile geçici tescil yapılması talebinde bulunmak zorunda kalınmış olduğunu, bu yazı üzerine geçici tescil yapılmış olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün geçici tescil kararına karşı ...'ndan görev kabul yazısı aranmasının yersiz ve gereksiz olduğu gerekçesi ile taraflarınca itiraz edilmiş olduğunu, hukuki görüşleri adı geçenin görev kabul yazısı vermesine gerek olmadığı şeklinde olsa da, konunun mahkeme aracılığı ile uzun bir süreç içinde çözümlenmesi yerine istenilen belgeyi vermek sureti ile kolay ve çabuk şekilde çözümlenmesinin davacı tarafça tercih edilmemesinin kötü niyeti ortaya koymakta olduğunu, davacı tarafça Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verilen muhtelif dilekçeler üzerine ilgililerin tescil yapmaktan çekinerek, geçici tescil yapmaya karar verdiklerinin anlaşılmakta olduğunu, bu hususta hukuki süreç devam etmekte olup, alınacak kararlara göre süreç hakkında ilave açıklama ve delilleri sunma haklarını saklı tutuyor olduklarını, şirket genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin seçiminden sonra tescil için gerekli görev dağılımı ve imza yetkililerinin belirlenmesi için birden çok yönetim kurulu toplantıları yapılmış olduğunu, dava konusu 01.08.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısından önce 11.07.2024 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapılmış, davacı ...'nun Nisan'2023 tarihinden bu yana olduğu gibi bu yönetim kurulu toplantısına da iştirak etmemiş olduğunu, söz konusu tarihte yapılan yönetim kurulu toplantısının 18 sayılı kararında seçilen yönetim kurulu üyeleri arasında görev paylaşımı kararı alınmış olduğunu, adı geçenin bu yönetim kurulu toplantısına iştirak etmemesi nedeni ile geçmiş dönemlerde olduğu gibi "murahhas üye" olarak seçilmesi mümkün olmamış ve yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verilmiş olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 11.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararının şirketin İç yönergesi ile uyumlu bulunmadığını ifade etmesi üzerine İç Yönerge'nin değiştirilmesi zorunluluğu doğmuş, ancak bu yapılana kadar içinde bulunulan zor durumu aşmak ve bir an evvel şirketi temsile yetkili kişilerin belirlenebilmesi amacı ile 01.08.2024 tarihinde tekrar yönetim kurulu toplantısı yapılması zorunluluğu doğmuş olduğunu, söz konusu yönetim kurulu toplantısının şirketin faaliyetini sürdürebilmesi için temsile yetkili kişilerin bir an evvel belirlenmesi için acilen yapılması gereken zorunlu bir toplantı olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere şirketin görev paylaşımı ve temsiline ilişkin yönetim kurulu kararı tescil edilmediğinden şirketin ertelenen genel kurul toplantısından itibaren faaliyetini devam ettiremez hale gelmiş olduğunu, bir an önce görev paylaşımı ve temsile ilişkin yönetim kurulu kararının alınması zorunlu olduğundan, yönetim kurulu başkanının toplantı davetinde bulunmuş ve bu davetin tüm yönetim kurulu üyeleri ile birlikte davacı ...'na da ulaştırılmış olduğunu, davacı ...'nun 25.04.2023 tarihinden bu güne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarının hiçbirisine iştirak etmemiş olduğunu, davacılar aksi iddiada iseler de, adı geçenin iştirak ettiği en az bir yönetim kurulu toplantısı tarihini beyan etmeleri gerekli olduğunu, şirketin rutin işleyişinde her yönetim kurulu toplantısında, bir sonraki toplantının hangi tarih ve saatte yapılacağına karar verildiğini ve o tarihte toplantının yapıldığını, dolayısı ile tarihi önceden yönetim kurulu kararı ile belirlenen toplantılar için Başkanın herhangi bir toplantı daveti göndermeyeceğini, sadece üyeler ile gerekli görürler ise önceden detaylı bilgi alabilmeleri için görüşülecek hususlara ilişkin gündemin paylaşıldığını, bunun dışında bir yönetim kurulu toplantısı yapılması gerektiği hallerde yönetim kurulu başkanının bütün üyelere toplantı günü, saati ve gündemi içeren bir toplantı çağrısı gönderdiğini, Yönetim Kurulu üyelerinin önerilen günde bir mazeretleri varsa yönetim kurulu başkanının asistanına veya genel müdüre bildirmeleri gerektiğini, bu iletişim ile çoğunluğun önerisine göre toplantı için başka bir gün veya saat belirlendiğini veya yönetim kurulu üyelerinin elektronik ortamdan iştirak edeceklerini bildirebiliyor olduklarını, TTK'nun 390/1 ve Şirket esas sözleşmesinin 10. Maddesine uygun olarak, şirketin sağladığı ... üzerinden yapılan VPN ve TCP tanımlamaları ile dileyen yönetim kurulu üyesinin kendilerine tanımlanan güvenli bir elektronik ortamda yönetim kurulu toplantısına iştirak edebileceğini, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere kendisine toplantı daveti ulaşan ...'nun, 15 aydan bu yana olduğu gibi toplantıya fiziken veya elektronik ortamda iştirak edeceğine dair hiçbir cevap vermemiş olduğunu, dolayısı ile yönetim kurulu toplantısı kendisinin yokluğunda yapılmış ve karar alınmış olduğunu, Yönetim Kurulu toplantısının yapıldığı 01.08.2024 tarihinde ...'nun şirket merkezine gelerek hazır bulunduğu iddiasının gerçek dışı, uydurma bir iddia olduğunu, mahkememizden 01.08.2024 günü ...'nun hangi saatte şirket merkezine geldiği, hangi saatte ayrıldığı, kimin odasında beklediği gibi detayların davacı tarafça açıklanmasının istenilmesine dair ara karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı tarafça ara karar üzerine açıklama yapılır ise şirketin dış ve iç güvenlik kameralarının açıklanacak saat dilimi arasındaki görüntülerini mahkememize sunacak olduklarını, güvenlik kameraları görüntülerinin, iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, keza davacı ...'nun ... ... no'lu cep telefonunun HTS kayıtları incelendiğinde 01.08.2024 günü şirket adresi civarında sinyal vermediğinin sabit olacağını, adı geçenin HTS kayıtlarının istenilmesini talep ediyor olduklarını, bu delillerin dava dilekçesindeki iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koymaya yeterli ve gerekli olduğunu, dava konusu kararın, TTK'nun 390/4 maddesine göre alınan bir karar olmadığını, davet yazısından anlaşılacağı üzere; üyelerinin çoğunluğunun mazeret beyan etmeleri halinde yönetim kurulu kararının TTK 390/4'e uygun biçimde alınacağının Yönetim Kurulu Başkanı tarafından bildirilmiş olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin bir kısmının fiziken, bir kısmı elektronik ortamda toplantıya iştirak edeceklerini bildirmeleri üzerine TTK 390/4'e göre karar alınmasına gerek kalmadığını, toplantıda alınan kararın kağıda dökülerek bilahare yönetim kurulu üyelerine imzaya gönderilmesi, toplantıda alınan karara uygun metnin iştirak eden tüm üyeler tarafından imza edilmesi sureti ile kararın kanuna ve esas sözleşmeye uygun şekilde alınmış olduğunu, şüphesiz ki her yönetim kurulu toplantısından sonra alınan kararların yazılarak imzaya sunulmasının mümkün olmayabileceğini, alınan kararın bilahare yazılıp toplantıya iştirak eden üyelerce imzalanmasının kanuna aykırı bir yönü bulunmadığını, yazılan ve yönetim kurulu üyeleri tarafından yeterli nisapla imza edilen bir yönetim kurulu kararının TTK 390/son maddesi uyarınca geçerli bir karar olduğunu, davacıların kararın TTK 390/4'e göre alındığı ve/veya alınması gerektiği iddialarının hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını, bu açıdan dava dilekçesinde yer alan TTK'nun 390/4 maddesine ilişkin yersiz ve gereksiz açıklamaları cevaplandırmaya gerek görmediklerini, 01.08.2024 tarihinde davacı ...'nun şirket merkezine gelmemiş ve toplantıya iştirak etmemiş olduğunu, kararın yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantı ve karar nisabı sağlanarak alınmış olduğunu, bu açıdan kötüniyetli ve gerçek dışı davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, Nisan 2023'den bu yana hiçbir yönetim kurulu toplantısına iştirak etmeyen, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin görev paylaşımının yapılacağı 11.07.2024 tarihli toplantısına dahi iştirak etmeyen davacının, (her nasılsa) 01.08.2024 tarihli toplantıya iştirak etmek amacı ile şirket merkezine geldiği iddiasının gayri samimi ve gerçek dışı olduğunu, Yönetim Kuruluna seçilmiş olmasına rağmen; Ticaret Sicil Müdürlüğünce talep edilen görev kabul beyanını imzalamamak, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne genel kurul kararlarının tescil edilmemesi yönünde dilekçeler sunmak, Yönetim Kurulu toplantılarına iştirak etmemek, iştirak etmediği açık olmasına rağmen 01.08.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararının iptali için gerçek dışı iddialarla huzurdaki davayı açmak, kendisinin oybirliği ile seçildiği şirket yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile denetim kayyumu atanması talebinde bulunmak hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; esasen yönetim kurulu toplantısına iştirak etse ve muhalif kalmış olsa dahi oy çoğunluğu ile aynı kararın yine de alınacağını bilen davacı ... ve diğer davacıların, sırf şirketi zor durumda bırakmak ve yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile kötüniyetle huzurdaki davayı açtıklarının anlaşılmakta olduğunu, burada gerçek amacın şirketin veya pay sahiplerinin menfaatini korumak olmadığını, malum olduğu üzere TTK'nun 369. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin dürüstlük kuralına uyarak şirket menfaatlerini özenle gözetmek zorunda olduklarını, dürüstlük kuralına aykırı olarak; katılmadığı bir yönetim kurulu toplantısına " katılmak üzere geldim" diyerek gerçek dışı iddiada bulunulmasının dürüstlük kuralına tamamen aykırı olduğunu, kanun kötüniyeti himaye etmeyeceğinden, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, talep edilen ihtiyati tedbir kararı da haksız ve dayanaksız bulunduğundan mahkememizin 14.08.2024 tarihli ara kararı ile talebin reddine karar vermesinin gayet isabetli ve hukuka uygun olduğunu, davacıların iddialarının haksız ve gerçek dışı olmasının yanı sıra, şirket yönetim kurulunun 01.08.2024 tarihli YKK ile şirketi temsile yetkili olanları belirlemesinden sonra 06.08.2024 tarihinde yeniden toplantı düzenlenmiş davacı ...'nun bu toplantıya da iştirak etmemiş, yapılan yönetim kurulu toplantısında yeniden düzenlenen İç Yönerge'nin kabulüne, iç yönergeye uygun olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olanların belirlenmesine ilişkin 06.08.2024 tarih ve 25 sayılı yönetim kurulu kararının alınmış olduğunu, söz konusu yönetim kurulu kararının 23.08.2024 tarihinde tescil ve ilan edilmiş olduğunu, şirketin imza sirküleri yeniden düzenlenmiş ve dava konusu 01.08.2024 tarih ve 23 sayılı yönetim kurulu kararının da hukuki bir anlamı kalmamış olduğunu, şirket yönetim kurulunun 06.08.2024 tarihli kararları ile uygulaması kendiliğinden sona eren yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasının talep edilmesinin bu açıdan da abesle iştigal olduğunu beyanla; öncelikle delillerin toplanması için ara karar verilmesine, gerçek dışı iddialara dayanak haksız ve kötüniyetli davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Yapılan bu açıklamalar ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alındığında, her ne kadar yönetim kurulu çağrısının yönetim kurulu başkanı tarafından yapıldığı ve toplantı nisabının sağlandığı görülmüş ise de, yönetim kurulu üyelerinden davacı ...'na karar önerisinin sunulduğu ve davacı ...'nun onayının alındığı hususunun dosya kapsamı ile sabit olmadığı, davalı şirketin bu hususta ispat külfetini yerine getirmediği, davacı ...'nun aynı tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği, her ne kadar davalı tarafça yönetim kurulu üyelerinden bir kısmının elektronik ortamda toplantıya katılacaklarını bildirdikleri ve kararın TTK m.390/4 hükmüne uygun olduğu belirtilmiş ise de, alınan kararın davacı ...'nun önerisine sunulmadığı, davacı ...'nun toplantıya katılmadığı ve toplantı tutanağında kararın nasıl alındığı hususunun belirtilmediği, karar önerisinin davacı ...'nun önerisine sunulduğu ispatlanamadığından Yargıtay 11.HD'nin 17/11/2015 tarih, 2014/17476 esas, 2015/12128 karar sayılı ilamı uyarınca yönetim kurulu kararının geçerliliğinden söz edilemeyeceği, kararın geçersiz olduğu kanaatine varıldığından açılan davanın kabulü ile davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 01/08/2024 tarihli ve 23 nolu yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespitine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'na gönderilen yönetim kurulu davetinde gerekli nisabın toplanamaması halinde kararın TTK m. 390/4 maddesi uyarınca alınacağı açıkça belirtildiğini, bu noktadan sonra kararda bu ibarenin yer almadığından bahisle usule ve yasaya uygun bir kararın geçersizliğine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, şirketin görev paylaşımı ve temsiline ilişkin yönetim kurulu kararı tescil edilmediğinden şirket ertelenen genel kurul toplantısından itibaren faaliyetini devam ettiremez hale geldiğini, bir an önce görev paylaşımı ve temsile ilişkin yönetim kurulu kararının alınması zorunlu olduğundan, yönetim kurulu başkanı toplantı davetinde bulunmuş ve bu davet tüm yönetim kurulu üyeleri ile birlikte davacı ...'na da ulaştırıldığını, davacı ... 25.04.2023 tarihinden bu güne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarının hiçbirisine iştirak etmediğini, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere kendisine toplantı daveti ulaşan ..., 15 aydan bu yana olduğu gibi toplantıya fiziken veya elektronik ortamda iştirak edeceğine dair hiçbir cevap vermemiş dolayısı ile yönetim kurulu toplantısı kendisinin yokluğunda yapılmış ve karar alınmış olup yönetim kurulu toplantısının yapıldığı 01.08.2024 tarihinde ...'nun şirket merkezine gelerek hazır bulunduğu iddiası gerçek dışı, uydurma bir iddia olduğunu, dava konusu karar, TTK'nun 390/4 maddesine göre alınan bir karar olmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu, esasen yönetim kurulu toplantısına iştirak etse ve muhalif kalmış olsa dahi oy çoğunluğu ile aynı kararın yine de alınacağını bilen davacı ... ve diğer davacıların, sırf şirketi zor durumda bırakmak ve yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile kötüniyetle huzurdaki davayı açtıklarını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının butlanı, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu yönetim kurulu kararının butlanla batıl olup olmadığı noktasındadır.Davalı şirket yönetim kurulu tarafından 01/08/2024 tarih ve 23 sayılı yönetim kurulu kararı alınmıştır.Davacı tarafça, davacı ... nun toplantı gün ve saatinde hazır olmasına rağmen toplantının yapılmadığını, dolaştırma usulüne de riayet edilmediğini, dava konusu yönetim kurulu kararından haberdar olmadıklarını beyanla yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 391. Maddesine göre, yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır. TTK’da yönetim kurulu toplantıları bakımından toplantı çağrısının şekli, çağrının içeriği, gönderilme zamanı gibi hususlarda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yönetim kurulu, üyelere daha önceden herhangi bir çağrı yapılmamasına rağmen, tüm üyelerin hazır bulunması ve hiçbirinin itirazda bulunmaması şartıyla çağrısız olarak toplanarak da karar alabilir. Yönetim kurulu anonim şirketin yasayla düzenlenmiş zorunlu organlarından biridir. Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu kararları kural olarak toplantılarda alınır. Toplantı üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde yada kısmen yada tamamen elektronik ortamda yapılabilir. Toplantılara katılmak, görüşlerini söylemek ve oy kullanmak her üyenin hem hakkı hem görevidir. Kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte Yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır(Yargıtay 11. HD'nin 20/09/2023 Tarih ve 2022/2858 E. - 2023/5133 K. sayılı kararı). Ayrıca, tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edilmesi temel amaç olup, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunmaktadır. Bu kapsamda, kendisine yönetim kurulu toplantısı hakkında çağrı yapılmayan yönetim kurulu üyesinin, söz konusu hakkını ihlal eder şekilde toplanan yönetim kurulunda alınan karara karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.Davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından 31/06/2024 tarihli mail ile, 01/08/2024 tarihi ve saat 11:00'da şirket merkezinde yapılacak yönetim kurulu toplantısı için çağrı yapılmıştır. Gündem ise, şirket iç yönergesi hakkında görüşme, imza yetkilerinin kaldırılması hakkında görüşme, yönetim kurulu görev taksimi, temsil ve ilzam yetkilerinin belirlenmesi olarak belirlenmiştir. Dava konusu yönetim kurulu kararında davacı ...'nun toplantıya katılmadığı belirtilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, yönetim kurulu üyelerinin bir kısmı fiziken, bir kısmı elektronik ortamda toplantıya iştirak edeceklerini bildirmeleri üzerine TTK 390/4'e göre karar alınmasına gerek kalmadığını, toplantıda alınan kararın kağıda dökülerek bilahare yönetim kurulu üyelerine imzaya gönderilmesi, toplantıda alınan karara uygun metnin iştirak eden tüm üyeler tarafından imza edilmesi sureti ile kararın kanuna ve esas sözleşmeye uygun şekilde alındığını beyan etmiştir. Davalı tarafça, bir kısım yönetim kurulu üyelerinin toplantıya elektronik ortamda katıldıklarını ileri sürmüş ise de, dava konusu yönetim kurulu kararında böyle bir ibare bulunmadığı gibi toplantının elektronik ortamda yapıldığına(Elektronik Toplantı Sistemi kurduğu veya bu hizmeti aldığına) ilişkin bir ispat da bulunmamaktadır. Bu halde bazı yönetim kurulu üyelerinin toplantıya katılmadıkları ve TTK'nın 390/4. maddesindeki usulü uygulanmadığı halde dava konusu yönetim kurulu kararını imzaladıkları anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. Maddesinin son cümlesinde yönetim kurulu üye sayısının 7, toplantı nisabının 6 kişi olduğu ve kararların asgari 6 üyenin olumlu oyları ile sınırlı olduğu düzenlenmiştir. Davacı ... ve diğer bir kısım üyelerin usulünce toplantıya katılmadıkları anlaşıldığına göre, gerekli nisaplarla alınmayan dava konusu yönetim kurulu kararı yoklukla maluldür. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.T.C.İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2025/601 KARAR NO : 2025/2033T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 21/01/2025NUMARASI : 2024/729 Esas - 2025/46 Karar DAVA: Ticari ŞirketİSTİNAF KARAR TARİHİ:30/12/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... A.Ş.'nin halka açık bir anonim şirket olduğunu, müvekkillerinin ... ... A.Ş.’nin ortakları olduğunu, davalı şirket tarafından öncelikle 28.05.2024 tarihli ve 05.07.2024 tarihli tartışmalı ve muhalefet şerhleri nedeniyle uyuşmazlıklara konu olmuş Genel Kurul toplantıları yapılmış ve müvekkili ...'nin davalı şirketin 05.07.2024 tarihli Genel Kurul toplantısında Yönetim Kurulu üyesi seçilmiş olduğunu, davalı şirketin aynı Genel Kurul toplantısında Yönetim Kurulu üyesi seçilen ... ... tarafından 31.07.2024 tarihinde müvekkilinin de dahil olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerinin 01.08.2024 tarihinde Yönetim Kurulu toplantısına davet edilmiş ve toplantının yapılamaması halinde kararların TTK'nın 390/4.maddesi çerçevesinde alınacağının belirtilmiş olduğunu, ... ...'ın yalnız bir gün öncesinde, akşam saatlerine doğru saat 16:19 da yaptığı çağrı ile Yönetim Kurulunu yalnız bir gün sonra saban saatlerinde toplantıya çağırmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirket yönetiminin, toplantıya katılımı imkansız kılmak amacıyla sadece bir gün öncesinde çağrı yapmış olmasına rağmen müvekkili ...'nun toplantı gün ve saatine hazır bulunmuş ancak toplantının yapılmamış olduğunu, bu defe müvekkili ...'nun kendisine bilgi dahi verilmeksizin 01/08/2024 tarihli 23 numaralı yönetim kurulu kararının alındığını öğrenmiş ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne göndermiş olduğu 01/08/2024 tarihli dilekçe ile Yönetim Kurulu kararından haberdar olmadığını, Yönetim Kurulu üyelerinin bir kısmının şehir dışına bulunduğunu bildirerek kararın tescil edilmemesini talep etmiş olduğunu, müvekkiline toplantı daveti yapıldığı halde aynı gün içerisinde, şehir dışındaki iki üyeden elden imza toplanmasına karşın, hazır bulunan müvekkiline karar tasarısı dahi sunulmaksızın karar alınmasının esas itibariyle toplantı davetinin en başından itibaren kötü niyetli bir girişim olduğunu ortaya koymakta olduğunu, TTK'nın 390.maddesinin 4.fıkrasının; " Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın gerekçelilik şartıdır." yolundaki hükmü uyarınca yazılı onay suretiyle alınacak karar önerisinin tüm yönetim kurulu üyelerine arz edilmiş olmasının kararın geçerlilik şartı olduğunu, ancak müvekkilinin incelemesine karar şeklinde bir öneri sunulmamış olduğunu, müvekkilinin toplantı için hazır bulunduğu halde toplantı yapılmamış, bunun yanı sıra yine müvekkiline hiçbir bilgi verilmeksizin ve karar şeklinde bir öneri müvekkilinin incelemesine sunulmaksızın şirketin temsil ve ilzamı ile iç yönerge değişikliği gibi son derece önemli konularda yönetim kurulu kararı alınmış olduğunu, ilgili 23 numaralı Yönetim Kurulu kararıyla, iki kişinin sınırsız imza yetkilisi olarak atanmış ve şirketin 2022 tarihli iç yönergesinin iptal edilmiş olduğunu, bu yönüyle şirketin temsilline ilişkin son derece önemli kararların müvekkilinin bilgisi olmaksızın gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı şirketin 23 numaralı ve 01/08/2024 tarihli yönetim kurulu kararlarının müvekkilinin hiçbir şekilde bilgisi olmaksızın alınmış olup, TTK'nın 390/4.maddesi çerçevesinde karar tasarısının müvekkiline arz edilmemiş olması nedeniyle söz konusu kararın geçersiz olduğunu, huzurdaki davaya konu yönetim kurulu kararını, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere geçersiz olduğunu, diğer yandan, bu geçersiz kararla şirketin temsil ve ilzamına ilişkin düzenlemeler yapılmış ve iki yönetim kurulu üyesine sınırsız yetki verilmiş olduğunu, temsil ve ilzam kararına dayanarak şirketle yapılacak işlemler bakımından sonradan telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açılması ihtimali de bulunduğunu, bu nedenle davada nihai karar verilinceye kadar ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi müvekkilinin de aralarında bulunduğu pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla, bu konuda karar verilinceye kadar 01/08/2024 tarihli ve 23 numaralı yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasına ve şirket faaliyetlerinin hukuka aykırı olarak ilerlemesinin engellenmesi için Denetim Kayyımı Atanmasına ihtiyaten karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; haklı davanın kabulüne, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile öncelikle, 01/08/2024 tarihli kararın yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasına, halka açık şirketin kanuna aykırı ve pay sahiplerinin aleyhine yönetilmesinin engellenmesi amacıyla şirkete denetim kayyımı atanmasına, dava konusu 01/08/2024 tarihli ve 23 nolu Yönetim Kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari merkezi Osmaniye Mah. ... Sok. ...Bakırköy/İstanbul adresinde bulunan ve İstanbul Ticaret Siciline...no ile kayıtlı müvekkilinin 1956 yılında kurulan, tüm dünyaya kumaş ve hazır giyim ihracatı yapan ülkemizin önde gelen entegre üreticilerinden birisi olduğunu, şirketin ortaklık yapısının, her biri 6.426.000 TL sermaye payına karşılık gelen ve kendilerine bir takım imtiyazlar tanınan A ve B grubu pay sahipleri ile herhangi bir imtiyaz tanınmayan bakiye sermayeyi temsil eden ve kısmen halka arz edilmiş C grubu pay sahiplerinden oluşmakta olduğunu, davacıların B Grubu pay sahiplerinin bir kısmı olduğunu, şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacıların finansal tabloların görüşülmesinin erteleme talebinde bulunmaları üzerine ertelenen genel kurul toplantısının 05.07.2024 tarihinde yapılmış olduğunu, söz konusu toplantıda B Grubu pay sahiplerinin gösterdiği adaylardan davacı ...'nun oybirliği ile yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduğunu, Genel Kurul Kararlarının tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan müracaatın uzun süre bekletilmiş, yönetim kurulu tescili yapılmadığı için şirketi temsile yetkili organ kalmamış, bu nedenle şirket personel ücretlerini ve kredi taksitlerini ödeyememiş, tedarikçilerine ödeme yapamamış ve bir ay boyunca şirketin çok zor bir duruma düşürülmüş olduğunu, dava dilekçesindeki ikrardan, davacıların tescilin yapılmaması amacı ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bir takım itiraz dilekçeleri verdiklerini, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde şifahen yönetim kuruluna seçilen ...'nun noterden onaylı görev kabul yazısının temini istenilmiş, davacının ise böyle bir belgeyi vermekten imtina etmiş olduğunu, şirket genel müdürünün Whatsapp üzerinden kendisine durumu bildiren mesajına cevap dahi vermemiş olduğunu, şirketin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle ve davacı ...'nın da görev kabul yazısı vermemesi üzerine 02.08.2024 tarihli yazı ile geçici tescil yapılması talebinde bulunmak zorunda kalınmış olduğunu, bu yazı üzerine geçici tescil yapılmış olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün geçici tescil kararına karşı ...'ndan görev kabul yazısı aranmasının yersiz ve gereksiz olduğu gerekçesi ile taraflarınca itiraz edilmiş olduğunu, hukuki görüşleri adı geçenin görev kabul yazısı vermesine gerek olmadığı şeklinde olsa da, konunun mahkeme aracılığı ile uzun bir süreç içinde çözümlenmesi yerine istenilen belgeyi vermek sureti ile kolay ve çabuk şekilde çözümlenmesinin davacı tarafça tercih edilmemesinin kötü niyeti ortaya koymakta olduğunu, davacı tarafça Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verilen muhtelif dilekçeler üzerine ilgililerin tescil yapmaktan çekinerek, geçici tescil yapmaya karar verdiklerinin anlaşılmakta olduğunu, bu hususta hukuki süreç devam etmekte olup, alınacak kararlara göre süreç hakkında ilave açıklama ve delilleri sunma haklarını saklı tutuyor olduklarını, şirket genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin seçiminden sonra tescil için gerekli görev dağılımı ve imza yetkililerinin belirlenmesi için birden çok yönetim kurulu toplantıları yapılmış olduğunu, dava konusu 01.08.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısından önce 11.07.2024 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapılmış, davacı ...'nun Nisan'2023 tarihinden bu yana olduğu gibi bu yönetim kurulu toplantısına da iştirak etmemiş olduğunu, söz konusu tarihte yapılan yönetim kurulu toplantısının 18 sayılı kararında seçilen yönetim kurulu üyeleri arasında görev paylaşımı kararı alınmış olduğunu, adı geçenin bu yönetim kurulu toplantısına iştirak etmemesi nedeni ile geçmiş dönemlerde olduğu gibi "murahhas üye" olarak seçilmesi mümkün olmamış ve yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verilmiş olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 11.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararının şirketin İç yönergesi ile uyumlu bulunmadığını ifade etmesi üzerine İç Yönerge'nin değiştirilmesi zorunluluğu doğmuş, ancak bu yapılana kadar içinde bulunulan zor durumu aşmak ve bir an evvel şirketi temsile yetkili kişilerin belirlenebilmesi amacı ile 01.08.2024 tarihinde tekrar yönetim kurulu toplantısı yapılması zorunluluğu doğmuş olduğunu, söz konusu yönetim kurulu toplantısının şirketin faaliyetini sürdürebilmesi için temsile yetkili kişilerin bir an evvel belirlenmesi için acilen yapılması gereken zorunlu bir toplantı olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere şirketin görev paylaşımı ve temsiline ilişkin yönetim kurulu kararı tescil edilmediğinden şirketin ertelenen genel kurul toplantısından itibaren faaliyetini devam ettiremez hale gelmiş olduğunu, bir an önce görev paylaşımı ve temsile ilişkin yönetim kurulu kararının alınması zorunlu olduğundan, yönetim kurulu başkanının toplantı davetinde bulunmuş ve bu davetin tüm yönetim kurulu üyeleri ile birlikte davacı ...'na da ulaştırılmış olduğunu, davacı ...'nun 25.04.2023 tarihinden bu güne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarının hiçbirisine iştirak etmemiş olduğunu, davacılar aksi iddiada iseler de, adı geçenin iştirak ettiği en az bir yönetim kurulu toplantısı tarihini beyan etmeleri gerekli olduğunu, şirketin rutin işleyişinde her yönetim kurulu toplantısında, bir sonraki toplantının hangi tarih ve saatte yapılacağına karar verildiğini ve o tarihte toplantının yapıldığını, dolayısı ile tarihi önceden yönetim kurulu kararı ile belirlenen toplantılar için Başkanın herhangi bir toplantı daveti göndermeyeceğini, sadece üyeler ile gerekli görürler ise önceden detaylı bilgi alabilmeleri için görüşülecek hususlara ilişkin gündemin paylaşıldığını, bunun dışında bir yönetim kurulu toplantısı yapılması gerektiği hallerde yönetim kurulu başkanının bütün üyelere toplantı günü, saati ve gündemi içeren bir toplantı çağrısı gönderdiğini, Yönetim Kurulu üyelerinin önerilen günde bir mazeretleri varsa yönetim kurulu başkanının asistanına veya genel müdüre bildirmeleri gerektiğini, bu iletişim ile çoğunluğun önerisine göre toplantı için başka bir gün veya saat belirlendiğini veya yönetim kurulu üyelerinin elektronik ortamdan iştirak edeceklerini bildirebiliyor olduklarını, TTK'nun 390/1 ve Şirket esas sözleşmesinin 10. Maddesine uygun olarak, şirketin sağladığı ... üzerinden yapılan VPN ve TCP tanımlamaları ile dileyen yönetim kurulu üyesinin kendilerine tanımlanan güvenli bir elektronik ortamda yönetim kurulu toplantısına iştirak edebileceğini, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere kendisine toplantı daveti ulaşan ...'nun, 15 aydan bu yana olduğu gibi toplantıya fiziken veya elektronik ortamda iştirak edeceğine dair hiçbir cevap vermemiş olduğunu, dolayısı ile yönetim kurulu toplantısı kendisinin yokluğunda yapılmış ve karar alınmış olduğunu, Yönetim Kurulu toplantısının yapıldığı 01.08.2024 tarihinde ...'nun şirket merkezine gelerek hazır bulunduğu iddiasının gerçek dışı, uydurma bir iddia olduğunu, mahkememizden 01.08.2024 günü ...'nun hangi saatte şirket merkezine geldiği, hangi saatte ayrıldığı, kimin odasında beklediği gibi detayların davacı tarafça açıklanmasının istenilmesine dair ara karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı tarafça ara karar üzerine açıklama yapılır ise şirketin dış ve iç güvenlik kameralarının açıklanacak saat dilimi arasındaki görüntülerini mahkememize sunacak olduklarını, güvenlik kameraları görüntülerinin, iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, keza davacı ...'nun ... ... no'lu cep telefonunun HTS kayıtları incelendiğinde 01.08.2024 günü şirket adresi civarında sinyal vermediğinin sabit olacağını, adı geçenin HTS kayıtlarının istenilmesini talep ediyor olduklarını, bu delillerin dava dilekçesindeki iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koymaya yeterli ve gerekli olduğunu, dava konusu kararın, TTK'nun 390/4 maddesine göre alınan bir karar olmadığını, davet yazısından anlaşılacağı üzere; üyelerinin çoğunluğunun mazeret beyan etmeleri halinde yönetim kurulu kararının TTK 390/4'e uygun biçimde alınacağının Yönetim Kurulu Başkanı tarafından bildirilmiş olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin bir kısmının fiziken, bir kısmı elektronik ortamda toplantıya iştirak edeceklerini bildirmeleri üzerine TTK 390/4'e göre karar alınmasına gerek kalmadığını, toplantıda alınan kararın kağıda dökülerek bilahare yönetim kurulu üyelerine imzaya gönderilmesi, toplantıda alınan karara uygun metnin iştirak eden tüm üyeler tarafından imza edilmesi sureti ile kararın kanuna ve esas sözleşmeye uygun şekilde alınmış olduğunu, şüphesiz ki her yönetim kurulu toplantısından sonra alınan kararların yazılarak imzaya sunulmasının mümkün olmayabileceğini, alınan kararın bilahare yazılıp toplantıya iştirak eden üyelerce imzalanmasının kanuna aykırı bir yönü bulunmadığını, yazılan ve yönetim kurulu üyeleri tarafından yeterli nisapla imza edilen bir yönetim kurulu kararının TTK 390/son maddesi uyarınca geçerli bir karar olduğunu, davacıların kararın TTK 390/4'e göre alındığı ve/veya alınması gerektiği iddialarının hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını, bu açıdan dava dilekçesinde yer alan TTK'nun 390/4 maddesine ilişkin yersiz ve gereksiz açıklamaları cevaplandırmaya gerek görmediklerini, 01.08.2024 tarihinde davacı ...'nun şirket merkezine gelmemiş ve toplantıya iştirak etmemiş olduğunu, kararın yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantı ve karar nisabı sağlanarak alınmış olduğunu, bu açıdan kötüniyetli ve gerçek dışı davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, Nisan 2023'den bu yana hiçbir yönetim kurulu toplantısına iştirak etmeyen, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin görev paylaşımının yapılacağı 11.07.2024 tarihli toplantısına dahi iştirak etmeyen davacının, (her nasılsa) 01.08.2024 tarihli toplantıya iştirak etmek amacı ile şirket merkezine geldiği iddiasının gayri samimi ve gerçek dışı olduğunu, Yönetim Kuruluna seçilmiş olmasına rağmen; Ticaret Sicil Müdürlüğünce talep edilen görev kabul beyanını imzalamamak, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne genel kurul kararlarının tescil edilmemesi yönünde dilekçeler sunmak, Yönetim Kurulu toplantılarına iştirak etmemek, iştirak etmediği açık olmasına rağmen 01.08.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararının iptali için gerçek dışı iddialarla huzurdaki davayı açmak, kendisinin oybirliği ile seçildiği şirket yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile denetim kayyumu atanması talebinde bulunmak hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; esasen yönetim kurulu toplantısına iştirak etse ve muhalif kalmış olsa dahi oy çoğunluğu ile aynı kararın yine de alınacağını bilen davacı ... ve diğer davacıların, sırf şirketi zor durumda bırakmak ve yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile kötüniyetle huzurdaki davayı açtıklarının anlaşılmakta olduğunu, burada gerçek amacın şirketin veya pay sahiplerinin menfaatini korumak olmadığını, malum olduğu üzere TTK'nun 369. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin dürüstlük kuralına uyarak şirket menfaatlerini özenle gözetmek zorunda olduklarını, dürüstlük kuralına aykırı olarak; katılmadığı bir yönetim kurulu toplantısına " katılmak üzere geldim" diyerek gerçek dışı iddiada bulunulmasının dürüstlük kuralına tamamen aykırı olduğunu, kanun kötüniyeti himaye etmeyeceğinden, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, talep edilen ihtiyati tedbir kararı da haksız ve dayanaksız bulunduğundan mahkememizin 14.08.2024 tarihli ara kararı ile talebin reddine karar vermesinin gayet isabetli ve hukuka uygun olduğunu, davacıların iddialarının haksız ve gerçek dışı olmasının yanı sıra, şirket yönetim kurulunun 01.08.2024 tarihli YKK ile şirketi temsile yetkili olanları belirlemesinden sonra 06.08.2024 tarihinde yeniden toplantı düzenlenmiş davacı ...'nun bu toplantıya da iştirak etmemiş, yapılan yönetim kurulu toplantısında yeniden düzenlenen İç Yönerge'nin kabulüne, iç yönergeye uygun olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olanların belirlenmesine ilişkin 06.08.2024 tarih ve 25 sayılı yönetim kurulu kararının alınmış olduğunu, söz konusu yönetim kurulu kararının 23.08.2024 tarihinde tescil ve ilan edilmiş olduğunu, şirketin imza sirküleri yeniden düzenlenmiş ve dava konusu 01.08.2024 tarih ve 23 sayılı yönetim kurulu kararının da hukuki bir anlamı kalmamış olduğunu, şirket yönetim kurulunun 06.08.2024 tarihli kararları ile uygulaması kendiliğinden sona eren yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasının talep edilmesinin bu açıdan da abesle iştigal olduğunu beyanla; öncelikle delillerin toplanması için ara karar verilmesine, gerçek dışı iddialara dayanak haksız ve kötüniyetli davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Yapılan bu açıklamalar ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alındığında, her ne kadar yönetim kurulu çağrısının yönetim kurulu başkanı tarafından yapıldığı ve toplantı nisabının sağlandığı görülmüş ise de, yönetim kurulu üyelerinden davacı ...'na karar önerisinin sunulduğu ve davacı ...'nun onayının alındığı hususunun dosya kapsamı ile sabit olmadığı, davalı şirketin bu hususta ispat külfetini yerine getirmediği, davacı ...'nun aynı tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği, her ne kadar davalı tarafça yönetim kurulu üyelerinden bir kısmının elektronik ortamda toplantıya katılacaklarını bildirdikleri ve kararın TTK m.390/4 hükmüne uygun olduğu belirtilmiş ise de, alınan kararın davacı ...'nun önerisine sunulmadığı, davacı ...'nun toplantıya katılmadığı ve toplantı tutanağında kararın nasıl alındığı hususunun belirtilmediği, karar önerisinin davacı ...'nun önerisine sunulduğu ispatlanamadığından Yargıtay 11.HD'nin 17/11/2015 tarih, 2014/17476 esas, 2015/12128 karar sayılı ilamı uyarınca yönetim kurulu kararının geçerliliğinden söz edilemeyeceği, kararın geçersiz olduğu kanaatine varıldığından açılan davanın kabulü ile davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 01/08/2024 tarihli ve 23 nolu yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespitine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'na gönderilen yönetim kurulu davetinde gerekli nisabın toplanamaması halinde kararın TTK m. 390/4 maddesi uyarınca alınacağı açıkça belirtildiğini, bu noktadan sonra kararda bu ibarenin yer almadığından bahisle usule ve yasaya uygun bir kararın geçersizliğine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, şirketin görev paylaşımı ve temsiline ilişkin yönetim kurulu kararı tescil edilmediğinden şirket ertelenen genel kurul toplantısından itibaren faaliyetini devam ettiremez hale geldiğini, bir an önce görev paylaşımı ve temsile ilişkin yönetim kurulu kararının alınması zorunlu olduğundan, yönetim kurulu başkanı toplantı davetinde bulunmuş ve bu davet tüm yönetim kurulu üyeleri ile birlikte davacı ...'na da ulaştırıldığını, davacı ... 25.04.2023 tarihinden bu güne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarının hiçbirisine iştirak etmediğini, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere kendisine toplantı daveti ulaşan ..., 15 aydan bu yana olduğu gibi toplantıya fiziken veya elektronik ortamda iştirak edeceğine dair hiçbir cevap vermemiş dolayısı ile yönetim kurulu toplantısı kendisinin yokluğunda yapılmış ve karar alınmış olup yönetim kurulu toplantısının yapıldığı 01.08.2024 tarihinde ...'nun şirket merkezine gelerek hazır bulunduğu iddiası gerçek dışı, uydurma bir iddia olduğunu, dava konusu karar, TTK'nun 390/4 maddesine göre alınan bir karar olmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu, esasen yönetim kurulu toplantısına iştirak etse ve muhalif kalmış olsa dahi oy çoğunluğu ile aynı kararın yine de alınacağını bilen davacı ... ve diğer davacıların, sırf şirketi zor durumda bırakmak ve yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile kötüniyetle huzurdaki davayı açtıklarını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının butlanı, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu yönetim kurulu kararının butlanla batıl olup olmadığı noktasındadır.Davalı şirket yönetim kurulu tarafından 01/08/2024 tarih ve 23 sayılı yönetim kurulu kararı alınmıştır.Davacı tarafça, davacı ... nun toplantı gün ve saatinde hazır olmasına rağmen toplantının yapılmadığını, dolaştırma usulüne de riayet edilmediğini, dava konusu yönetim kurulu kararından haberdar olmadıklarını beyanla yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 391. Maddesine göre, yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır. TTK’da yönetim kurulu toplantıları bakımından toplantı çağrısının şekli, çağrının içeriği, gönderilme zamanı gibi hususlarda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yönetim kurulu, üyelere daha önceden herhangi bir çağrı yapılmamasına rağmen, tüm üyelerin hazır bulunması ve hiçbirinin itirazda bulunmaması şartıyla çağrısız olarak toplanarak da karar alabilir. Yönetim kurulu anonim şirketin yasayla düzenlenmiş zorunlu organlarından biridir. Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu kararları kural olarak toplantılarda alınır. Toplantı üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde yada kısmen yada tamamen elektronik ortamda yapılabilir. Toplantılara katılmak, görüşlerini söylemek ve oy kullanmak her üyenin hem hakkı hem görevidir. Kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte Yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır(Yargıtay 11. HD'nin 20/09/2023 Tarih ve 2022/2858 E. - 2023/5133 K. sayılı kararı). Ayrıca, tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edilmesi temel amaç olup, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunmaktadır. Bu kapsamda, kendisine yönetim kurulu toplantısı hakkında çağrı yapılmayan yönetim kurulu üyesinin, söz konusu hakkını ihlal eder şekilde toplanan yönetim kurulunda alınan karara karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.Davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından 31/06/2024 tarihli mail ile, 01/08/2024 tarihi ve saat 11:00'da şirket merkezinde yapılacak yönetim kurulu toplantısı için çağrı yapılmıştır. Gündem ise, şirket iç yönergesi hakkında görüşme, imza yetkilerinin kaldırılması hakkında görüşme, yönetim kurulu görev taksimi, temsil ve ilzam yetkilerinin belirlenmesi olarak belirlenmiştir. Dava konusu yönetim kurulu kararında davacı ...'nun toplantıya katılmadığı belirtilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, yönetim kurulu üyelerinin bir kısmı fiziken, bir kısmı elektronik ortamda toplantıya iştirak edeceklerini bildirmeleri üzerine TTK 390/4'e göre karar alınmasına gerek kalmadığını, toplantıda alınan kararın kağıda dökülerek bilahare yönetim kurulu üyelerine imzaya gönderilmesi, toplantıda alınan karara uygun metnin iştirak eden tüm üyeler tarafından imza edilmesi sureti ile kararın kanuna ve esas sözleşmeye uygun şekilde alındığını beyan etmiştir. Davalı tarafça, bir kısım yönetim kurulu üyelerinin toplantıya elektronik ortamda katıldıklarını ileri sürmüş ise de, dava konusu yönetim kurulu kararında böyle bir ibare bulunmadığı gibi toplantının elektronik ortamda yapıldığına(Elektronik Toplantı Sistemi kurduğu veya bu hizmeti aldığına) ilişkin bir ispat da bulunmamaktadır. Bu halde bazı yönetim kurulu üyelerinin toplantıya katılmadıkları ve TTK'nın 390/4. maddesindeki usulü uygulanmadığı halde dava konusu yönetim kurulu kararını imzaladıkları anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. Maddesinin son cümlesinde yönetim kurulu üye sayısının 7, toplantı nisabının 6 kişi olduğu ve kararların asgari 6 üyenin olumlu oyları ile sınırlı olduğu düzenlenmiştir. Davacı ... ve diğer bir kısım üyelerin usulünce toplantıya katılmadıkları anlaşıldığına göre, gerekli nisaplarla alınmayan dava konusu yönetim kurulu kararı yoklukla maluldür. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025