Yurt dışı şantiyede çalışan işçinin fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ücret alacakları davasında tanık beyanlarının geçerliliği ve temyiz incelemesi.
Özet: Yurt dışında çalışan bir işçinin ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, işverenin ücretin bu alacakları kapsadığını veya ödeme yaptığını ispatlayamaması üzerine, işçinin tanık beyanlarıyla kanıtlanan yoğun çalışma koşullarını dikkate alarak talebi kısmen haklı bulmuş; işveren vekilinin, ücretin tüm çalışmaları kapsadığı ve tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğu yönündeki itirazları üzerine karar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/3992 E., 2025/726 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. İş MahkemesiSAYISI: 2018/408 E., 2020/703 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.12.2014-25.01.2018 tarihleri arasında alt yapı formeni olarak davalıya ait yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, çalıştığı süre boyunca bayram ve hafta sonu tatilleri de dâhil olmak üzere haftanın 7 günü 07.30-23.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin işin bitmesi nedeni ile hakları ödenerek feshedildiğini, davacının alacağının bulunmadığını, davacının aylık ücretinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını kapsadığını, iddia edilen çalışma koşullarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen faiz oranı ve başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu ile yurda giriş çıkış kayıtları uyarınca davalı Şirkette 16.12.2014-25.01.2018 tarihleri arasında çalıştığı, dosyada bulunan bordrolarda ve davacı imzasını taşıyan yurt dışı iş sözleşmesinin 6. maddesinde işçinin ücretinin aylık 2.050,00 Euro olduğunun belirtildiği, bu ücretin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını da kapsadığına dair bir hüküm bulunmadığı, dosya kapsamına davacının davalı işyerindeki günlük ve haftalık çalışmasına yönelik olarak günlük ve haftalık fiilî çalışmalarını tespite elverişli herhangi bir işyeri giriş çıkış kaydı sunulmadığı, sunulan puantaj kayıtları ise elverişsiz bulunduğu; buna göre tanık beyanları uyarınca davacının haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığının, ayda iki hafta tatilinde ve dinî bayramlar dışındaki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, dosyaya sunulan imzalı bordrolarda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının bulunmadığı, davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerektiğinden somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, davalı tarafın fazla çalışma ücretinin ücretin içinde olduğuna ilişkin savunmasını doğrular herhangi bir belgenin sunulmadığı, yurt dışı iş sözleşmesinde buna dair açık bir hüküm bulunmadığı, "Fazla çalışma ücreti : Yok" şeklindeki ibarenin hukuken geçerli kabul edilemeyeceği, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının fazla çalışma yaptığını, bir kısım hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı; söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin işverence kanıtlanmadığı, hesaplamalarda davacının yurt içinde olduğu dönemlerin dışlandığı, alacaklara uygulanan indirim oranının makul olduğu, vekâlet ücreti hesabında da isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinin her nevi çalışmalarını kapsar şekilde belirlendiğini, buna rağmen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, 2. İmzalı bordrolar ve banka kayıtlarının aksi yazılı delille ispatlanabileceğinden tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, 3. Davacı tarafça sunulan puantaj adı altındaki belgelerin imzasız, kaşesiz olması sebebiyle her zaman düzenlenilebilir adi belge niteliğinde olduğunu, 4. Davacının yıllık ücretli izin için Türkiye'de bulunduğu sürelerin hesaplamalardan dışlanmamasının hatalı olduğunu,5. Hüküm altına alınan alacaklara en üst sınırdan indirim uygulanması gerektiğini,6. Alacaklara hükmedilen faizin türünün de hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile alacaklara uygulanan faizin türüne ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 46. maddesine göre hafta tatili, yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saatlik dinlenmedir. Aynı Kanun'un 63. maddesinde genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok kırk beş saat olduğu nispi emredici şekilde düzenlenmiş; 41. maddesinde ise Kanun'da yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmanın fazla çalışma olduğu belirtilmiştir. Davacı ile davalı işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin eki niteliğindeki bilgi formunda çalışma süresi "30 gün*8 saat" olarak kararlaştırılmış olup ilgili bilgi formu ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında; davacının haftalık çalışmasının 48 saat (6x8=48) olduğu ve ücretin de buna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hüküm geçerlidir (Aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.10.2022 tarihli ve 2022/9465 Esas, 2022/12684 Karar sayılı kararı). Şu hâlde haftalık 3 saat fazla çalışma ücrete dâhil olduğundan, fazla çalışma alacağının haftalık 48 saatin üzerindeki çalışma bakımından hesaplanması gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Diğer yandan, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hesabında dışlandığı ifade edilmiş ise de, söz konusu raporda hesaplamalara esas alınan hafta sayıları incelendiğinde davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin dışlanmadığı anlaşılmaktadır. Karar bu yönüyle de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta hüküm altına alınan alacaklara, sözü edilen düzenleme ve davacı talebi gözetilmeksizin en yüksek mevduat faizi uygulanması hatalı olup Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmalıdır.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.