Yurt dışı şantiyede kalıpçı olarak çalışan işçinin kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta ve ulusal tatil ücretleri ile döviz kuru uyuşmazlığının temyiz değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, yurt dışı şantiyelerinde çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davayı konu almaktadır. İşveren ise işçinin istifa ettiğini ve iddiaların asılsız olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi işçinin alacaklarının çoğunu kabul ederken, bölge adliye mahkemesi kararı onamış ancak kıdem tazminatının işçinin talebine uygun olarak döviz cinsinden hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bu yönde düzelterek yeniden karar vermiştir. Davalı işveren, bölge adliye mahkemesi kararını, kur ve ücret hataları ile işçinin istifa ettiği gerekçesiyle temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2515 E., 2025/744 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş MahkemesiSAYISI : 2017/848 E., 2021/147 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışı şantiyelerinde 2010-2016 yılları arasında kalıpçı ekip başı olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.750,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin çalışma süresi boyunca 07.00-18.00 saatleri arasında iki haftada bir hafta tatili kullanmak suretiyle çalıştığını, yılbaşı hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının 21.12.2011-16.05.2015 tarihlerinde çalıştığını, çalışma süresinin ve ücretinin eksik bildirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, çalışma koşullarına ilişkin iddilarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça talep edilen faiz oranına itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.12.2011-16.05.2015 tarihleri arasında çalıştığı, dosyada yer alan istifa dilekçesinin tarih içermediği, iş sözleşmesinin tazminata hak kazanılamayacak şekilde sona erdiğinin davalı işveren tarafından ispatlanmadığı, davacının tanıklarla ortak çalışma dönemi dikkate alınarak davalıya ait işyerinde fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde ve dinî bayramların ilk günü ile yılbaşı hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığının işverence ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, yıllık ücretli izin alacağının ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenilen tanık beyanları, banka hesap hareketleri, ücret bordroları dikkate alındığında davacının aylık ücretinin ve giydirilmiş ücretinin doğru bir şekilde tespit edildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık beyanları ve delil durumuna uygun olarak çalıştıkları dönem dikkate alınarak hesaplandığı, bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği ancak dava ve ıslah dilekçesi içeriği dikkate alındığında davacının kıdem tazminatını USD cinsinden talep etmiş olmasına rağmen söz konusu alacağın TL cinsinden hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, buna ilişkin davacı istinafının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, yıllık ücretli izin alacağının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Alacakların USD üzerinden hesaplanması sırasında kur hatası yapıldığını, 2. İş sözleşmesi davacının işyerini eylemli olarak terk etmesi nedeni ile sonlandığından kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddi gerektiğini, 3. Davacının son ücretinin imzalı ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere 1.350,00 TL olduğunu, 4. Davacının fazladan kullandığı yıllık ücretli izin sürelerinin hafta tatili ile fazla çalışma ücreti alacağından mahsubu gerektiğini, 5. Davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken Sosyal Güvenlik Kurumundan tanıkların hizmet dökümleri celp edilmeden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının aylık ücretinin miktarı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.